Dışarıdan geleni görür - görmez beton yığınları ve o illetli gökdelenleri karşılayan şehir. Ciğerler bir anda büzüşüyor ve sahneye 'Walking Dead' filminden fırlamış otomobil sürücüleri çıkıyor.
- Vaziyet alın manyak sürüyor!
Terminalden bir taksiye biner binmez esas oğlanı bulduk amünüm. Yemin ederim arka koltuktan yapışıp adamın boğazını sıkasım geldi. Arabayı durdur in.
Sağanak yağış nedeniyle sırılsıklam olunan, 1 saat boyunca donarak dinmesi beklenilen, dinmeyince bi çare sığınılan yerden çıkılan ve yine sırılsıklam olunan yer.
Yaz ayında kışlık hırka giydiren, iliklerine kadar üşüten şehirdir.
bir zamanlar taşı toprağı altındı. tarihsel yönüyle herkesi etkilerdi, boğazıyla kendine bağlardı. şimdilerde ise terörist yuvası, halkın tedirgin yaşadığı, insanların birbirine güvenmediği bir şehir oldu. o halden bu hale gelmesinde emeği geçen herkesin aq.
şiirlerin,romanların konusu olmuş, en büyük imparatorlukları ağırlamış başkentlik yapmış güzide şehrim. şimdi adından başına musallat olan belalarla söz ettirir oldu. yazıklar olsun.
Bomboş, mis gibi. Sabiha'dan taksime 50 dakikada geldik, Okmeydanı taraflarında dandik yollar yüzünden yavaş yavaş yol almamıza rağmen. Hep böyle kal istanbul.
içinde yaşadığım zaman hep başka bir yerde olsaydım özlerdim deyip başka bir yerde olunca da gerçekten özlediğim şehir. televizyonda dizilerde falan görünce içim gidiyor hep. olsaydım akşam gün batımında moda sahilinde bir çay içseydim boğaza karşı bir yemek yeseydim bebekte oturup arkadaşlarla kahveli sohbetli takılsaydım diye iç geçiriyorum. bambaşkasın istanbul...
Tek kelimeyle anası sikilmiştir.
Kürt nüfusun yoğunluğu, çarpık kentleşme ve üzerine suriyelilerin hunharca doluşması şehri dev bir garabet haline getirmiştir.
Kürt düşmanı olduğum sanılmasın ancak şehir hayatına uyum sağlamayıp bulunduğu yeri zihniyetine benzeten her kesim tepkiyi hakediyor.
çomarlar da dahil.
Kendinden uzaklaştıkça huzur veren yegane kent. Haberleri dahi takip etmiyorum eve geldiğimden beri.sırf ıstanbul a dair bir sey gormeyim diye. Gitme vakti yaklaştıkça geriliyorum davul gibi.Ben ne büyük konusmusum sozluk. Nefretimi tarif etmem mümkün değil. Gitmek istemiyorum memleketimden, akrabalarimdan. Herşeye her yere Bi daha hiç goremeyecek misim gibi doya doya bakmaya çalışıyorum.zihnime kaziyorum. Sevmiyorum bu kenti.sevmeyecegim de. Dillere destan tüm güzelliğiyle cirkinligiyle herşeyiyle benden uzak olsun.öyle bi ayrilayim ki bi daha tabelası dahi gorunmesin gözüme. Nasıl bir kabussa artık yarattığı travma kelimelerle ifade edilecek gibi değil...
Bilen bilir(kim nereden bilecek), neresi olduğu önemli değil, bir yere gidiyorsam ilk bilmek isteyeceğim yer oranın tuvaletidir.
Gözüm ilk tuvaleti arar, kendi hislerim, yerleşim planı anlayışımla çözemediysem mutlaka destek ister sorarım.
Bunca yıldır istanbuldayım (24), henüz bağımsız bir tuvaletin ücretsiz olduğunu görmedim. Camiilerde bile parayla.
Lakin kiii, dün tophanede bütün tabularım yıkıldı, camii nin ilerisinde tuvalet var bildin mi?
Heh girdim kapıdan. Eşek kadar ücretsiz yazıyor. Içeriye gir sanırsın annem beş dk önce temizlemiş.
Kağıt havlusundan sabununa bir eksik yok, her yer pırıl pırıl.
Leş gibi de olsa ben gider çişimi yapardım o ayrı tabii.
Sonuç olarak, çok mutlu oldum.
Ciddi memlekette devrim niteliği taşıyor. Bak tuvalet var, ücretsiz ve tertemiz.
Gidin annem, yolunuz düşerse mutlaka uğrayıp bir ziyaret edin.
Edit: ulan şu kadar övgüyü camiiye yapmadım ha. Allah da beni kahretsin.