tüm istanbul yaralarından çok acıtır istanbul yangını,
bu şehir içine işler kokun olur zamanla.
tüm özlenen şehirlere inat;
dört başı mamur, çöker içine.
öfkeyle yazılan her ayrılık mektubunu
yırtar atar küstahça
için burkulur acizlikten ama,
yine dönüp sevdalanırsın ilk günde ki gibi
Duvarlarinda " kemalist duzeni yikacagiz " yazan sehir. birileri hala istanbul' un kendilerini bekleyecegini umut ederek yasayadursun , tophanenin karanlik sokaklarinda yatan o cocuklar duvarlarina iste bu cumleyi yaziyorlar.
Nereye gidersem gideyim bir an önce dönmek istediğim, gürültüsünü, trafiğini, tozunu toprağını ve egzos kokulu havasını bile özlediğim, adının bile kulağıma bir başka güzel geldiği, doğduğum, büyüdüğüm, eşi benzeri olmayan güzel şehrim. (bkz: istanbullu olmak)
marshall yardımları sonrasında büyük göç alan bunun neticesinde çarpık yapılaşmanın, düzensizliğin baş gösterdiği aslında dünyanın en güzel şehiri olma şansı varken, berbat bir şehir olan buna rağmen yinede ailenin ve tanıdıkların hep bu civarda olması yüzünden sevilen, özlenen şehir.
sokakları kahpedir bu şehrin,
bir o kadarda soğuktur karanlıkları...
yıkar adamı yanlızlık puslu gecelerinde.
matem vardır gökyüzünde.
ay bile hüzünlü vurur denize,
yakamozu bile bir acılı parlar...
her rüzgarı biraz daha hissettirir yanlızlığı
içini üşütür adamın estikçe.
sancı vurur insanın kalbine ağırdan,
istanbul gecelerinin yanlızlığını hissettiçe..
1453 yılında fatih'in fethi ile Osmanlıya dahil olan ve Bizans imparatorluğunda adı constantinopolis iken,el değiştirmesi ile adı istanbul olan,üniversitede okumak için geldiğim ve yaşamaya başladığım,gelirken "ya ben orayı sevemem korkutuyo beni" dediğim,ama yaşamaya başlayınca aşkın nasıl birşey olduğunu öğrendiğim, tatile sahil kesimine gidildiğinde bile en fazla 10 gün sonra "ya ben istanbul'u özledim" dedirten, bazı bazı trafikte cebelleşirken küfretmenize neden olan;onun için binlerce şarkı ve şiir yazılan,iki kıtayı birbirine bağlayan;dünya'nın hiçbiryerinde karşı kıyıyı bukadar yakından göremiyeceğiniz bir boğaza adını veren;bebek,emirgan,çengelköy,sarıyer,kilyos,etiler,anadalu feneri,rumeli hisarı,kadıköy,beşiktaş,eminönü,sultanahmet ve daha adını sayamayacağım pek çok güzel gezilesi mekanın yer aldığı, "bir gün ben buraları nasıl terkedicem?" sorusunun kafanızı kemirmesine neden olan; yaşamaktan zevk alınan,çıtır çıtır simit ve çay ile sahilde oturup huzur bulmanızı sağlayan, dünya şehridir istanbul.
düzgün bir yapı reformu yapılırsa, daha yaşanılası hale getirilirse açık ara avrupa'nın en güzel şehri olacaktır ki bana göre zaten şu anda bilr avrupa'nın en güzeli. *