'istanbul'a neden ''istanbul'' deniyor merak edenlere etimolojik bir yolculuk:
şehrin adı iÖ 660'tan iS 330'a kadar Byzantion'muş;
330'da Roma imparatoru I. Constantinus,
kenti başkent ilan etmiş ve adını Konstantinopolis olarak değiştirmiş.
395'te Roma imparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle Konstantinopolis
Doğu Roma imparatorluğu diye de bilinen Bizans imparatorluğu'nun başkenti olmuş.
Kent, 1453'te II. Mehmed (Fatih Sultan Mehmed) tarafından
Osmanlı topraklarına katıldıktan ve Osmanlı başkentinin Edirne'den
buraya taşınmasından sonra da uzun süre Konstantinopolis adıyla anılmış.
Bir dönem, Konstantinopolis'ten Arapçalaştırılarak Konstantiniyye de denmiş.
'eis ten polin' ya da 'is tin polin'
(Yunancada 'kente doğru' ya da 'kentte') biçimindeki cümlecik,
Osmanlı döneminde Stimbol, Estanbul, istambol gibi
değişimler geçirdikten sonra istanbul'a dönüşmüş.
Kent, istanbul adı tam olarak benimseninceye kadar
Dersaadet ve Âsitane adlarıyla da anılmış. Kimileyin
resmi belgelerde 'Şehr-i Kostantin' diye de geçmiş.*
halki, dunyanin en guzel sehrinde yasadigi yalaniyla uyutulan, her gecen gun daha da bataga saplanan, dunyanin en kalabalik gettolarindan biridir.
saniyorum dogal guzelliklerine hickimse laf soyleyemez. bir bakarsaniz, kitalari ayiran bogazin, gollerin, akarsularin, dunyanin en guzel denizi marmaranin, altin boynuzun bir arada toplandigi canli bir mucizedir istanbul. diger taraftan da insanin dogayi ne kadar berbat edebileceginin yasayan fotografidir. istanbul'un istanbulluktan ciktigini anlamak icin tepebasi'ndan halic'e soyle bir bakmak, beyoglu'ndaki yuksek bir binanin terasindan bogazi izlemek yeterlidir, ya da cekmece'de gol kenarinda bir yuruyuse cikmak...
istanbul'un dunyanin en guzel sehri oldugu onermesi bundan en az 100 yil onceye aittir. bugunku yapilasmasi, trafigi ve en onemlisi insan profili az gelismis sehir modeline bire bir ornektir. bir sehre dunyanin en guzel sehri yakistirmasini yapabilmek icin, o sehirde ulasim, cevre gibi altyapi problemleri olmamalidir. insanlar ulasmak istedikleri yere gereken zamanda ulasabilmeli, evlerine geri donduklerinde kesik suyla elektrikle karsilasmamalidir. bir insan dunyanin en guzel sehrinde yasiyorsa, yaya gecidinden karsidan karsiya gecebilmeyi, kaldirimda yuruyebilmeyi, saat ne kadar gec olursa olsun yuruyuse cikabilmeyi, ya da metroya binerken itilip kakilmamayi da haketmelidir.
barındırdığı insanların hemen hemen tümünün küfür ederek yaşadığı ama bir türlü terk edemediği şehir. ne yapıyor ne ediyor bağlıyor kendine bir sekilde insanı.
binlerce yıldır milyonlarca kişinin tecavüzüne uğramış ve hala herkesin beraber olmak isteyebileceği kadar güzel, içinden deniz geçen tek kadındır istanbul..
hayatımda izlediğim en iyi görsel sanat aktivitesi istanbul devlet opera ve balesine böle mükemmel bir şey hazırladıkları için teşekkür ediyoru imkanı olan gitsin zaten sadece müzikleri bile tek başına yeterli olacak kadar güzel ki akmnin o bütün incelikleriyle çok daha etkili olmuş
hayatının bir dönemini burada geçiren kişinin bir daha başka bir yerde yapamadığı şehirdir. öyle bir büyüsü vardır. içinde yaşarken ne kadar şikayet etsen, küfür de etsen ayrıldın mı 3 gün sonra özleyip geri dönmek için fırsat kolladığın maşuk şehirdir.
papa gelmese, önemli bir cenaze olmasa, kar yağmasa, suikastler olmasa, sürücüleri biraz daha saygılı olsa, gaspçı-kapkaççılar olmasa yaşanabilecek en güzel şehir. *
dünyada herkesin gözü olan,anadoludan gelen insanların haydarpaşa'da 'harbiden taşı taprağı altınmış' dedikleri ,fakat 5 kişinin gelip 3 kişinin geri döndüğü, artık insan ve araba kabul etmeyen bir şehrimizdir.
1453 yılında konstantinopolis olan ismi fatih sultan mehmet' in fethinin ardından istanbul olarak değiştirilmiş şehirdir. boğaz şehre bambaşka bir hava katar. acılar kraliçesi de denir kendisine.