tatil vesilesiyle nüfusu iyice azalmış şehir. trafiğini hiç bu kadar rahat görmemiştim. ey bayram dolayısıyla şehir dışına çıkanlar, sakın gelmeyin, istanbul böyle çok güzel. *
15 gündür ayrıyım ve zerre kadar özlemediğim sikko şehir. türkiye nin bütün ipsizi, sapsızi, okumamış cahilinin toplandığı şehirdir. ordulular ve sivaslılar tarafından istila edilmiştir. dünyanın en güzel şehirleri arasında lanse edilir ama dünyanın en çok sikilen şehirleri başında gelir.
Türkiye'de uyumayan caddelere sahip olan, asırlık yaşında dimdik ayakta kalmayı başarmış, Avrupa başkenti seçilerek taktiri kazanmış, Türkiye'nin kalbi olan kent.
1963'de geldim istanbula.
filmlerde kalmış istanbulu gördüm,
siyak beyaz
bir yakada tramvay
bir yakada troleybüs.
manolya sokağı vardı, manolyalı
caddeler vardı arnavut taşı.
şirket-i hayriyeden miras çatana irisi vapurlar
eyüp haliç hattı.
sultanahmet cankurtaran
ilk adres.
ben küçük, dikilitaş kocaman
hayretti hafızamda
dört taş üstünde duran.
garip yazıydı
baykuş bakışlı
okuyamadım tabi
kim bilir
mısır bilmecesi.
mahmutpaşa
aman tanrım
kalabalık.
bir adam çığlık
ikizlere takke.
bir şapka bulamadım kendime
niye
başım büyükmüş
kaderine küs.
o vakitler kızlı erkekli
şapkalıydık
63 tarih tesettür.
mahmutpaşada şapka bulamadım
mahmutpaşa orta okulunda okudum.
aklımda takke
ne vardı içinde.
ilk zamanlar şaşırırdım yolumu
istanbul bana yabancı.
sevmedi istanbul beni
gezmedim diye yedi tepesini.
ilk defa vapura bindim istanbulda
ilk defa kar yağdı başıma
ne çok sevdim o beyazı
kırmadı beni çok yağdı.
anlatamam size,
ama biraz abarttı.
64 ocağı
suhunet -13
ilk kar tatili
paşa okulun boruları patlamış.
sevindim mi bilmiyorum
ilk defa aşık oldum
sanki.
giriş katın komşu
kızı
arada kaçamak teras katı.
o kadar güzeldi
teras
ikimiz seyrederdik yedikuleyi
yeni kapı sahilini
azgın lodosların sarhoşluğu.
sigaraya tiryakiliğim
o yıllarda
aşk başımda bela
birinci içerdim
parasızdım, isteyemezdim.
istanbul daha görmeden ah
sarhoş oldum.
gizliden güzel marmara
teras ve sigara.
ne çok şimşekler
denizden yükselen sanki alevler.
istanbulda tanıdım şiiri
adı orhan veli
garipti
en güzel şiiri.
orta okul bitince kabataş lisesi
kayboldum, içinde o kadar sınıf ve sıra
düşünün şubem 1m
dolmabahçe ortaköy
yürüdüm hep,
yürürken büyüdüm.
büyürken yavaştan
istanbul kaybediyordu rüyasını
kimbilir belki ben uyandım rüyadan
bir daha göremedim o rüyayı
siyah beyaz
istanbul.
avrupa yakasının her bir karesi buram buram tarih kokan, fakat kalabalıktan ve gürültü kirliliğinden dolayı bir çok insanın götüm götüm kaçtığı *, anadolu yakasında huzur bulduğu şehir.
deli gibi özlediğim 2 saatliğine gördüğüm ama bana yetmeyen 2500 yıllık şehir.
--spoiler--
ver elini istanbul gezelim senle şöyle bir anlatacaklarım var sana kulelerine ve hisarlarına.
--spoiler--
insanların potansiyellerini ortaya çıkaran şehir... sanılanın aksine bu, şehrin tarihi dokusundan, boğazın insana iilham veren havasından, medeniyetlerin beşiği, kültürlerin kavşağı olmasından kaynaklanmıyor. istanbul'da sokağa adımınızı attığnız anda tanımadığınz milyonlarca insanın içinde buluyorsunuz kendinizi. insana özgür hissetiriyor bu duygu. insanları o kadar da takmıyoruz, çekinecek bir şeyimiz yok. hepimiz misafirliğe gitmiş çocuk gibiyiz. bize kızacak, bizi ayıplayacak birileri olmadğından rahata hareket edip, rahat düşünebiliyoruz.
en az 50 defa geldiğim/gelmek zorunda kaldığım ve bu 50 ziyaretin hiçbirinde ''bu şehirde yaşanır arkadaş'' diyemediğim, tiksinç şehir. Bir kere gel, gezilmesi gereken yerleri gez, mecbur kalmadıkça bir daha uğrama şehri.