instagram'dan tanıştığım bir kız beni istanbul'a çağırıyor. 12 temmuz doğum günüymüş. söz verdirdi geleceksin diye. gider miyim bilmem ama biraz çekiniyorum. online tanıştığım kızlarla buluşmaktan ezelden beridir çekinmişimdir zaten.
her şeye objektif bakan bir türk olarak yazıyorum. türklüğün en tepe değerim olduğunu defalarca yazmışımdır.
gerçeklere göre hareket eder hazırlanırsak güçümüzü, yapabileceklerimizi, yapamayacaklarımızı bilirsek hüsrana uğramayız.
gerçi türklük biraz da olamayacakları denemektir ama bunu ara sıra yapmak lazım. türk matematiktir, türkçe de matematik bir dildir, zaten.
ibütün bunları, istanbul şehrinin fethinin aslında o kadar büyk bir olay olmadığını belirtmek için yazdım.
tarihlerde bizans ın o dönem ne kadar kötü durumda olduğunu görebilirsiniz, okuyabilirsiniz.
istanbul un dört bir yanı zaten osmanlı tarafından alınmış, osmanlı suyu ekmeği kesse adamlar açlıktan ölecek.
normal bir kale savaşıyla alınmış. olay bu.
tabi ki bu fatih in büyük bir komutan olduğu gerçeğini değiştirmez. fatih hem kültürel, hem askeri olarak bir dahidir. bunu da belirtelim.
aslına bakarsan kalabalık değildir.
pek çok semtinde insan yüzü göremezsin.
istanbul u kalabalık gösteren nüfus artışa paralel olarak yeni yollar özellikle de çevre yolları yapılmamasıdır.
en büyük sorun istimlak deniyor ama bunun 1 milyon tane çözümü var, dünyada.
sen adamın eski binasını yenile, zemin katı da yol geçecek şekilde düzenle. hem kentsel dönüşüm hem yol.