az bulunur akıcılığa sahip konuşma uslubu ve alanındaki derin bilgisiyle kendini dinleten, ama buna karşılık aşırı özgüven kullanımıyla bu özelliklerini biraz gölgeleyen değerli tarihçi. bu ihtiyaç fazlası özgüven zırhı ne yazık ki belli bir yaşın üstündeki diğer bazı türk aydınlarına da musallat olmuştur ve hayli sevimsiz durmaktadır. biz artık aşmışız koçum, bunlar bize vız gelir edasında davranmanın da bir gün bıkkınlık verebileceğini bu büyüklerimiz düşünmek durumundadır. sanırım bu biraz da geri kalmış ülke aydını tavrı olmaktadır.
bir keresinde bir kitapçıda imza gününe denk gelmiştim. kitap imzaladığı nişanlı bir çifte yüce ermiş kişi mertebesinden bir iki espri yaptı, o salaklar da kikirdedi filan. yani işte hayat böyle, insan bazen bu tür olaylarla karşılaşıyor ve hesapta olmayan anılar belleğine yazılıveriyor. ben de iyi edebiyat parçaladım hani.
yakın arkadaşımla kitap imzalatırken arkadaşımın ismini sorup ozan diye yanıt alınca
+haha ozan oyun bozan
esprisini yaptığında içimden ne olursun espri yapma fazla tarih kayışı sıyırmana neden olmuş diyip yüzüne karşı çok teşekkür ederiz dedikden sonra sorunuz varmı soracak dediğinde laf yemekten korkup teşekkürlerimi ilettiğimiz yazardır.
not:iyiki bana murat koyayımda tur at demedi..
tarihçiliğiyle kendini hem yurt içinde hemde yurt dışında kabul ettirmiş büyük tarihçidir.tarihi sevme sebebimdir kendisi.komiktir.espiriden anlar.yakın zamanda evi soyulmuştur.
resim çekinme esnasında, anlam veremediğim halde tavşanın gözüne ışık tutmuşcasına malak bir ifadeyle kalan; o ana kadar sevdiğim sonradan da kıl olduğum insan.
rivayet şudur ki; bir gün hoca galatasaray da ders verirken fransızca bir metin okumaktadır.Öğrencilerden biri hocanın nispeten yavaş bir ritmde okumasından kelli, hocam benim fransızcam şöyle iyi böyle iyi diyerek metni kendisinin okumasını teklif eder, bu cahil cesaretli arkadaşın teklifini memnuniyetle karşılayan hoca elinde tuttuğu kitabı öğrenciye uzatır, bizim cesur yürek bir de ne görsün ilber ortaylı nın öğrecilere fransızca aktardığı metin esasında almanca bir metindir ve cesur yürek arkadaşımız göt gibi kalır sınıfın ortasında, ilber hoca hiç bişicik demez genç arkadaşı yerine yollar.
Çok çok zekidir. Büyük tarihçidir. Gerçek okur, gerçek düşünür ve gerçek araştırmacıdır. Ancak olumsuz yönleri de kuvvetli olan bu değerli şahsiyet, gerçekten küstahtır. Gerek derslerinde gerekse sosyal çevresinde bu gözlemlenmiştir. Öte yandan, sonuçta bir insandır ve subjektif görüşleri vardır. Din konusunda gerçek bir düşünür ve kaliteli bir hatip-tefsirci olmasına rağmen, kesinlikle hatalı gördüğüm yaklaşımları vardır; hayata bakış açılarımız farklı diyelim. Kendisi kayda değer bir elititsttir, bunun uzantısı olarak hayatı fazlasıyla ciddiye almaktadır, protokol bir insan olmaktadır. Halbuki hayatı bu derece ciddi yaşamak tek alternatif değildir.
Kendisinden ders alanların malum sunucudan çok daha beter muamelelere maruz kaldığı garip bir akademisyendir.**
Lakin bu muamelesi çok işe yarar. Bunu da görmezden gelmek olmaz. *
20 li yaşların başında ki kızcağızlara ettiği hakaretlere şahit olmayanlar kendisine hakir görmesinler. zira sunucuya teğet geçen bir ilber ortaylı söz konusu.
Onun nazarında salt bir uyarıydı yaşananlar.
ukalalığı, sevimsizliği, saygısızlığı vb özelliklerini değil insanlığa neler verdiğini göz önünde bulundurarak değerlendirmeli ilber hocayı. Topkapı'da yaptıkları değerlendirilmeli. Ortaya attığı iddiaların altını doldurup doldurmadığına bakmalı.
birebir muhatap olunmadan sevilecek bir adam değildir.
dersini alın sevin.
mazur görülecek şekilde aptallığa zerre tahammülü olmayan bir huyu vardır. evet elitisttir ama bence bazı dehaların böyle de olması gerekiyor. bu tavırlarının karşıda yani muhattabında uyandırdığı etki çok kuvvetli olur bu şekilde. türkiyenin sahip olduğu ender dehalardan biridir.
sorumlusu olduğu topkapı sarayının perperişan halini görünce kendisine duyduğum sempati büyük ölçüde sarsılan tarihçi. sergilenen hiç bir şeyin bir hikayesi yok, bakımsızlığı bir yana. bir de, çok beğeniyor kendini bu gelişimine engel, her anlamda.
tamam büyük adamdır, profdur, dahidir, bilim insanıdır, alanında üstatdır, her şeyi bilir, önünde hazır olda durulması gerekir. hepsi kabul ama anlamıyorum adamı. o konuşmaya başlayınca konudan biranda kopuyorum. oysa dinlemek içinde özel bir çaba harcıyorum ama olmuyor işte. çok mu ağzının içinden konuşuyor ondan mı acaba? utancımdan ölücem bir gün. ben ilber ortaylı yı dinleyemiyorum. ya o çok büyük bir dahi ya da ben biraz aptalım. napiim tek kusurum bu olsun.
tarih bilgisinden ziyade politik bir kimseymiş gibi yaptığı konuşmalarıyla değerlendirilmesi gereken sözümona bilim insanı. bir de bu kart kurt edebiyatının da fikir babasıdır. kendisi darbe döneminde evren paşanın postallarıyla da meşgul olmuştur. azizliği, bilgeliği ve önünde ceket iliklenesi tarafı da bu olsa gerek.