hz muhammed

entry1379 ↑ galeri137
    1253.
  1. ışid'i anlamak için kendisine bakmanız yeterlidir.

    anlamıyor musunuz?
    (bkz: beni kureyza)
    (bkz: beni kureyza katliamı)

    yetmez lan yetmez!
    küçük yaşta cinsel ilişkiye izin veren fetvaların kaynağını mı arıyorsunuz?
    (bkz: ayşe bin ebu bekir)

    ışid ve cariyelerini mi merak ediyorsunuz?
    (bkz: safiye binti hüvey)

    kız kardeşine tecavüz eden imamı, gelinine tecavüz eden insanları mı arıyorsunuz?
    (bkz: zeyneb bint cahş)

    zengin kadınlarla evlenen çıtır oğlanları mı arıyorsunuz?
    (bkz: hatice bint hüveylid)

    ulu sahabelerin kızlarını beceremesini geçiyorum bunlar bile islam'dan nefret etmek için yeterlidir.

    boşuna dememişim zamanında; kur'an arabik kamasutra'dır, içinde uydurmalardan ve seks fetvalarından başka bir şeye denk gelemezsiniz
    2 ...
  2. 1252.
  3. Adının bile ilk duyulduğu ve kayıtlarda yer alması bilimsel bulgulara göre ta 200 sene sonra olan insan.

    Bir nevi şehir efsanesi.
    2 ...
  4. 1251.
  5. Çok bilgili olduğu anlaşılan şahsiyet. Zira cahil birisi bir kitap yazıp o kadar kitleyi kontrol edemez.
    1 ...
  6. 1250.
  7. Allahın bizler gibi bir kulu olmakla beraber şeçilmiş elçisidir.kendisi hakkında çok rivayet olmakla beraber çoğu asılsız veya değiştirilip bağzı kesimlerin çıkarı doğrultusunda uydurulmuştur.en basit örnek kuranda hiç bir ayette sevgilim diye geçmezken bağzı mealciler hristiyanlardanmı özendiler artık habibim diye meallerde yazmaktadırlar.kendisinin soyu allah tarafından verilmemesine karşı kızının soyundan geldiğini idda edip insanlara üstünlük taslamaktadırlar.
    1 ...
  8. 1249.
  9. + ümmetim gelmeden girmem.
    yalnız serin hikaye.
    4 ...
  10. 1248.
  11. 1400 yıl önce pisliğe boka batan arap toplumunu adam etmiş ve kitleleri peşinden sürükleyen öğretileri hala bugün dillerde olan ve 3 dini de birleştirmiş inançlarda gruplaşan, ayrılığa düşen insanları tek bir çatı altında toplamış olan büyük devrimci bir liderdir.
    2 ...
  12. 1247.
  13. günümüz ümmetini görseydi,

    "bunlar olmasa da olurdu" derdi..
    0 ...
  14. 1246.
  15. evlatlığı zeyd bin muhammed'in karısı olan halasının kızı zeynepi (zeydle konuşmak için evine gittiğinde) çırılçıplak gördüğünde çekilip gitmemiş kapıdan çıplak zeynepi izleyip güzelliği hakkında yorum yapmıştır. sonrada zeydden karısını boşatıp zeynepe gitmesini be kendisi için onu istemesini istemiştir. düşünün karınızdan boşatılıyorsunuz sonra boşanmanıza sebep olan adam için karınızla konuşup sizi boşatan adamla karınızın arasını yapıyorsunuz. iğrençliğe bak.

    zavallı zeydin ne hissettiğini anlamk zor olsa gerek ama kütüb-i sitte'de şöyle birşeyler var:

