eskiden taşı toprağı altın olan şehir olarak bilinen, neresini kazsan tarih fışkırıyor denilen, şimdilerde ise daha cok taşı toprağı denizi mühimmat olan şehir olarak ünlenen hüzünlu yorgun şehir. tarih boyunca pek çok olaylara, garipliklere şahit oldu, halen de olmaya devam ediyor. çok yıprandı, hırpalandı, üzüldü, yağmalandı ama bir türlü dize getirilemedi...
türkiye'nin new york city'si. şimdi aklınıza taksimin hava kararmadan önceki, güneşin battığı ama havanın tamamiyle karanlık olmadığı saatleri aklınıza getirin. bu arada herkes bir yere yetişmeye çalışıyor, büyük bir kalabalık ve kaos. o sırada da bu şarkı çalıyor:
eminönünde balık ekmek, istiklalde ısalk hamburger, nevizadede fasıl, ortaköyde kumpir ve daha nice sayılamayacak tatları kendine özgü lezzette içinde barındıran şehir.
Üzerine şarkılar, türküler, şiirler yazılan 7'den 70'e gören herkesi kendine hayran bırakan dünya harikası bir şehir. Seviyorum ben bu şehri, bu şehr-i istanbul ki...
Evin içinde bir oda, odada istanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada istanbul
Adam sigarasını yaktı, bir istanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada istanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada istanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede istanbul, masada istanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada istanbul
insan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada istanbul.
DELi GiBi ÖZLEMiNi ÇEKTiĞiM ŞEHiR. iki haftadır istanbul şarkıları dinler oldum. bu yaz da gidemezsem ölüm fermanım yazılmış sayarım. benim için yeri çok farklı bir şehirdir. aşığıyım. güzel istanbul. (bkz: Gel otur yanı başıma anlat istanbul)
şiirleri küçüktür, şarkıları küçüktür, fotografları küçüktür, iSTANBUL.
Kaç şiir yazıldı sana ? Kaç şarkı söylendi sana bildiğimiz bilmediğimiz, kaybolup giden belki? Kaç aşığın var istanbul? Kaç aşk ölüp gitti içinde? Mutlu sonla biten aşkların var mı? Mutsuz sonla biten aşkların... Kaç insan savruldu denizinden ölüme? Kaç kalp kırdın istanbul? Taşın toprağın altın mı sahiden? Gelsem öpsem toprağını dudaklarım altın gibi parlar mı? Neden tüm şairler sana yazmıştırlar şiirlerini, hepsi neden sana aşıktırlar? Güzel sesli kadınlar, erkekler neden seni söylerler hep? Neden hep ağlarsın be istanbul, bu kadar sevenin varken. Kim ağlar, böyle sevenleri varken! Neden tüm mevsimler sana aşıktırlar? Hepsi sana yaraşır ayların. Sende güzeldir ocak, sende güzeldir mayıs, ağustos, kasım. Hepsi sende yaşar. Sonbahar neden sana ağlar hep? Seninle beraber, sana ağlar istanbul. Kendini boşuna üzdüğün yetmiyormuş gibi, bir de neden aşıklarını üzersin... Sonbahar sararıp gider sende. Ağaçlarının yaprakları denizine düşer, kaybolur. Ölür. Kaç kişi kayboldu sende istanbul denizine düşen yaprakların gibi? Kaç kişiyi öldürdün..?
Büyüleyici sokaklarının, sevişen martılarının çığlıklarının, denizinin kokusunun, ekmek arası balığının, yağmurunun, karının, baharının, yazının aşığıdır insanlar. Sadece de insanlar olsaymış ya. Herşeyinin aşığıdırlar işte. Seninle denizinin üzerinde sevişen martılar gibi sevişmek isterler. Denizine atlamak, sularınla iç içe geçmek...Sularınla, balıklarınla, seninle sevişmek isterler! Yağmurun bir başkadır onlara. Yağmurun, onlar için ''onun'' ağlaması demektir. Senin ağlaman ''onun'' ağlaması demektir! Sen ağlama sus, sus istanbul. Sen ağlarsan o da ağlar, ne olursun sus. Herkes sana deli divane aşıkken sus istanbul ne olur ağlama.
