Tevhid dini peygamberlerinden sonran ikincisidir.kiyamete yakin tekrar dünyaya geleceği idda edilmekte olup. (bkz: hasan mezarcı)mesih olduğunu idda etmektedir.
zamanında hangi amın oğlu ingilizce jesus christ dan direk çevirip türkçesinin anasını ziktiyse... sonrasında ne kadar mal oğlu mal protestan varsa hala kullanmaya devam ettikleri ifade.
mesih isa... doğrusu.
bir hristiyan olarak en tav olduğum ifadelerden biridir.
baştan sona tüm metni okuduğunuzda, ferisiler, sadukiler, pazarın hristiyanlık tarafından neden şabat olarak seçildiği, john gospeline göre musevilerin kimden yana taraf olduğu, cuma günü tapınak'a girişinin nasıl sonuçlandığı, hristiyanların kendilerini neden göklerin krallığıyla özdeşleştirdiği hakkında ufak da olsa kanı sahibi olacaksınız:
barabbas hikayesi, incillerin ortaya koydugu sorunlara mukemmel bir giris niteligindedir. bu bolumde, bir tiyatro oyunundaki kalabalik bir sahnede oldugu gibi, tum karakterler bir araya gelir. romalilari pilatus temsil eder (bu, nadir bir gorunustur; zira genel olarak romalilar incillerde sasirtici derecede geri planda kalirlar). tum yahudi gruplar temsil edilir: baskahin ve onun saduki takipcileri, ferisiler, devrimci zilotlar, herodiyenler ve yahudi halki hepsi isa’ya duyduklari ortak nefretle birlesmis bir bicimde gosterilir. eger barabbas hikayesini gercekten anlayabilseydik, incillerin tamamini anlayabilirdik; cunku bu olay, sadece incillerin hikayesini olusturan unsurlari degil, ayni zamanda incillerin isa’nin yasami ve olumune karsisindaki bakis acisini ve tutumunu da kucuk olcekte icinde barindirir.
hikayeyi, dort incilin anlatilarini birlestirerek hatirlayalim.
isa yakalanmis ve pilatus’a teslim edilmistir. ayni hapishanede barabbas adinda baska bir mahkum vardir bir isyanci ya da haydut. zaman, fisih bayrami donemidir ve o donemde kudus’teki yahudi halkinin bir mahkumun serbest birakilmasini talep etme hakki vardir. roma valisi pilatus, isa’nin kisiliginden olumlu etkilenmis ve ona yoneltilen suclamalarda masum olduguna ikna olmustur. kalabalik, geleneksel olarak bir mahkumun serbest birakilmasini ister. pilatus bu firsati yakalayarak “yahudilerin krali” isa’yi serbest birakmayi teklif eder. ancak yahudi rahipler kalabaligin arasina girip onlari bu teklifi reddetmeye ikna eder. kalabalik rahiplerin telkinlerine uyar ve pilatus’un teklifini reddeder. bunun yerine siddet yanlisi barabbas’in serbest birakilmasini isterler. pilatus, istemeye istemeye buna uymak zorunda kalacagini anlayinca, “peki, isa’ya ne yapayim?” diye sorar. kalabalik bagirir: “carmiha ger! carmiha ger!” pilatus, bu kanli istege dehsetle karsi cikar, ama reddedemez. yine de bu olayda sucsuz oldugunu gostermek ister ve ellerini yikayarak kendini temize cikarir. yahudi kalabaligi ise sorumlulugu ustlenir, laneti kendi ve cocuklarinin basina cagirir. boylece barabbas serbest birakilir ve isa carmiha goturulur.
burada hemen bazi sorular ortaya cikar. sonucta pilatus neden isa’yi carmiha germek zorunda kaldi? yahudilerin serbest birakilacak mahkumu secme hakki varsa da, bu onlara diger mahkumlar icin valiye ceza dayatma hakki vermezdi. yuhanna incili bu soruya bir cevap verir: yahudiler, “kendisini kral ilan eden herkes sezara karsi konusmus olur” diyerek pilatus’u sezara sikayet etmekle tehdit etmislerdir. ancak, ozellikle roma’ya boyun egmeyen yahudilerin pilatus’a bunu hatirlatmasi neden gereksin? roma valisi pilatus’un, “yahudilerin krali” olma iddiasinin roma’ya karsi isyan anlamina geldigini bilmemesi nasil mumkundur? oyle ki, pilatus bu unvani onaylamis, halkin onune isa’yi cikarirken “iste kraliniz!” demis ve “yahudilerin krali’ni size salivereyim mi?” diye sormustur.
bu sorular yeterince kafa karistirici olsa da, barabbas olayi oncesindeki gelismeler dusunuldugunde durum daha da anlasilmaz hale gelir. bundan sadece birkac gun once, isa kudus’e buyuk bir halk coskusuyla girmisti. “zaferle girisi” olarak bilinen bu olay, tum incillerde ulusal bir onem tasiyan bir olay olarak anlatilir. halk onu “davut’un oglu” ve “peygamber” olarak selamlamistir. esegin sipasi uzerinde ilerleyen isa, halkin palmiye dallarini sallayarak ve pelerinlerini yoluna sererek coskuyla karsiladigi bir figurdu. ardindan tapinagin temizlenmesi geldi: isa, tapinaga girip para bozdurucularin ve tacirlerin masalarini devirdi, onlari kirbacla disari surdu. incillerin dedigine gore, yetkililer bunu engellemeye cesaret edememistir, cunku halk isa’yi bir peygamber olarak goruyordu ve “halktan korkuyorlardi.”
isa’nin kudus’e girisi pazar gunuydu. persembe gecesi tutuklandi. cuma gunu oldu.
barabbas hikayesi, son karari kudus halkinin verdigini anlatir. kalabalik, isa’nin olumu icin bagirmis ve onun insanligin bildigi en acimasiz cezalardan biriyle oldurulmesinde israr etmistir.
o halde barabbas hikayesinin ortaya koydugu temel soru sudur:
pazar gunu isa’yi kahraman olarak selamlayan kalabalik, neden cuma gunu onun kanini istemistir?
En yaygın açıklama şudur: Halk, isa’dan hayal kırıklığına ugramıştır. Onun, Romalıları yenip Yahudi bagımsızlığını geri getirecek vaat edilmis Mesih olduğunu ummuslardı. Oysa isa kolayca yakalanmıs, direnis göstermemis ve sessizce teslim olmustur. Barabbas ise bir isyancıydı; muhtemelen yakalanmadan önce gösterdigi siddetli direnis, halkın gözünde onu kahraman yapmıstır. Böylece kalabalık, dogal bir ficklelik (degiskenlik) içinde, Barabbas’a yönelmistir. Önceden isa’ya duydukları sevgi, nefrete ve küçümsemeye dönüsmüstür; bu ruh hali içinde rahiplerin ve yaslıların kısırtmalarıyla isa’nın ölümünü talep etmeleri kolay olmustur.
Süphesiz hikayenin vermek istedigi izlenim budur:
isa yüce bir pasifizmi temsil eder, Barabbas ise siddetin maddi dünyasını. Ruhsuz kalabalık, isa’nın bekledikleri dünyevi basarıya sahip Mesih olmadıgını anlayamaz. Onun krallıgı “bu dünyanın krallıgı” degildir; o, insanlıgın günahlarına kefaret olmak için acı çekip ölmeye gelen Tanrı’nın Ogludur. Barabbas’ı seçmek, bu dünyayı seçmek, ruhun krallıgını reddetmek anlamına gelir.
Ne var ki, kalabalıgın bu ani tutum degisikligi hala açıklanamaz bir gizemdir.
isa Kudüs’e kral edasıyla girmis ve taht iddiasında bulunan biri gibi karsılanmıstır. Tapınaktaki para bozdurucuları kovması da onun pasifist biri olmadıgını gösterir. Ögrencilerine kılıç temin ettigi (Luka 22:38) ve tutuklanırken direnis oldugu da belirtilmistir. Halkın, isa’yı pasifist olarak görmesi için bir sebep yoktur. Onun carmıha gönüllü olarak gitme niyetini sadece en yakın çevresi biliyordu onlar bile tam olarak inanmıyordu. Halk, isa’nın mucizelerini bildigi için, tutuklanmıs olsa da mucizevi bir kurtulus bekliyor olmalıydı; belki de hapishane duvarlarının mucizeyle yıkılmasını... Bu tür bir mucize, onların Mesih anlayısına uygundu.
Pilatus’un isa’yı serbest bırakmayı teklif etmesi, aslında halkın bekledigi mucize gibi görülebilirdi. Çünkü Roma valileri genellikle taht iddiasında bulunanları desteklemezdi. O halde, Tanrı Pilatus’u “deli ederek” düsmanlarını yok etmeye baslamıs olmalıydı.
Ama kalabalık tam tersine dönüp isa’yı nefretle ölüme göndermistir. Halkın degiskenligi bilinir, ama bu degiskenlik genelde unutkanlık seklindedir, aktif nefret degil. Barabbas da isa kadar basarısızdı, o da tutukluydu. Üstelik Barabbas, isa’nın düsmanı degildi ki, biri için digerine karsı çıkmak zorunlu olsun. Her iki adam da Roma valisinin hapishanesinde benzer nedenlerle yatıyordu: halk arasında popüler olmaları ve Romalılara karsı umut yaratmaları.
Bu durum, Shakespeare’in Julius Caesar oyunundaki Roma halkının, Pompey’den Sezar’a, Sezar’dan Brütüs’e, Brütüs’ten Antonius’a geçisine benzemez. Oradaki geçisler bir liderden ölümcül düsmanına yönelmedir. incillerdeki Yahudi kalabalıgı ise sadece degisken degil, açıklanamaz biçimde hain ve kötücül gösterilmistir; bu, anlatıcının bir amacına hizmet eder, ama tarihsel bir temele sahip degildir.
Ayrıca yalnızca en geç yazılmıs incil, Yuhanna, Barabbas’ı “haydut” olarak tanımlar. Önceki üçü onu “isyancı” olarak tanımlar. Görünüse göre Yuhanna, Yahudilerin kötülügünü daha da vurgulamak için, onların sıradan bir soyguncuyu isa’ya tercih ettigini anlatmak ister. “Haydut” (Yunanca lestes) kelimesi, o dönemde Yahudi özgürlük savascılarını karalamak için sıklıkla kullanılmıstır. Gerçek haydutlar bile, zenginleri soyup fakirlere yardım etmedikçe halkın gözünde kahraman olamazlar. Ancak Yuhanna’da, Yahudiler Barabbas’ı sadece “haydut oldugu için” tercih etmis gibi gösterilir — yani hiçbir mazeretleri yoktur.
Barabbas hikayesinin tarihsel kullanımı ise oldukça açıktır. Bu hikaye, defalarca Yahudilere karsı bir silah olarak kullanılmıs; isa’nın ölümünden yalnızca rahiplerin veya küçük bir grubun degil, tüm Yahudi halkının sorumlu oldugunu “kanıtlamak” amacıyla yorumlanmıstır. Hristiyan Kilisesi için bu, yasamsal önemdeydi: kendisini “gerçek israil” olarak tanıtmak, Yahudilerin Tanrı’nın halkı olma konumunu isa’yı reddetmekle kaybettiklerini göstermek, Eski Ahit’teki “vaatlerin” artık Yahudilere degil Kiliseye ait oldugunu savunmak gerekiyordu. Bu nedenle Barabbas hikayesi çok önemliydi; çünkü Yahudilerin isa’yı reddedip carmıha gerilmesinin sorumlulugunu üstlenmelerini anlatıyordu. “Carmıha ger! Carmıha ger!” diye bagıran Yahudi kalabalıgının cıglıgı, Hristiyan dünyasında Yahudilerin “suçlu ulus” olarak görülmesinin temelini olusturdu.
Peki, Barabbas hikayesinin amacı bastan beri bu muydu, yoksa Kilise’nin sonradan yükledigi bir anlam mıydı? Bu olay, Yahudileri karalamak ve isa’nın ölümünün toplu sorumlulugunu onlara yüklemek için uydurulmus bir kurgu olabilir mi? Eger öyleyse, hikaye nasıl gelisti? Gerçegin bir çekirdegi yok muydu? Pilatus’un konutu önündeki kalabalık sahnesi, mahkumun serbest bırakılması adeti, “Barabbas” isminin kendisi bunlar nasıl açıklanabilir? Hikayeyi kelimesi kelimesine reddetsek bile, incillerde yer alan bir unsur olarak onun nasıl ortaya çıktıgını açıklamak zorundayız.
Barabbas hikayesindeki bir baska güçlük de, en az halkın davranısı kadar sasırıtıcı olan Roma Valisi Pilatus’un rolüdür. Barabbas’tan farklı olarak, Pilatus Yeni Ahit dısındaki kaynaklarda da geçer. Bu yüzden karakteri hakkında bagımsız bir degerlendirme mümkündür. incillerde Pilatus yumusak huylu ve iyi niyetli biri olarak tasvir edilir. Oysa Filon ve Josephus’un anlatımlarında ortaya çıkan tablo tamamen farklıdır: Pilatus acımasız, açgözlü ve yozlasmıs bir yöneticidir. Pek çok haksız infazdan sorumlu olmus ve nihayet anlamsız bir katliam gerçeklestirdigi için görevden alınmıstır. Yeni Ahit bile buna küçük bir gönderme yapar: “Pilatus’un, kanlarını kurbanlarıyla karıstırdıgı Galileliler” (Luka 13:1). Yine de Barabbas hikayesinde Pilatus, en kötü ihtimalle zayıf bir insan olarak gösterilir iyi niyetli, adaletsizlikten kaçınmak isteyen, kan dökmeye isteksiz, ama düsmanca bir kalabalıgın baskısı karsısında kolayca korkan biri.
kaynak: Revolution in Judaea Jesus and the Jewish Resistance
bu döneme gelinceye kadar filistin'in asıl sakini olan yahudilerin başına birçok felaket geldi. m.ö. 1000 dolaylarında görece müreffeh ve huzurlu bi yaşam sürdüler, davut ve süleyman krallığın yöneticisiydi. tapınak henüz yıkılmamıştı. ardından 700 ler dolayında asur imparatorluğu geliyor, ve 10 kabileyi sürgüne yolluyorlar, muhtemelen birçoğu katlediliyor. böylece bölgenin tek varisi yahuda kabilesi olur, ve musevilerin adı da bu isimden gelmektedir. daha sonra bunlarda babil'e sürülüyor. persler ve iyi huylu yöneticileri filistin'i devralıp (mö 500 gibi ) , ezra'nın musa kanunu'nun yazıcıları ve kahinleriyle yönetimde olmasına izin verdiği süreçte teokratik bi cumhuriyet inşa ediliyor, evet cumhuriyet.
sonra efendim, güç dengesi değişir, yunanlar kuzeyden akın eder, büyük iskender şehri fetheder. mısıra, ptolemayus hanedanına bağlı oldukları süreçte kısmen özerktirler, ve ardından suriyedeki rakipleri yahudilere tasallut olur, onları helen kültürünü benimsemeye, ve kendilerini tanrı olarak benimsemeye zorlar, hıyarın adı epifanes ve mö 150 dolaylarında mağlup edilir. isa mesih'le putperest roma'nın tanrılık iddiasını inatla dikte etmesinin ardından, isa mesih'in gelişini ve sezarın hakkı sezara, tanrının hakkı tanrıya sözünün ne anlama geldiğini çözümleyebiliyorsunuz di mi?
oğrudan roma müdahalesine yol açan tek sebep, yahudi krallığında, yahudi makabi kardeşlerin soyundan gelen haşmonaylarla, bugün ferisiler diye bilinen, hasidim partisi arasındaki siyasi bi kavgaydı. haşmonaylar ilk geldiklerinde toraya sıkı biçimde bağlı olsa da, zamanla krallık iddia ettiler. sonra kraliçe aleksandra ilk ideale dönerek barış getirdi fakat, oğulları aristobulus ve hirkanus arasındaki kavga pompeius'un dikkatini çeker, ilk kardeş her işini rüşvetle çözmeye çalışırken, diğeri son derece kurnaz bi bakanın, edomlu-arap antipatros'un himayesindedir, öbürü kudüs'e sığınmıştır ve bu zatı muhterem pontus'ta savaşan pompeius suriyeye dönünce kanına girer. böylece komutasındaki 50 bin lejyoneri, filistin'e tapınak'a yollar, sadece başkahinlerin yılda bi kez kefaret günü girebileceği en özel yere girer, yahudilerin sahiden de görünmez bi tanrıya taptıklarını teyit eder. (onlar için bile o dönemde şaşırtıcıydı! ) ve hepsini kılıçtan geçirip tapınağı kana boyarlar. on iki bin kişiyle beraber.
evet, tarihler mö 50 dolayları, roma'nın gözbebeği ve biricik tanrısı olan isa mesihe çok yakın di mi?
tahta çıkan sezar da tıpkı selefi iskender gibi, ürünlerin dörtte birini vergi olarak vermeleri karşılığında kucaklayıcı bi politika sergilediği için, ispanya ve babil'den filistin-kudüs'e herkes bol el uzatır ve o dönemde imparatorluklar arasında git-gel yapan museviler tüm dünyaya dağılmıştı, filistinde bile 3 milyon kişi yaşıyordu, bi o kadarı da dışarıda.