    " resulullah (sav), zeyd (ra)e: 'git onu bana (kendinden) iste' dedi. zeyd gitti, zeynebe geldiği zaman hamurunu yoğuruyordu. zeyd der ki: 'onu gördüğüm zaman içimde bir zorluk hissettim, ona bakamaz hale geldim. sırtımı ona çevirerek, geri geri yaklaştım ve: 'ey zeyneb! beni resulullah (sav) gönderdi. seni istiyor' dedim."
    kaynak;
    http://hadis.ihya.org/kutubusitte/fasil/110.html

    rezilliğe bak bu karakterde birini ahlaklı diye pazarlıyor müslümanlar. evlatlık kurumu muhammed döneminde bugünden çok daha farklıydı. muhammed dönemi arabistanında yalnızca çocuğun annesinden emin olabikleri için ilahları hubel'in fal oklarına çocuğun kendilerine ait olup olmadığını sorardı araplar. google da hubel ve fal okları yazıp aratın uzun uzun okuyun. o fal okları yüzünden muhammedin babası abdullah hubele kurban edilecekti enteresan bir konudur . her neyse. işte bu sebeplerle bir insana x benim evladımdır dediğinizde evletlık ya da öz olduğu bilinemediğinden o sizin öz oğlunuz sayılır ve kendi kanınızdan gibi muamele ederdiniz. muhammed zeyd i önce evlatlığı ilan etmiş sonra onun karısına göz koyup elindne almış sonra zeydi evlatlıktan reddedip her savaşata en ön safta yollamaya başlamıştır ki bir an evvel ölsün zeyd. durum bu.
    1 ...
  16. 1245.
  17. En meşhur ve en büyük peygamberdir islam'a göre.
    0 ...
  18. 1244.
  19. 1243.
  20. Son peygamberimizdir . Rahmet peygamberidir . Allah'ın kulu ve elçisidir . Herkesin örnek alması gereken bir kişiliktir .
    2 ...
  21. 1242.
  22. Şu pedofili diyen ateistler sizin dedeleriniz 12 13 yasında kızlarla evlenirken neydi acaba.sacmalamayın lutfen peygamberin aiseyle kac yasında evlendiği kesin belli değildir.hadislerın cogu zaten uydurmadır.yas farkını dersen bugun cogu zengin ozaman pedofili adamlar kendinden kac yas kucuk kızlarla birlikte oluyor.
    2 ...
  23. 1241.
  24. Es salatu vesselamu aleyke ya Resulallah.
    2 ...
  25. 1240.
  26. BULUT ÜSTÜNDE ÇITIRA BAKAN PEYGAMBER!!
    KADINLARI HERHALDE ÇiZiViÇ GÖRÜYOR.
    3 ...
  27. 1239.
  28. Teczvuz zaten haram malmısn sn.
    3 ...
  29. 1238.
  30. Bu gün peygamberliğini ilan ettiği gündür. Kutlu olsun.
    1 ...
  31. 1237.
  32. O asır, hakikaten, o zât (a.s.m.) ile bir saadet-i beşeriye asrı olmuş. Çünkü, en bedevî ve en ümmî bir kavmi, getirdiği nur vasıtasıyla, kısa bir zamanda dünyaya üstad ve hâkim eylemiş.

    -Şuâlar, rnk.
    2 ...
  33. 1236.
  34. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın çendan her hali ve her tavrı, sıdkına ve nübüvvetine şahid olabilir; fakat her hali, her tavrı hârikulâde olmak lâzım değildir.

    Çünki Cenab-ı Hak onu beşer suretinde göndermiş, tâ insanın ahval-i içtimaiyelerinde ve dünyevî, uhrevî saadetlerini kazandıracak a'mal ve harekâtlarında rehber olsun ve imam olsun ve herbiri birer mu'cizat-ı kudret-i ilahiye olan âdiyat içindeki hârikulâde olan san'at-ı Rabbaniyeyi ve tasarruf-u kudret-i ilahiyeyi göstersin.

    Eğer ef'alinde beşeriyetten çıkıp hârikulâde olsaydı, bizzât imam olamazdı; ef'aliyle, ahvaliyle, etvarıyla ders veremezdi. Fakat yalnız nübüvvetini muannidlere karşı isbat etmek için hârikulâde işlere mazhar olur ve indelhace arasıra mu'cizatı gösterirdi.

    Fakat sırr-ı teklif olan imtihan ve tecrübe muktezasıyla, elbette bedahet derecesinde ve ister istemez tasdike mecbur kalacak derecede mu'cize olmazdı. Çünki sırr-ı imtihan ve hikmet-i teklif iktiza eder ki, akla kapı açılsın ve aklın ihtiyarı elinden alınmasın. Eğer gayet bedihî bir surette olsa, o vakit aklın ihtiyarı kalmaz. Ebu Cehil de, Ebu Bekir gibi tasdik eder. imtihan ve teklifin faidesi kalmaz. Kömür ile elmas bir seviyede kalırdı.