El değmemiş bakire güzeller gibisin.Ellerine eller değmemiş.Saçlarını koklamamış hiç kimse. Kimseyle sevişmemişsin. Kimseyi sevmemişsin istanbul! Nedendir bu acımasızlığın! insanlar, aylar, mevsimler, kainat, evren herkes sana aşık olmuşken nedendir kimseyi beğenmezliğin...Kendini boşuna üzüşün! Ağlayışın nedendir? Martıların kadar yok musun istanbul. Ben, ben sana deli gibi aşığım bak. Gör işte, bari beni sev, beni sev ne olur beni sev. Beni sev.
Beni sev ne olur istanbul! Lalerini koklarken bile zevkin doruklarına çıkıyorsam, beni seversen neler olur ey istanbul!
Ey sen ne güzelsin kavgamızın şehri.Uzaktan seni düşünür, düşünürüm istanbul.''ADALARINDA BAHAR SÜLEYMANiYE'NDE GÜNEŞ'' var mıdır şimdi? Vardır elbet. Mayıstayız değil mi? Sana aşık olan mayıs. Bu gece gelsem sana. Yanına gelsem. 7 tepeyi gezsem. Tophane'de sabahlasam belki. Sabah olunca bir kaç simit alıp martılarına atsam. Bir vapuruna binsem. Gözkamaştıran, büyüleyen sen! Havasıyla insanı sarhoş olmaktan beter eden sen! Adın geçince gözleri dolduran sen! Herkesin aşığı sen! Aşık edip kaçan sen! Tüm güzelliklerin sahibi, bakire sen! Acı çektirme artık bana. Onca aşığın varken, gel bana. Başımı döndür. Sarhoşum zaten aşkından. Azıcık daha yanayım. Günahını seviyorum istanbul. Senin içinde günaha girmekten korkmam ben! Süreya gibi yazarım sana. Seninleyken günahın bahsi olmaz! Yık duvarlarını. Artık ağlama. Oyuncağını kıskanan bir çocuk gibiyim... Yazmasınlar şarkılar sana, şiirler yazmasınlar. Sadece benim ol istanbul...Korkma gel istanbul...
bahara göz kırpan günlerde, kendini yeşile bırakmış, sahildeki kayalıklara saklanmış sevgilileri sarmalayan, ayazlarda ise grinin dibine vurup rüzgarı silah olarak kullanan şehirdir.
çiçekler dikilir yol kenarlarına, şehir makyajına kuşluk vakti başlar. şerefsizdir, ikiyüzlüdür. örter üstünü her şeyin bu riya. en zifiri karanlıklarında bile ışık vardır, fahişe gibidir, yanar dönerdir. buz gibidir. yokluğunu haykırır. büyü bozandır.
akıllıların divane olduğu şehir sokaklarında binlerce kişiyi yutmuş hatta bi okadar kişiyi kendine aşık eden dünyanın en güzel şehridir istanbul. istanbul sevdiğin kadındır aslında... biraz karışık, seni yoran, sürekli sorun çıkartan, bazen seni bezdiren bazense çılgınlarca eylendiren ve bazende nefret ettiren şehir fakat herşeye rağmen köpeği olduğun bir kere bulaştığında içinden çıkamayacağın seni aşkından öldüren bir kadın.
üniversitemin final dönemi bittiğinden mütevellit yarın kavuşağım dünyanın en güzel şehri. buram buram özledim kadıköyümü, caddebostan sahilimi,ortaköyümü... *
güzelliği kesinlikle kıyas kabul edilemiyecek şehir. siktir olup gideyim diyorum bazen, ama ilk ayrılışımı hatırlıyorumda, köpekler gibi pişman olmuştum 2 gün içinde.