çok güzel bir dizi. başrol oyuncusu dr. gregory house karakterini canlandıran ingiliz aktör hugh laurie süper oynuyor, adam jest, mimik, surat ifadesi falan herşeyiyle çok iyi rol yapıyor. dr. house isimli karakter sanki bir modern zaman sherlock holmes 'ü gibi bir şey. aynı onun gibi aksi, vurdumduymaz; ama işinde de oldukça başarılı. çok eğlenceli bir dizi,insan izledikçe: "ulan keşke bende şu house gibi rahat, karizma bir adam olsam" demekten kendini alamıyor.
fazla izlenildiği zaman kişide kronik bozukluklara ve 'hasta mı oluyorum lan' gibi tepkilere yol açan, psikopat derecede bağımlılık yapan ve doktorluğun ne kadar çileli bir meslek olduğunu bize kanıtlamış efsane dizi.
tıbbi dedektiflik dizisi denilebilir mi bilmiyorum, ama mükemmel bir dizi. heyecan, merak lost gibi dizilerden çok daha fazla. pazartesi günü yurtdışında gösteriliyor, bizim dizi sitelerine düşmesi ise salı akşamı. tnt'dekiler bir sene geriden gelen bölümler.
Başta dizi max ve sonrasında bir kaç tv kanalında daha oynayan ve sıradan bir tıp dizisi olmaktan çok heyecanlı bir dedektiflik dizisi izlenimi veren dizi. House tipinin karizması sert duruşundan, biraz kendini beğenmesinden kaynaklanırken bu sert karakterinin altında cıvık olmayan ama yumuşak bir adam barındığı da bazı bölümlerde belli edilmişti. Robert Sean Leonard'ın canlandırdığı yakın arkadaşı Dr. House'un sert taraflarını törpülemek ve dengelemek için diziye yerleştirilmişti. Tıpkı diğer bazı karakterler gibi. Kısacası House, benzer tıp dizilerinden farklı ve insanı içine çeken, karaktere de hayranlık besleten bir diziydi. Bu huysuz doktoru canlandıran Hugh Laurie'ye de iki altın küre kazandırmıştı. Bu dizinin tüm dünyada büyük beğeni kazanması sonucu iki alman, michael reufsteck ve Johen Stockle "House hakkında her şey" adlı bir kitap yazdı. Ülkemizde de geçtiğimiz günlerde raflardaki yerini alan kitapta house hakkında yazılanlardan bazıları:
- Dr. Gregory House, princeton Plainsboro Eğitim Hastanesi'nin teşhis bölümünü yönetiyor. Ünü, her yere ondan önce ulaşıyor. House mizantrop, tembel, başına buyruk, motivasyonu olmayan, anlayışsız, madde bağımlısı ve alaycıdır. Yönetici olarak yerine uygun değildir. Hastalar onu ilgilendirmez, zaten hepsi yalan söyler. Onu ilgilendiren şeyler, cevabın hemen hazır olmadığı bilmeceler, çözülmesi gereken çetrefil tıbbi sorunlardır. cevabı bilinen sorunları zaten diğer doktorlar ele almışlardır; bunlar onu ilgilendirmez.
- House çetrefil vakalar karşısında düşünmek için bürosuna çekilir ve kırmızı bir topla oynar.
- tıbbi açıdan house bir dahidir. Ayrıca birçok dil bilir, piyano ve gitar çalar. Ama işyerinde General Hospital dizisini, evde ise canavar kamyon gösterilerini ve porno izler. Parasını öncelikli olarak fahişelere yatırır.
- Geçirdiği bir kas infarktüsü sonucunda bacağındaki kazların ölmesi nedeniyle topallar. Bastonla yürür ve devamlı ağrı çeker. Ağrılara karşı fazla miktarda Vicodin kullandığından bu ilaca bağımlıdır.
- hugh laurie, 1959 doğumlu bir ingilizdir. Bir otel odasının banyosunda kaydettiği video filmi ile oyunculuk için başvurduğunda ingiliz aksanını öyle iyi gizledi ki, amerikalı yapımcılar onun ingiliz olduğunu anlayamadı.
- Laurie, Amerikan dizilerinde ün kazanmadan önce, memleketinde büyük komedi yıldızları arasında yer alıyordu. 2007'de Kraliçe 2. Elizabeth, hugh Laurie'yi "officer of the order of british empire" ilan etmişti.
- House'un tek arkadaşı Dr. Wilson'u canlandıran Robert Sean Leonard, Kuru Gürültü filminde Hugh Laurie'nin eski ekip arkadaşo Emma Thompson'la birlikte oynadı.
- House dizisi bir polisiye gibi kurgulanmıştır. Olayın oluşum şeklini tespit eden ve katili arayan komiserler gibi doktorlar da ipuçlarını izleyerek esrarengiz hastalığın nedenlerini ve böylece de tedavi olanaklarını araştırır.
- Sabun köpüğü bir dizi olan General Hospital, House'un iş sırasında küçük televizyonundan izlediği dizidir. Bu, Amerikan televizyonunun en başarılı ve en uzun soluklu dizilerinden biridir.
- House'Un bağımlı olduğu ağrı kesici vicodin'in bağımlıları arasında courtney Love, Matthew Perry, Melanie griffith gibi isimler var. Brett Butler'ın (Grace) en kötü zamanlarda günde 30 tablet aldığı olmuştur.
- Gregory House figürü için Sherlock Holmes örnek olmuştur. House'un yaratıcısı David Shore bu esinlenmeyi yadsımıyor, tersine paralellikleri görünür kılmak için çaba harcıyor. Holmes ve partneri Dr. John Watson, House ve Dr. James Wilson olur.
- Dizinin pek çok bölümünde geçen Lupus hastalığı, dokuda oluşan iltihaplı otoimmün hastalıklarındandır. Tedavi edilmediği takdirde, yüzde oluşan lezyon nedeniyle sakatlıklara yol açabilir. Heidi Klum'un kocası, müzisyen Seal'in yüzündeki izler, iyileşmiş bir lupus hastalığından kalmadır. (27.03.2010, Sabah)
hakkında sadece 7 sayfa entry girildiğine inanamadığım, 6 sezondur devam eden; her diyaloğuna ve özellikle hugh laurie ile robert sean leonard'ın oyunculuklarına hayran kaldığım mükemmel bir dizidir. beşinci sezon çok enteresan bitmişti, altıncı sezon mükemmel iki bölümle başladı ve sonra yeniliklerle * ve yine güldürüp, hüzünlendiren diyaloglarla devam etti. izleyiniz, izlettiriniz. pişman olmayacaksınız. *
perşembe günleri 22:30 da ve 03:30 da Tnt de 3. sezonu yayınlanmaktadır. ayrıca izleyemeyenler için pazar günü 23:30 da bölüm tekrarı vardır.
6. sezon başladı, sen 3. sezon diyorsun diyebilirsiniz, deyiniz. ben de diyorum zira *
klasik beğenilerin dışında şunu da söylemek gerek; bazen öyle sahneler oluyor ki, orada gerçekleşen herşeyi kendi hayatınıza enjekte etme hissiyatına bürünebiliyorsunuz. işte o zaman bu diziyi seviyorum.
--6x14 spoiler--
ara verdiklerine değmiş bir bölüm ile döndüklerini görüyoruz. blogger hatun rolünde ise how i met your mother dan karen olarak tanıdığımız laura prepon göze çarpıyor. daha ilk dakikalarında house ile wilson diyaloğu yarmaya aday.
wilson: what are you doing tonight?
house: Masturbating. I'd invite you, but people are already talking.
speed dating olayında da house farkını ortaya koyuyor. bunu chase ile bir iddaya dönüştürüyor ve 100$'ı cebe indiriyor. ancak chase gibi genç ve nispeten tipli bir adama işsiz bile olsa birçok talip geleceğini chase' in kestirmesi gerekirdi, burada house' un tecrübesine yeniliyor.
ekibi hastaya teşhis koymaya çalışırken house' un wilson' a pornolarını sorması da ayrı bir house hayvanlığıdır.
house: you completely ruined my morning. I had to pull out your old family photos. Your mom was pretty hot.
diyerek ne kadar şerefsiz olduğunu da göstermiştir.
wilson' ın pornolarından bahsetmek bile istemiyorum.
--6x14 spoiler--
ne hastalık, ne hasta, ne hasta yakınları, ne chase, taub, 13, foreman, ne de cuddy'nin göğüs dekoltesi, hiçbiri umrumda olmadı, wilson ve house yine beni benden aldı, onların sahnelerini tekrar tekrar izledim.
"lan yoksa bitiyo mu, zaten 6. sezon oldu" derken dünyanın en hayran bırakıcı sürprizleri olmasa da kendi çapında yenilikleriyle izleyicisini her seferinde kendisine bağlayan, bu şekilde o 2 haftada 1 bölüm ritmini bile çekilebilir kılan, tüm zamanların en iyi dizilerinden biri.
http://www.politedissent.com isimli sitede spoilerları verilen ve tıbbi değerlendirme hatalarının / eksikliklerinin kritize edildiği izlenmesi keyifli dizi.
6. sezonun 10. bölümünde wilson yaptığı evlenme teklifiyle beni yerlere yatırmıştır adeta. wilson'dan böyle zekice, house'u alt edecek bir hareket beklemiyordum doğrusu.
yeni yeni izlemeye başladığım ve aşık olduğum dizi (hiç abartısız). ayrıca 2. sezon 1. bölümde Cameron'ın sözleriyle beni benden almış dizidir.
şöyle ki: "when a good person dies, there sould be an impact on the world. somebody should notice, somebody should be upset..."
yani: "iyi bir insanın ölümü dünya üzerinde bir etki yaratmalı. birileri bunun farkına varmalı ve bunun için üzülmeli..."