    Cây-ı hayrettir ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın mübalağasız binler vecihte binler çeşit insan, herbiri bir tek mu'cizesiyle veya bir delil-i nübüvvet ile veya bir kelâmı ile veya yüzünü görmesiyle ve hâkeza birer alâmetiyle iman getirdikleri halde, bütün bu binler ayrı ayrı insanları ve müdakkik mütefekkirleri imana getiren bütün o binler delail-i nübüvveti, nakl-i sahih ile ve âsâr-ı kat'iyye ile şimdiki bedbaht bir kısım insanlara kâfi gelmiyor gibi, dalalete sapıyorlar.

    Risale-i Nur / Mektubat Kitabı- 92-93.Sayfa
    1 ...
  35. 1235.
  36. Şimdi, şu zâtın delail-i sıdkı ve berahin-i nübüvveti yalnız mu'cizatına münhasır değildir. Belki ehl-i dikkat için, hemen umum harekâtı ve ef'ali, ahval ve akvali, ahlâk ve etvarı, sîret ve sureti, sıdkını ve ciddiyetini isbat eder.

    Hattâ meşhur ulema-i Benî-israiliyeden Abdullah ibn-i Selâm gibi pek çok zâtlar, yalnız o Zât-ı Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın sîmasını görmekle, "Şu sîmada yalan yok, şu yüzde hile olamaz!" diyerek imana gelmişler.

    Çendan muhakkikîn-i ulema, delail-i nübüvveti ve mu'cizatı bin kadar demişler; fakat binler, belki yüzbinler delail-i nübüvvet vardır. Ve yüzbinler yol ile yüzbinler muhtelif fikirli adamlar, o zâtın nübüvvetini tasdik etmişler. Yalnız Kur'an-ı Hakîm'de kırk vech-i i'cazdan başka, nübüvvet-i Ahmediyenin (A.S.M.) bin bürhanını gösteriyor.

    Hem madem nev'-i beşerde nübüvvet vardır. Ve yüzbinler zât, nübüvvet dava edip mu'cize gösterenler, gelip geçmişler. Elbette umumun fevkinde bir kat'iyyet ile, nübüvvet-i Ahmediye (A.S.M.) sabittir. Çünki isa Aleyhisselâm ve Musa Aleyhisselâm gibi umum resullere nebi dedirten ve risaletlerine medar olan delail ve evsaf ve vaziyetler ve ümmetlerine karşı muameleler; Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'da daha ekmel, daha câmi' bir surette mevcuddur. Madem hükm-ü nübüvvetin illeti ve sebebi, Zât-ı Ahmedî'de (A.S.M.) daha mükemmel mevcuddur. Elbette hükm-ü nübüvvet, umum enbiyadan daha vâzıh bir kat'iyyet ile ona sabittir.

    Risale-i Nur / Mektubat - 90-91.Sayfa
    1 ...
  37. 1234.
  38. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm iddia-yı nübüvvet etmiş; Kur'an-ı Azîmüşşan gibi bir fermanı göstermiş ve ehl-i tahkikin yanında bine kadar mu'cizat-ı bahireyi göstermiştir. O mu'cizat, heyet-i mecmuasıyla, dava-yı nübüvvetin vukuu kadar vücudları kat'îdir.

    Kur'an-ı Hakîm'in çok yerlerinde en muannid kâfirlerden naklettiği sihir isnad etmeleri gösteriyor ki; o muannid kâfirler dahi mu'cizatın vücudlarını ve vukularını inkâr edemiyorlar. Yalnız, kendilerini aldatmak veya etba'larını kandırmak için, -hâşâ- sihir demişler.

    Evet mu'cizat-ı Ahmediye'nin (A.S.M.) yüz tevatür kuvvetinde bir kat'iyyeti vardır. Mu'cize ise; Hâlık-ı Kâinat tarafından onun davasına bir tasdiktir, "Sadakte" hükmüne geçer.

