Steven Spielberg: “Bir yıl boyunca 'interstellar' projesine bağlı kaldım... ve beni büyüledi(...) Aslında ilk ve ikinci taslağı yazması için Christopher Nolan'ın kardeşini (Jonathan Nolan) tuttum; ama işe yaramadı. Jonah bana dedi ki: 'Eğer bu filmi yapmamaya karar verirsen, kimin yöneteceğini söyleyeceğim. Zaten ısrar ediyor. O da kardeşim Chris!' Kesinlikle haklıymış. Bunu yapmamaya karar verdiğimde Chris projeye katıldı, muhtemelen ertesi gün. 'interstellar' Chris Nolan'ın ellerinde benimkinden çok daha iyi bir filmdi.”
Jonathan Nolan'ın 2008 tarihli orijinal senaryo taslağı (Spielberg için yazdığı) ile nihai 2014 filmi arasında oldukça büyük farklar var. Christopher Nolan, kardeşi Jonah'ın (Jonathan) taslağını temel alarak kendi vizyonuyla büyük değişiklikler yapmış, bu yüzden ikisi geniş hatlarda benzer (Dünya'da kıtlık, solucan deliği, yeni gezegen arayışı) ama ton, hikaye yapısı, olay örgüsü, karakterler ve özellikle son çok farklı.
Murph orijinal senaryoda erkek bir çocuktu (Chris Nolan onu kız yapıyor).Cooper'ın NASA'ya ulaşmasını ise Kitap raflarındaki "hayalet" yerçekimi mesajları yerine, düşen bir amerikan uzay sondası yönlendiriyor. Cooper, oğlu Murph'ü de yanına alarak kendi kullandığı uçağıyla Santa Cruz Adası'ndaki gizli nasa üssünü bulmayı başarıyor.
Jonathan Nolan, Cooper karakterini yaratırken Spielberg'ün Close Encounters of the Third Kind (1977) filmindeki Richard Dreyfuss karakteri Roy'dan esinlenmiş. Her iki karakter de, ailesiyle bağı olan ama “daha büyük bir çağrıya” cevap veren erkekler, bilinmeyene doğru çekiliyorlar.
Close Encounters of the Third Kind filmindeki Roy,
Takıntılı şekilde uzaylılarla temasın peşinden gider ve
sonunda ailesini terk ederek dünya-dışına, bilinmeyene doğru yola çıkar. interstellar'ın Cooper'ı da, insanlığı kurtarma görevi için ailesinden ayrılır, kozmik bir yolculuğa çıkar, tek fark yeniden dönmek umuduyla.
Orijinal interstellar senaryosunda Lazarus görevleri yok; sadece sondalar gönderilmiş. Filmin ilk insanlı görevi bu.Sadece tek bir gezegen ziyaret ediliyor: o da Buz gezegeni.su gezegeni yok.
Robotlar (TARS ve CASE) insansı/cyborg, esprili ve sevimli TARS ilk başta hasır şapka takıyor.
Buz gezegeninde Çin yapımı çok gelişmiş robotlar ile karşılaşılıyor.Bu robotlar bloklu, modüler tarzdalar. Kamuflaj yetenekleri var, buz ve çevre yardımıyla gizleniyorlar.Çinli bir öncü ekip bu gezegene ulaşmış, ama Nötron yıldızı radyasyonu nedeniyle tüm mürettebat ölmüş. Sadece robotlar kalmış. Binlerce yıl (zaman anomalisi nedeniyle 4000 yıl kadar) yalnız kalmışlar ve ileri teknoloji geliştirmişler (yerçekimi makinesi dahil).
Gezegenin altında dev bir Çin üssü var, terk edilmiş. insan kolonilerini getirmeyi planlamışlar ama olmamış.Cooper ve ekibi bu yerçekim makinesini çalmaya kalkınca çin yapımı robotlar kamuflajdan çıkıp saldırıya geçiyorlar.
Yine Gezegenin altında ayrıca bir orman, “cangıl” gibi duran bir ekosistem de var. Aslında bunlar fraktal yapılı, hücre içermeyen yaratıklar. Sürekli parçalanıp birleşiyorlar, sonsuz tekrarlanan desenler gibi.Küçükken boyutları bir kedi kadar veya biraz daha minik boyutlarda, birleşince bina/orman büyüklüğüne ulaşabiliyorlar.Başta birbirleriyle savaşıyor gibi görünüyorlar; ama aslında koloni halinde birleşerek maksimum radyasyon emmek için yayılıyorlar. ortak zihinleri var gibi hareket ediyorlar.Nötron yıldızının (her 24 saatte bir geçen) X-ışınlarından/radyasyonundan besleniyorlar. Gündüz (radyasyon sonrası) bitki benzeri, hareketsiz hale geçiyorlar; gece aktif ve şekil değiştiriyorlar.Brand bir tanesini yanına alıyor ve film boyunca sevimli bir "evcil hayvan" gibi eşlik ediyor. Cooper da yarısını alıyor ama sonunda Dünya'ya düşürüyor ve ironik bir şekilde dünya'yı filmin sonunda "fraktal ormana" çeviriyor.
