Annie Besant şöyle diyor: Arabistan’ın bu büyük Peygamberinin hayatını ve şahsiyetini inceleyen; nasıl öğrettiğini ve nasıl yaşadığını bilen herkesin bu güçlü Peygamber için ürpertici bir saygıyla dolmaması mümkün değildir. Kitabımda söyleyeceklerimin pek çoğu çoklarının bildiği şeyler olsa da ben onları ne zaman yeni baştan okusam, bu Arabistanlı muallim için hep yeni bir hayranlık ve yeni bir saygı duyuyorum. (The Life and Teachings of Muhammad, Madras, 1932)
irlandalı dramatist, sosyalist düşünür ve 20.yüzyılın önde gelen tiyatro yazarlarından George Bernard Shaw şöyle diyor: insanlığın sorunlarının üst üste yığılarak neredeyse çözülmez hal aldığı günümüzde Hz. Muhammed’e her zamankinden daha fazla muhtacız. Eğer O aramızda olsaydı, bütün bunları oturup bir fincan kahve içme rahatlığı ile çözerdi.
Almanya’nın güçlü bir imparatorluğa dönüşmesinde en önemli rolü oynayan ve ilk şansölyesi Prens Bismarc şöyle diyor: Muhtelif devirlerde, beşeriyeti idare etmek için Allah tarafından geldiği iddia olunan bütün indirilmiş semavî kitapları tam ve etrafıyla tetkik ettimse de tahrif olundukları için hiçbirisinde aradığım hikmet ve tam isabeti göremedim. Bu kanunlar değil bir cemiyet, bir hane halkının saadetini bile temin edecek mahiyetten pek uzaktır. Lâkin Muhammedîlerin Kur’an’ı bu kayıttan azadedir. Ben Kur’an’ı her cihetten tetkik ettim, her kelimesinde büyük hikmetler gördüm. Muhammedîlerin düşmanları, bu kitabın Muhammed’in zatının eseri olduğunu iddia ediyorlarsa da en mükemmel bir dimağdan böyle bir harikanın meydana gelebileceğini iddia etmek, hakikatlere göz kapayarak kin ve garaza âlet olmak manasını ifade eder ki, bu da ilim ve hikmetle izah edilemez.
Ben şunu iddia ediyorum ki: Muhammed mümtaz bir kuvvettir. ilahi kudretin böyle ikinci bir vücudu imkân sahasına getirmesi ihtimalden uzaktır. Seninle aynı asırda yaşayamadığımdan dolayı müteessirim ey Muhammed! Beşeriyet senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra göremeyecektir. Ben, heybetli huzurunda kemal-i hürmetle eğilirim.”
elin gavuru kadar bile hakkaniyetli yorum yapamıyorsunuz. bu neyin düşmanlığı?
40 yaşına kadar çevresindeki arap toplumunu gözlemlemiş ve arap toplumundaki davranış ve tutumlar, muhammed'in hoşuna gitmemiş. ve o yaşına kadar toplumda hazır ben güvenilir lakabını almışken yıllardır tasarladığım peygamberlik fikrini ortaya atayım ve bu sayede çok sayıda taraftar toplayıp bu toplumu adam edeyim demiştir. ancak sadece dini bir fikir ortaya atmakla kalmamış bu dinin birde kitabı olmalı diyerek akıllıca davranmış ve zekice bir kitap hazırlamıştır. yıllar geçtikçe taraftarı çok artmış bu sefer kendi toplumuyla sınırlı kalma fikrini değiştirmiş ve yayılmacı politika izleyerek inancını evrenselleştirmeye çalışmıştır. kendisine karşı çıkan bir çok kafiri de infaz ettirmiştir. kimisinin kellesini koparmış kimisinin ellerini ve ayaklarını çaprazlama kesmiştir. dinden dönenleri öldürmüştür. ancak onun haricinde o dönem için gayet makul bir inanç felsefesi ortaya atmıştır. devrimcidir. dini önderdir. önemli bir şahsiyettir. her ne kadar görünürde barışçıl bir din yaratsa da barışçıl felsefesiyle çelişen bir kamyon uygulama yapmıştır.
"muhammed" isimli bir peygamberin hiç yaşamadığı, varolmadığına dair teoriler de var.
işin ilginç yanı muhammed peygamberin varlığına dair herhangi bir delil, arkeolojik bulgu da yok.
örneğin, muhammed paygamber'in yaşadığı iddia edilen 570-632 yılları arasındaki dönemde bizans, sasani, mısır, süryani ve avrupa kayıtlarında ne muhammed ismindeki bir peygamberden, ne de islam adlı bir dinden bahsedilmez.
bütün bu kaynaklarda 8. yüzyılın ortalarında (ms 750'den sonra) muhammed ve islam dini kayıtlarına rastlanır.
isterseniz araştırın, yine de siz bilirsiniz tabi.
Mekkenin önde gelen kabilelerinden birine mensup olmasına ve ticaretle uğraşmasına rağmen çağına ve toplumuna göre oldukça geç (25) bir yaşta, kendinden 15 yaş büyük ve daha önce 2 kez dul kalmış bir kadınla evlenmesi dikkat çekicidir. Peygamberlik öncesi hayatında Toplumdaki statüsü bize anlatıldığı gibi olmayabilir mi? Bilemiyor, sadece soruyorum.
Ümmetim dediği yoldan geçen Müslümanım diyen değil gerçekten peygambere ümmet olabilme şerefine nail olmuş kişilerdir.
Efendimiz onlarla birlikte gireceğiz diyor. Zaten azgın ve sapkınlar onun ümmeti olamaz..evet.