    Nasılki sen bir padişahın meclisinde ve daire-i nazarında desen ki: "Padişah beni filan işe memur etmiş." Senden o davaya bir delil istenilse; padişah "Evet" dese, nasıl seni tasdik eder. Öyle de, âdetini ve vaziyetini senin iltimasınla değiştirirse; "Evet" sözünden daha kat'î daha sağlam, senin davanı tasdik eder.

    Öyle de, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm dava etmiş ki: "Ben, şu kâinat Hâlıkının meb'usuyum. Delilim de şudur ki: Müstemir âdetini, benim dua ve iltimasımla değiştirecek. işte parmaklarıma bakınız, beş musluklu bir çeşme gibi akıttırıyor. Kamer'e bakınız, bir parmağımın işaretiyle iki parça ediyor. Şu ağaca bakınız; beni tasdik için yanıma geliyor, şehadet ediyor. Şu bir parça taama bakınız; iki-üç adama ancak kâfi geldiği halde, işte ikiyüz-üçyüz adamı tok ediyor." Ve hâkeza.. yüzer mu'cizatı böyle göstermiştir.

    Risale-i Nur / Mektubat - 90.Sayfa
    0 ...
  39. 1233.
  40. Şu kâinatın sahib ve mutasarrıfı elbette bilerek yapıyor ve hikmetle tasarruf ediyor ve her tarafı görerek tedvir ediyor ve her şey'i bilerek, görerek terbiye ediyor ve herşeyde görünen hikmetleri, gayeleri, faideleri irade ederek tedvir ediyor.

    Madem yapan bilir; elbette bilen konuşur. Madem konuşacak, elbette zîşuur ve zîfikir ve konuşmasını bilenlerle konuşacak. Madem zîfikirle konuşacak, elbette zîşuurun içinde en cem'iyetli ve şuuru küllî olan insan nev'i ile konuşacaktır.

    Madem insan nev'i ile konuşacak, elbette insanlar içinde kabil-i hitab ve mükemmel insan olanlarla konuşacak. Madem en mükemmel ve istidadı en yüksek ve ahlâkı ulvî ve nev'-i beşere mukteda olacak olanlarla konuşacaktır;elbette dost ve düşmanın ittifakıyla, en yüksek istidadda ve en âlî ahlâkta ve nev'-i beşerin humsu ona iktida etmiş ve nısf-ı Arz onun hükm-ü manevîsi altına girmiş ve istikbal onun getirdiği nurun ziyasıyla bin üçyüz sene ışıklanmış ve beşerin nuranî kısmı ve ehl-i imanı, mütemadiyen günde beş defa onunla tecdid-i biat edip, ona dua-yı rahmet ve saadet edip, ona medih ve muhabbet etmiş olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm ile konuşacak ve konuşmuş ve Resul yapacak ve yapmış ve sair nev'-i beşere rehber yapacak ve yapmıştır.

    Risale-i Nur / Mektubat Kitabı - 89.Sayfa
    0 ...
  41. 1232.
  42. Düşmanlarının bile kendisinde kusur bulamadığı güvenilir, yüce Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)...
    5 ...
  43. 1231.
  44. Muhammed-i Haşimî Aleyhissalâtü Vesselâm'a bak. O zât, ümmiliğiyle beraber, bir kuvvete mâlik değildi.

    Ne onun ve ne de ecdadının bir hâkimiyetleri sebkat etmemişti; bir hâkimiyete, bir saltanata meyilleri yoktu.

    Böyle bir vaziyette iken mühim bir makamda, tehlikeli bir mevkide, kemal-i vüsuk ve itminan ile büyük bir işe teşebbüs etti. Bütün efkâr-ı âmmeye galebe çaldı, bütün ruhlara kendisini sevdirdi, bütün tabiatların üstüne çıktı.

    Kalblerden bütün vahşet âdetlerini, çirkin ahlâkları kaldırarak, pek yüksek âdât ve güzel ahlâkı tesis etti. Vahşetin çöllerinde sönmüş olan kalblerdeki kasaveti, ince hissiyatla tebdil ettirdi ve cevher-i insaniyeti izhar etti.

