Hayastan anunov
Yergir mın em yes
Xiğcin kağdnakuyn angyunı
Taknıvads e hişadagıs.
Yete badahi vor or mı
Haydne lezun zis
Sbidag badankneru meç pattıvads
Ağavni mı gıllam
Gı veratarnam tser dunı
Vırındek (nuynisg) çem yertar.
Hayastan adında
Yitik bir ülkeyim ben
Vicdanın en gizli camekanında
Saklıdır benim hatıram Olur da yine bir gün
Aşikar ederse dil beni
Ak kefenlere bürünmüş
Bir güvercin misali
Dönerim hanenize Kovsanız da gitmem!
vatan haini ve vatan kahramanı kavramlarının yeniden biçimlenmesine sebep olmuş yüreği güzel insan, ırkının ne olduğunun herhangi bir önemi yok çünkü insan. kavramlara gelince; kendisini seven vatan haini, öldüren de vatan kahramanı oluyormuş...muş.
bir takım insancıl geçinen vatan hainleri tarafından göğe çıkartılan muhterem(di). adam yaşarken tipini bile bilmeyen kerataların, bir satırını dahi okumamış zat'ların kendisine bu denli sahip çıkmaları, "hepimiz ermeniyiz" diyecek kadar da soysuzlaşmaşlarına sebep olan şahıs.
dini, dili, ırkı koydum bir yana da, herşeyden önce ailenden birinin öylece yerde yattığını görmek, hemde 'hiçbirşey uğruna' insana aklını kaybettirebilir. şimdi onun kanı ile dolaşan eller belki, kendi çocuklarını seviyor. ama karısı öpemiyor yada oğlu 'baba' diyemiyor.
ve nedense, adalet hiçte zannedildiği kadar adil değil konu aydınlar olunca!
ölümünün 3 yılında sevgı ve saygıyla anıyoruz ve biliyoruz kı onu katledenler hıç bır zaman adalet karsısına cıkmayacak cıkanlar ise adaletli bir sekilde yargılnmayacak. ve artık bitsin diyoruz insanlar ne düşündügü için sokak ortasında kalleşçe arkasından vurulmasın,hangi dinden hangi mezhepten hangi ırktan olursa olsun linç edilmesin. ama inanıyoruz gelecek güzel ve aydın günlerin kapıda oldugunu, halkların kardeşçe yaşayabildiklerine inanıyoruz. 19 ocakta bir ermeni ,2 temmuzda bir alevi olmayı,kürt olmayı mezepotamya topraklarında , israil tanklarına karsı taş atan filistinli çocuk olmayı ,kafkasyada rus zindanlarında bin bir işgenceye ragmen hayata tutunan bir çeçen olmayı,doğu türkistanda elleri bağlı arkadan ,sırtı duvara dayalı kurşuna dizilen bir türk olmayı öğreniyoruz ve yaşıyoruz aydınlık sabahlar adına ve yaşayacağız...
hakkında ne söylesem, ne yazsam bilemediğimdir. çünkü biliyorum ki; ne söylesem eksik, ne yazsam yetmez. en çok içimi acıtan da, 'biliyorum, bu ülkede güvercinlere dokunmaz insanlar' demiş olması, bu kadar güveniyordu bu ülkeye, yazık. dokunurlar be kardeşim; dokunurlar, sonra da katilleriyle fotoğraflar çektirip, olayın üstünü kapatmaya çalışırlar. 3 yıl geçti, sonuç yok. istenirse açığa çıkarılmaz mı her şey, çıkarılır elbet, ama istemezler. onlar için ölen 'şerefsiz bir ermeni'dir sadece. türk'e hakaret etmiş, kanı kirli demiştir. yasin'ler, fatih'ler de türklük onurunu kurtarmışlardır tabii. yazık, yazık ki; hrant dink'in asıl katilleri görmezden gelinirken, 'vatan satsa bir kişi, anında biter işi' diyenler hala ellerini kollarını sallaya sallaya gezebiliyorlar. hakikatten yazık.
ama olsun, biz yine de söylemeye devam edelim; 'katillere inat, hala kardeşimsin hrant!'
yazar üslubunu kullanarak, kelimelerle oynayarak değilde keşke o ünlü yazısını açık, açık yazsaymış. düşünemedi o çok sevdiği ülkesindeki kalın kafalı yaratıkları. o kadar acizlerki okumaktan üşendiler, sadece gördükleri iki kelimeyle bir insanın canına kıydılar.
eğer bu vatanseverlikse ve bunu kabul edenler varsa, daha ne denilir ki onlara. arkadan kalleşçe ve korkakça kurşun sıkmaksa, bu ülkeyi, bu vatanı korumak, aman bırak dokunma kalsın.
sizlersiniz pkk'lı piçlerden farksız olanlar, sizlersiniz bu ülkeyi bütün cihana rezil eden ve sizlersiniz bu ülkede zehirli kanın olmasının sebebi.
hrant abi, hrant ahparig... bugün aramızdan alınışının üçüncü yılı, ancak acımız ilk günki kadar taze. bugün bana verdiğin kitabı aldım yine elime, çevirdim sayfalarını. sonra taksim'de sevenlerinle buluştuk, adalet için, senin için yürüdük istiklal caddesi'nde meşalelerle. gözlerimi yaşarttı yüzlerce insanın -1 derecede kar yağışı altında umuda yürümeleri. ama üzülüyorum, yanlış anlaşıldığın için; üzülüyorum, devlet eliyle ölüme terk edildiğin için; üzülüyorum, gazeteci katillerinin kahraman ilan edildiği bir ülkede yaşadığım için; ve üzülüyorum; bu ülkeyi ve bu ülkenin insanını senin kadar çok sevemediğim için...
söyleyecek o kadar çok şey var ki, keşke geri gelsen be abi, çok özledik seni...
binler değil, onbinler, yüzbinler, milyonlar ayağa kalkmalıdır. katilleri koruyanlar hesap versin diye haykırmalıdır insanlar. ta ki onlar rahat koltuklarında purolarını rahat rahat içip sokaklarda toplanan vicdanlı insanlara gülmeye son verinceye kadar sokaklar inlemelidir. aksi takdirde yeni hrantlar ölecektir.
bir yer altı filminde küçük bir rolüm var,
öldürülen bir adamım oysa bir hikayem var.
siyahlar ve beyazlar herkes için başka doğru var.
doğrudan vurulmuş bir adamım oysa yanlışlarım var.
ve özgürlük sırtından vurulmuş yerde yatıyordu
kurşungeçirmez yelekleri vardı,
ben çıplak yaşarken.
fikrime barut kokusu sokuldu.
medeniyeti ararlarken.
ve özgürlük sırtından vurulmuş yerde yatıyordu...
(bkz: redd özgürlük sırtından vurulmuş)
19 ocak'ta katledilmiş aydın, gazeteci. sizden olmayanı öldürerek ne vatansever olunur ne vatanınıza, ülkenize birşey kazandırabilirsiniz. nihat genç, sanırsam mhp'lilerin de az da olsa sempati duydugu bir adamdır, diyor ki; 'ne yaparsam yapayım hrant dink kadar vatansever bir insan olamam.'
yabancı düşmanlığı, azınlıklara düşmanlık, diğer dinlere düşmanlık yani faşizan düşünce, ancak ve ancak kuş beyinlilerin ve efendilerinin bir sözüyle havlayabilecek provakatör oyuncaklarının düşünceleridir. bir insanı öldürebilirsiniz, ama bir fikri öldüremessiniz.
ülkemdeki entellektüel görünmeye çalışan embesillerin ermeni olma sebebi, vurularak öldürülmesiyle kimilerinin gözünde kahraman olmuş süper ermeni !
mesela şimdi aklıma geldi de bugün bu adama kahraman gözüyle bakanlara 'hrant dink'in en önemli eseri nedir?' , 'hrant dink bu ülkeye ne katmıştır?' mivalinde sorular sorsak yüzde kaçı bir cevap verebilir? hatta aralarından kendisinin mesleğini bilmeyenler bile çıkabilir mi?