bu döneme gelinceye kadar filistin'in asıl sakini olan yahudilerin başına birçok felaket geldi. m.ö. 1000 dolaylarında görece müreffeh ve huzurlu bi yaşam sürdüler, davut ve süleyman krallığın yöneticisiydi. tapınak henüz yıkılmamıştı. ardından 700 ler dolayında asur imparatorluğu geliyor, ve 10 kabileyi sürgüne yolluyorlar, muhtemelen birçoğu katlediliyor. böylece bölgenin tek varisi yahuda kabilesi olur, ve musevilerin adı da bu isimden gelmektedir. daha sonra bunlarda babil'e sürülüyor. persler ve iyi huylu yöneticileri filistin'i devralıp (mö 500 gibi ) , ezra'nın musa kanunu'nun yazıcıları ve kahinleriyle yönetimde olmasına izin verdiği süreçte teokratik bi cumhuriyet inşa ediliyor, evet cumhuriyet.
sonra efendim, güç dengesi değişir, yunanlar kuzeyden akın eder, büyük iskender şehri fetheder. mısıra, ptolemayus hanedanına bağlı oldukları süreçte kısmen özerktirler, ve ardından suriyedeki rakipleri yahudilere tasallut olur, onları helen kültürünü benimsemeye, ve kendilerini tanrı olarak benimsemeye zorlar, hıyarın adı epifanes ve mö 150 dolaylarında mağlup edilir. isa mesih'le putperest roma'nın tanrılık iddiasını inatla dikte etmesinin ardından, isa mesih'in gelişini ve sezarın hakkı sezara, tanrının hakkı tanrıya sözünün ne anlama geldiğini çözümleyebiliyorsunuz di mi?
oğrudan roma müdahalesine yol açan tek sebep, yahudi krallığında, yahudi makabi kardeşlerin soyundan gelen haşmonaylarla, bugün ferisiler diye bilinen, hasidim partisi arasındaki siyasi bi kavgaydı. haşmonaylar ilk geldiklerinde toraya sıkı biçimde bağlı olsa da, zamanla krallık iddia ettiler. sonra kraliçe aleksandra ilk ideale dönerek barış getirdi fakat, oğulları aristobulus ve hirkanus arasındaki kavga pompeius'un dikkatini çeker, ilk kardeş her işini rüşvetle çözmeye çalışırken, diğeri son derece kurnaz bi bakanın, edomlu-arap antipatros'un himayesindedir, öbürü kudüs'e sığınmıştır ve bu zatı muhterem pontus'ta savaşan pompeius suriyeye dönünce kanına girer. böylece komutasındaki 50 bin lejyoneri, filistin'e tapınak'a yollar, sadece başkahinlerin yılda bi kez kefaret günü girebileceği en özel yere girer, yahudilerin sahiden de görünmez bi tanrıya taptıklarını teyit eder. (onlar için bile o dönemde şaşırtıcıydı! ) ve hepsini kılıçtan geçirip tapınağı kana boyarlar. on iki bin kişiyle beraber.
evet, tarihler mö 50 dolayları, roma'nın gözbebeği ve biricik tanrısı olan isa mesihe çok yakın di mi?
tahta çıkan sezar da tıpkı selefi iskender gibi, ürünlerin dörtte birini vergi olarak vermeleri karşılığında kucaklayıcı bi politika sergilediği için, ispanya ve babil'den filistin-kudüs'e herkes bol el uzatır ve o dönemde imparatorluklar arasında git-gel yapan museviler tüm dünyaya dağılmıştı, filistinde bile 3 milyon kişi yaşıyordu, bi o kadarı da dışarıda.
şimdi o meşhur haç putunun nereden geldiğini öğrenmeye hazır mısınız? romalı yöneticiler ve yarattıkları sahte isa mesih figürü zannettiğinizin aksine bi peygamberi değil, roma yönetiminin milat civarında gerçekleştirdiği kanlı bi soykırımı sembolize ediyor, ve yeni ahit'e inanan hristiyanlar, tıpkı nazileri takip eden fanatik aryan idealistleri gibi bu iddiayı her zaman reddetmiştir.
herodes ölür, ve bağımlı kral rolünü sürdürecek kimse kalmaz. diğer oğullarını öldürüp, yerine tek varis olarak zalimliğinden beslenen archelaus'u bırakır. Augustus'un onayına ihtiyacı vardır bu zavallı adamın. ve babasının ölümünden evvel çıkan ferisi isyanını üç bin kişiyi katlettirerek bastırır, aslında gözü her zaman kudüs'te, büyük hazinelerin saklandığı saray'la hemen bitişiğindeki tapınak'tadır. imparatorluk, tamamen yozlaşmış ve çürümüştü. mısır ve suriye bile iflas etmişti. italya ve augustus hariç.
isa mesih, şayet yaşadıysa, roma'ya özgü her türlü yolsuzluğun gerçekleştiği bi şehirde büyümüştü! suriye valisi varus'un emrindeki sabinus emrindeki beş bin ağır silahlı roma askeri, bi o kadar da başka milletlerden erle tapınağı mevzi alır.pentekost bayramı için toplanan tüm hacıları doğrayıp oluk oluk kan akıtırlar. ve kudüs, demir zırhlı putperest yaratıkların sancağıyla mahvolur. çok uzak bi tarihte değil, mö 50 dolaylarında crassus düzenlediği sefer için tapınağı yağmalamıştı ve şimdi çok daha büyük bi felaket gerçekleşmek üzereydi.
sabinus fırsattan istifade tapınağı yağmalar, 400 talent, 1.6 milyar dolara denk yahudi bağışı vahşice yağmalanıp askerler tarafından taşınır. celile halkı dahil tüm şehir sakinleri silaha sarılır. ferisilerin (hasidim) infazına büyük üzüntü duyduğu adamın oğlu celileli yahuda karşılarına dikilir.
varus'un emriyle iki lejyon yüz bin asker yola çıkar, ve can mal güvenliği için mücadele eden iki bin yahudiyi oracıkta öldürür ve yeni bi infaz tekniği getirirler: "çarmıha germe".
vecaligula gibi onca çılgın ve sapkına rağmen roma'ya toz kondurmayan isa mesih güya 12 yaşındadır, her şeye şahit olmuştur. yerseniz. bu işkencenin vahşiliği pratiğinde saklıydı. haç genelde "t" şeklindeydi, bazı kurbanlar üç güne kadar hayatta kalabiliyordu. elleri ve ayakları çivilerle delinirse, ölüm hızlı geldiği için "merhametli ! " kabul edilirdi. kurban her zaman çıplak olurdu. ve çarmıhtan önce etleri sarkana kadar kırbaçlanırdı. ve çarmıha germe, lübnan ve fenike'nin doğurkanlık kültüne dayanıyordu. bi tür insan kurban ayini! ölüp dirilen tanrı tammuz adına kullanılırdı bu tören. romalılar, bu tekniği vahşi amaçlarla kullanan kartacalılardan aldı. roma, yüz binlerce museviyi bu şekilde filistinde katletmiştir. Romalıların “çarmıha geren” olmaları bile onları vahşi saymaya yeterdi. Ancak incillerde, Roma’nın bu politikasının asıl kurbanı olan Ferisiler çeşitli “ikiyüzlülük” suçlamalarıyla kınanır; buna karşın Romalılar çarmıha germe dâhil hiçbir şey için suçlanmaz.