    Onları o vahşet köşelerinden çıkararak, evc-i medeniyete yükseltti ve onları o zamana, o âleme muallim yaptı. Ve onlara öyle bir devlet teşkil etti ki, sahirlerin sihirlerini yutan asâ-yı Musa gibi, başka zalim devletleri yuttu ve nev'-i beşeri istila eden zulüm, fesad, ihtilâl, şekavet rabıtalarını yaktı, yıktı ve az bir zamanda, devlet-i islâmiyeyi şarktan garba kadar tevsi' ettirdi.

    Acaba o zâtın şu macerası, onun mesleği hak ve hakikat olduğuna delalet etmez mi?

    (Mirkat-üs Sünnet 184.sh - Risale-i Nur)
    1 ...
  45. 1230.
  46. 1- Tarih-i âlemin şehadetiyle sabittir ki; parmakla gösterilen en büyük bir dâhî, ancak umumî bir istidadı ihya ve umumî bir hasleti ikaz ve umumî bir hissi inkişaf ettirebilir. Eğer böyle bir hissi de ikaz edememiş ise sa'yi hep heba olur.

    2- Tarih bize gösteriyor ki; en büyük bir insan, hamiyet-i milliye, hiss-i uhuvvet, hiss-i muhabbet, hiss-i hürriyet gibi hissiyat-ı umumiyeden bir veya iki veyahut üç hissi ikaz etmeye muvaffak olur. Acaba evvelki zamanların cehalet, şekavet, zulüm zulmetleri altında gizli kalan binlerce hissiyat-ı âliyeyi, Ceziret-ül Arab memleketinde, bedevi ve dağınık bir kavim içinde inkişaf ettirmek hârikulâde değil midir?

    Evet şems-i hakikatın ziyasındandır. Bu noktaları aklına sokamayanın, Ceziret-ül Arab'ı biz gözüne sokarız. Ey muannid! Ceziret-ül Arab'a git, en büyük feylesoflardan yüz taneyi de intihab et, beraber götür. Onlar da orada ahlâkın ve maneviyatın inkişafı hususunda çalışsınlar. Muhammed-i Arabî'nin (A.S.M.) o vahşetler zamanında o vahşi bedevilere verdiği cilâyı, senin o feylesofların şu medeniyet ve terakkiyat devrinde yüzde bir nisbetinde verebilirler mi? Çünki o zâtın yaptığı o cilâ; ilahî, sabit, lâ-yetegayyer bir cilâdır ve onun büyük mu'cizelerinden biridir.

    (Mirkat-üs Sünnet - Risale-i Nur)
    1 ...
  47. 1229.
  48. Evet tehdidlerle, korkularla, hilelerle efkâr-ı âmmeyi başka bir mecraya çevirtmek mümkün olur. Fakat tesiri cüz'îdir, sathîdir, muvakkat olur. Muhakeme-i akliyeyi az bir zamanda kapatabilir.

    Amma irşadıyla kalblerin derinliklerine kadar nüfuz etmek, hissiyatın en incelerini heyecana getirmek, istidadların inkişafına yol açmak, ahlâk-ı âliyeyi tesis ve alçak huyları imha ve izale etmek, cevher-i insaniyetten perdeyi kaldırıp hakikatı teşhir etmek, hürriyet-i kelâma serbestî vermek, ancak şua-i hakikattan muktebes hârikulâde bir mu'cizedir.

    Evet asr-ı saadetten evvelki zamanlarda kalb katılığı ve merhametsizlik öyle bir hadde baliğ olmuştu ki, kocaya vermekten âr ederek kızlarını diri diri toprağa gömerlerdi.

    Asr-ı saadette islâmiyet'in doğurduğu merhamet, şefkat, insaniyet sayesinde, evvelce kızlarını gömerlerken müteessir olmayanlar, islâmiyet dairesine girdikten sonra karıncaya bile ayak basmaz oldular. Acaba böyle ruhî, kalbî, vicdanî bir inkılab hiçbir kanuna tatbik edilebilir mi?

    (Mirkat-üs Sünnet 181.sh - Risale-i Nur)
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük