her şeye objektif bakan bir türk olarak yazıyorum. türklüğün en tepe değerim olduğunu defalarca yazmışımdır.
gerçeklere göre hareket eder hazırlanırsak güçümüzü, yapabileceklerimizi, yapamayacaklarımızı bilirsek hüsrana uğramayız.
gerçi türklük biraz da olamayacakları denemektir ama bunu ara sıra yapmak lazım. türk matematiktir, türkçe de matematik bir dildir, zaten.
ibütün bunları, istanbul şehrinin fethinin aslında o kadar büyk bir olay olmadığını belirtmek için yazdım.
tarihlerde bizans ın o dönem ne kadar kötü durumda olduğunu görebilirsiniz, okuyabilirsiniz.
istanbul un dört bir yanı zaten osmanlı tarafından alınmış, osmanlı suyu ekmeği kesse adamlar açlıktan ölecek.
normal bir kale savaşıyla alınmış. olay bu.
tabi ki bu fatih in büyük bir komutan olduğu gerçeğini değiştirmez. fatih hem kültürel, hem askeri olarak bir dahidir. bunu da belirtelim.
aslına bakarsan kalabalık değildir.
pek çok semtinde insan yüzü göremezsin.
istanbul u kalabalık gösteren nüfus artışa paralel olarak yeni yollar özellikle de çevre yolları yapılmamasıdır.
en büyük sorun istimlak deniyor ama bunun 1 milyon tane çözümü var, dünyada.
sen adamın eski binasını yenile, zemin katı da yol geçecek şekilde düzenle. hem kentsel dönüşüm hem yol.
burada biraz olsun mutlu yaşamak istiyorsanız eviniz ile işiniz arası mesafenin en fazla 20 dakika yürüme mesafesi olması falan lazım.
ben şahsen işe başladığım 5 sene önceden bugüne o trafiği rezilliği çektim. mesafe 12 km olmasına rağmen günde 2-2,5 saatim hergün trafikte geçti.
6 ay önce tayin aldığım yeni işte şimdi arabayla 8-9 dakikada gidiyorum evden ve oh be dünya varmış diyorum. istanbul gözüme sevimli falan gelmeye başladı. kısaca şöyle özetlersek istanbulda yaşayacaksa bir insan
1) en az 1500 dolar maaşa sahip olacak.
2)iyi kötü bir arabası olacak
3)evi ile işi arası en fazla 1-2 km olacak.
diğer şartlarda her türlü sürünürsünüz. toplu taşımaya binmek hele yoğun saatlerde tam bir acınası hal. günde 2,5 saatin yolda geçmesi rezillik. şuanda doların 20 olduğunu varsayarsak 30 bin tl den aşağı maaş olması yani 1500 dolardan az maaş almak tam bir müşkül durum. Allah bu şartları sağlayamayanlara yardım etsin.
çocukluğumda* nüfusunun 6 milyon civarı olduğunu hatırlıyorum. öyle ki arabamızı park edecek bir kenar köşe kaldırım bulabiliyorduk. şimdilerde o kadar kalabalık ki, sanki koskoca kent istila edilmiş ve yağmalanıyor gibi.
dilenci ordusu ve iğrenç depresif gecekondu semtleriyle dolu, yerlerde hep çöp olan, ulaşımı pahali bir şehir. Guzel tarafi denizin olmasi insani kendine getiriyor anlık. Denizli pakistan gibi.