şimdi o meşhur haç putunun nereden geldiğini öğrenmeye hazır mısınız? romalı yöneticiler ve yarattıkları sahte isa mesih figürü zannettiğinizin aksine bi peygamberi değil, roma yönetiminin milat civarında gerçekleştirdiği kanlı bi soykırımı sembolize ediyor, ve yeni ahit'e inanan hristiyanlar, tıpkı nazileri takip eden fanatik aryan idealistleri gibi bu iddiayı her zaman reddetmiştir.
herodes ölür, ve bağımlı kral rolünü sürdürecek kimse kalmaz. diğer oğullarını öldürüp, yerine tek varis olarak zalimliğinden beslenen archelaus'u bırakır. Augustus'un onayına ihtiyacı vardır bu zavallı adamın. ve babasının ölümünden evvel çıkan ferisi isyanını üç bin kişiyi katlettirerek bastırır, aslında gözü her zaman kudüs'te, büyük hazinelerin saklandığı saray'la hemen bitişiğindeki tapınak'tadır. imparatorluk, tamamen yozlaşmış ve çürümüştü. mısır ve suriye bile iflas etmişti. italya ve augustus hariç.
isa mesih, şayet yaşadıysa, roma'ya özgü her türlü yolsuzluğun gerçekleştiği bi şehirde büyümüştü! suriye valisi varus'un emrindeki sabinus emrindeki beş bin ağır silahlı roma askeri, bi o kadar da başka milletlerden erle tapınağı mevzi alır.pentekost bayramı için toplanan tüm hacıları doğrayıp oluk oluk kan akıtırlar. ve kudüs, demir zırhlı putperest yaratıkların sancağıyla mahvolur. çok uzak bi tarihte değil, mö 50 dolaylarında crassus düzenlediği sefer için tapınağı yağmalamıştı ve şimdi çok daha büyük bi felaket gerçekleşmek üzereydi.
sabinus fırsattan istifade tapınağı yağmalar, 400 talent, 1.6 milyar dolara denk yahudi bağışı vahşice yağmalanıp askerler tarafından taşınır. celile halkı dahil tüm şehir sakinleri silaha sarılır. ferisilerin (hasidim) infazına büyük üzüntü duyduğu adamın oğlu celileli yahuda karşılarına dikilir.
varus'un emriyle iki lejyon yüz bin asker yola çıkar, ve can mal güvenliği için mücadele eden iki bin yahudiyi oracıkta öldürür ve yeni bi infaz tekniği getirirler: "çarmıha germe".
vecaligula gibi onca çılgın ve sapkına rağmen roma'ya toz kondurmayan isa mesih güya 12 yaşındadır, her şeye şahit olmuştur. yerseniz. bu işkencenin vahşiliği pratiğinde saklıydı. haç genelde "t" şeklindeydi, bazı kurbanlar üç güne kadar hayatta kalabiliyordu. elleri ve ayakları çivilerle delinirse, ölüm hızlı geldiği için "merhametli ! " kabul edilirdi. kurban her zaman çıplak olurdu. ve çarmıhtan önce etleri sarkana kadar kırbaçlanırdı. ve çarmıha germe, lübnan ve fenike'nin doğurkanlık kültüne dayanıyordu. bi tür insan kurban ayini! ölüp dirilen tanrı tammuz adına kullanılırdı bu tören. romalılar, bu tekniği vahşi amaçlarla kullanan kartacalılardan aldı. roma, yüz binlerce museviyi bu şekilde filistinde katletmiştir. Romalıların “çarmıha geren” olmaları bile onları vahşi saymaya yeterdi. Ancak incillerde, Roma’nın bu politikasının asıl kurbanı olan Ferisiler çeşitli “ikiyüzlülük” suçlamalarıyla kınanır; buna karşın Romalılar çarmıha germe dâhil hiçbir şey için suçlanmaz.
isa mesih, başlangıçsız ve sonsuz olanın (alfa omega ), adem ve havvayla, ibrahim'le, musa ile konuşan kişinin bizzat kendisi olduğuna inanan bi tür kıyamet vaiziydi. tüm ademoğlunun günahlarının kurtuluşu ( kefareti) için dünyaya geldiğini söyledi ve sevgi anlatısına inanan herkesi tanrı'nın seçilmiş kulları olduğunu ilan ederek şeriatı lağvetti.