Buz gezegeninden kaçtıktan sonra, umutsuzluk zirvedeyken Brand ve Cooper'ın gemide, yerçekimsiz ortamda sevişmelerini içeren bir sahne de yazılmış.
orijinal 2008 Jonathan Nolan taslağında Cooper'ın kendi çocuğu (Murph) ile duygusal bir karşılaşması yok. Murph (orijinalde erkek bir çocuk) hikayede çok daha az ön planda ve Cooper'la asla tekrar görüşmüyor.Cooper görevi tamamladıktan 200 yıl sonra Dünya'ya dönüyor (zaman anomalisi nedeniyle).
Dünya buzlu bir çöl haline gelmiş, terk edilmiş.
Cooper eski evine gidiyor, yanında getirdiği fraktal yaşam formunu serbest bırakıyor ve orada ölmek üzere bayılıyor.Uyandığında oğlunun adını taşıyan Murph Cooper Üssü adlı uzay istasyonunda bulunuyor. Kendisi bir kahraman olarak karşılanıyor.Burada kendi büyük büyük torunu ile tanışıyor. Torun ona eski saati geri veriyor.Kendi çocuğu Murph'le (veya Tom'la) karşılaşma yok. Murph yıllar önce ölmüş, Cooper onun torunlarıyla dolaylı bir bağlantı kuruyor.
Cooper uzay görevine gittikten sonra, oğlu Murph yıllar sonra aynı tesise döner ve başlangıçta Nasa üssünü bulmalarına yardım eden sondayı kurcalar ve içerisinde bir yerçekimi makinesi verisini bulur.Murph, bu cihazı neredeyse 20 yıl boyunca inceler, veri çıkarır ve üzerinde çalışır (ergenlikten yetişkinliğe, hatta ebeveynliğe kadar).Ancak denklemi kendisi çözemez. Murph’ün kızı Emily (Murph’ün kızı yani Cooper’ın torunu) sonunda bu denklemi çözerek insanlığın uzay istasyonları kurup Dünya’dan kaçmasını sağlar. Ortaya çıkar ki o sonda aslında Cooper'ın gelecekten yolladığı cihazdır, zaman dilatasyonu ve solucan deliği üzerinden.
Buz gezegeni macerasından sonra Cooper ve Brand ayrı yollara gider.Brand bir gezegen arayışına devam ediyor.Cooper ise Dünya'ya (veya insanlığa) dönmeyi seçiyor.
Final yine Cooper'ın, Brand'e verdiği sözü tutmak için TARS benzeri bir robot ve çalıntı bir gemiyle onu bulmaya çıkmasıyla bitiyor.
arkadaşlar bu filmin sonunda kahramanımız milyon ışık yılı uzaktan geldikten sonra neden kızının yaşlı hali ile sohbet edip sonra karı kızın peşine düşüyor.
olm bu adamın bir de oğlu yok mu lan ???!!!! oğlunu neden sormuyor bu adam ?
Bir halt anlamayanların kafasını çok da yormaması gereken film. Zaten filmde neyin nasıl olduğu anlatılıyor. Buna rağmen anlaşılmıyorsa bu konuda eksiksiniz demektir.
Muhteşem müziklere ve inanılmaz görsellere sahip Christopher Nolan imzalı süper film. Hatta film demek biraz hafif kalır. Tam bir şaheser. inanılmaz bir görsel şölen. Son sahnesinin filmin ihtişamını gölgede bıraktığını düşünsem de rahatlıkla izlediğim en etkileyici film olduğunu söyleyebilirim.
Daha az önce yeni bir kez daha izleyip bitirdiğim baş yapıt ve hislerimi anlatamam. Şimdiye kadar yapılmış duygusal yönden bu kadar etkileyici bir film daha olmayabilir. Evet birçok iyi film var ama bu filmin yeri ayrı. Bu film bilim kurgu olsa da aslında gelmiş geçmiş en duygusal film.
şu filme de laf atılmış ama kategorisindeki en muhteşem filmdir.
veya filmlerden birkaçıdır. contact'ın da hakkını yememek gerek.
ancak arrival vb buna denk bir film olarak düşünen varsa gerçekten yazık.
şu filmi sinemada izleyememiş olmak gerçekten büyük kayıp adıma.
filmin soundtracklerine dek güzel.
kara delik, yer çekimi, yaşlanma, 5. boyut, görelilik teoremi, uzay-zaman düzlemi kısmı daha güzel verilebilir miydi? evet ama sıkmadan, sürükleyici bir şekilde bu kadar olurdu diye düşünüyorum. yoksa illa ki eksiklikler, hatta şahsi yoruma dayanacak şekilde hatalar mevcut diyebiliriz.
ama bu haliyle bu konuları en iyi anlatan filmlerden biri, belki en iyisi.
bilim kurgu deyince düz biçimde ''dünyaya saldıran uzaylılar veya marsa gittik geldik canavarlar'' tadında filmlerle kıyas edilemeyecek kadar güzel bir yapım.
bir tek murph'ün babasının mesajını çözdükten "denklemi çözdüm, iş üstünde çalışıyorum, eureka!" temalı sahneleri zorlama olmuş gibi.
kendi kanaatimce bilim kurgu alanının en olağanüstü filmidir.
bu filme ait benim de bir yazım bulunsun istedim, ne derece önemliyse.
edit: herbokolog bilim insanlarıyla ilgili düşüncem önceki entrylerimde sabittir.
onları bir kıstas almadığımı o zaman belirttiğim gibi, şimdi de yinelemekteyim. ha bu alan benim alanım değil, lakin şengör'ün de alanı değil.