bir konuşmasında iyi bir askerin tanımını yaptı. bir sürü ahlaki terim saydı, bir sürü erdem saydı. insan etkileniyor tabii böyle konuşmayı duyunca. asker görünce 'sayın asker sayın asker' diye peşinde dolanası geliyor.
12 eylülden bu yana devlet şeref madalyası verilmeyecek ilk genel kurmay başkanı olacakmış kendisi.
Genelkurmay Başkanlığı'ndan ayrılan ilker Başbuğ'a "devlet şeref madalyası" verilmeyecek. Çünkü 30 Ağustos saat 17.00 itibariyle Resmi Gazete'de Başbuğ için bir karar yayınlanmadı. kaynak:http://www.zaman.com.tr
yahudirir değildir, bu fotoğraf onundur veya değildir. zerre kadar sikimde olmayan eski genelkurmay başkanı.
adam görevini kanuni çerçevede, kimseyle dalaşmadan, kimseye hakaret etmeden, şerefli bir şekilde ifa etmiş mi?
etmiş.
atatürk ilke ve inkilaplarına bağlı kalmış mı?
kalmış.
söz bitmiştir.
ha eğer sayın başbuğ'da "ırak'ta savaşacak abd askerleri için dua edin" deyip akabinde "israil filistinde katliam yapıyor" tarzı söylemlerde bulunsaydı kendisine hiç çekinmeden "aşağılık şerefsiz" derdim.
hoş bunları söyleyene bizim halkımız alkış tutuyor şerefsiz diyeceğine ya neyse.
o şerefsizin kim olduğunu herkes biliyor azizim.
kitabı henüz okumadım ama haberdeki bilgilerden edindiğim fikre göre kürt kümliğini tanımamalıydık diyor. 30 sene boyunca bu kimliği tanımadık da ne oldu paşam? ne başarabildiniz şehit cenazelerinde saf tutmaktan başka ne yaptınız bu 30 sene içersinde? size harbiyede öğretilen kürt diye bir şey yoktur onlar aslında dağ türküdür lafına mı inanalım bizler de?
git apartman veya site yönet, ne bileyim resim yap ağabeyin gibi, balık tut, torunlarınla oyna. ama salak salak konuşma be paşam.
yazdığı kitapta: "1 mart hataydı" diyen eski genelkurmay başkanı.
iyi de sayın komutanım, tezkere görüşmeleri devam ederken, "mehmetçiğin kanını ırak'ta döktürmeyin, bizi bir savaşa sokmayın" diye "savaşa hayır" cılara gizliden genelkurmay olarak destek vermediniz mi? o zaman (benim gibi) "bu bir tarihi fırsattır, tezkere çıksın" diyenlere "mehmetçiğin kanını pazarlık konusu yaptırmayız" diyen siz değil miydiniz?
şimdi gördünüz mü gerçekleri (lafım sadece ilker başbuğ'a değil, o günlerde "savaşa hayır" şeklinde kıçını yırtanlara), şimdi istediğin kadar kitap yaz, istediğin kadar "hata yaptık" de, nafile :(
anlaşılacağını bilsem bugün türkiye için önemli bir gün ilker paşa'da tarihi bir hareket yapan komutanımız diye yazardım ama 6 saniye hafızalı balıklar gibi ağzımıza giren oltayla lay lay lom gezen bir ulus olduğumuzdan pek de büyük laflar söyleyemiyorum.
sıra sende paşam. "ergenekon yolu kötü, iyi kolla götü" demiş atalarımız. ona göre şimdiden hazır bahanelere sarılabilirsin. mesela 40 sene hizmet ettim bu ülkeye diye salakça bir savunma verebilirsin. *
ilker Başbuğ, görevi 30 Ağustos 2008'de devralmış ve "iletişim açılımı" yapmıştı. Basın bilgilendirme toplantılarını başlatan Başbuğ, bu toplantıları 23 Temmuz 2010'da yani görev süresi bitene dek yaptırdı. Basın toplantılarındaki yüksek ses tonu ve isabetsiz benzetmeleriyle hafızalarda yer etti. Bazı PKK saldırılarında askeri birlikleri başarısız olması nedeniyle gelen eleştirilere yanıt veren Başbuğ, bir toplantısında kullanılmış bir havan topunu soba borusuna benzetince tepki çekmişti.
Harp Akademileri Komutanlığı'nda Nisan 2009'da yaptığı konuşmada sivil-asker ilişkilerine geni yer ayıran Başbuğ, "Sivil ve asker ilişkileri eşit olmayanlar arasındaki diyalogdur. Bu ilişkide de sivil liderler gerçek güce sahiptir" dedi.
Başbuğ, Kürt sorununun çözümüyle ilgili hükümetin sivil çabalarını destekledi. Atatürk'ün Türk milleti tanıtımındaki "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkı" yaklaşımını hatırlatırken, "Türkiye lafını çekin oraya Türk koyun, bu etnik bir tanım olur" dedi. Başbuğ döneminde çok sayıda asker tutuklandı, askeri birliklerde aramadalar yapıldı ve çeşitli yerlerde gömülü askeri mühimmatlar ortaya çıktı. Başbuğ'un bir ilginç benzetmesi de Albay Dursun Çiçek'in hazırladığı ileri sürülen "irticayla mücadele eylem planı" ile ilgiliydi. Bu belgenin bir "Kağıt Parçası" olduğunu söyleyen Başbuğ, daha sonra orjinali bulununca zor durumda kalmıştı.