Fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan
Koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan
Kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze
Uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize.
Ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz
Unuttunuz başkalarının acısını duymayı
Küçük çıkarların büyük kurnazları
Alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı
Sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım
Unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek
Düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst
Dışa vurmayı duygularınızı
Unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış.
Siirini aklima getiren sehirdir. Hep kosaradimlik, hep bir telaş. En çok sabirsizlik.
Yorgun şehrin yorgun insanlarından uzaktayım.daha gerçekçi şeyler yaşıyorum.ama yinede hayat bu değil.en yakınım çok yabancı.bu mudur dedirtir mi insana.dedirtiyor.hayat istanbuldaylen hayal gibiymiş.burda her şey fazlasıyla gerçek.istanbul...hayallerin ve hayalde yaşayan insancıkların kırılmış kalplerin şehri.
Trafik ile kanser olabileceğiniz, stresli insanları ile sürekli tartışma içinde olacağınız, boş otobüste ayakta gideceğiniz, çarpık kentleşme nedeni ile gün içerisinde birçok kez çıkmaz sokak ile karşılaşçağınız, sizi trafikten kurtarmak için tasarlanan insan konservesi olarak tabir edilen metrobüs ile tanışacağınız taşı toprağı altın ülke.