4. sezonu, pc başından götümü kaldırmadan izledim, 5. ve 6. sezonu nerden bulacağım bilmiyorum ve o yüzden buraya yazıyorum, kimde varsa versin sevabına.
dizinin senaryosu 6x01 dışında hep aynı olsa da insanı sıkmayan bir eser. * jenerikten önce birinin düşüp bayılacağını bilirsiniz. house olayı ele aldığından sonra ise hastanın organlarının iflas edeceğini, kardiyak arrest geçireceğini ve dizinin son 15 dakikasında house cuddy ya da wilson ile konuşurken alakasız bir yerden bağlantı kurup olayı çözeceğini bilirsiniz. ancak diziyi asıl farklı kılan karakterlerin birbirleri ile diyalogları, 6 yıldır başlamamış house - cuddy aşkı, house' un hastayı kurtarmak için her şeyi yapması, house' un klinik görevleridir. normal bir dizide house ile cuddy 2. sezonda birlikte olurlar 3. sezonda ayrılırlar daha sonra da wilson - cuddy, cameron - house, wilson - cameron aşk üçgenleri denenirdi. oysa burada karakterlere sadık kalınıyor. house ilişkilerini düzeltemiyor, wilson herkesin yardımına koşabilmek için kendini perişan ediyor.
chase: dizide gelişme gösteren tek karakter. evlendikten sonra tam bir erkek haline geldi.
foreman: bu adam benim ırkçı olma sebebim. house' un yerine geçmek için elinden geleni yaparken house gibi olmak istemediğini söylüyor.
wilson: dizide house' tan sonra en sevdiğim karakter. özellikle chase' in bekarlığa veda partisinde yaptıkları görülmeye değer.
cameron: gereksiz kişilik. house' un deyimiyle en saf ateist. herkesin hayatına karışması sinirlerimi bozuyor. iyi ki gitti.
cuddy: dizinin annesi. yaramazlık yapanların çıktığı kişi. house' a göre 2. sınıf doktor bile olamayacak kadar yeteneksiz.
milliyetçi biri değilim ve dünyanın en nitelikli milleti benimki değil ammaaa... ikidir türklerle ilgili çikin göndermeler yapıyorsun. türk müsün diye soru sorarak, aslında ırkçılık yapmış oluyorsun bu biirr. sen önce kendi ülkendeki ku klux klancılara bak!
ikincisi de türk hapisanesi mi sorun*... canım benim, bu devlet, insanlık dışı bi uygulama olan f tipini götününden element uydurarak yapmadı bu memlekette. aynılarından sizde de var. ikincisi iyi ki bi taşkafalı oliver'ınız* var ve midnight exppres'i yaptı.. ulan senin ülkende ve ülkenin arka bahçesindeki hapisanelerle ilgili çekilen filmlere bakarak iğneyi bi kendine batır da, ondan sonra çuvaldızı düşünürüz!
yapma böyle şeyler mayk! reklam kokan hareketler bunlar. biliyorsun ki; masum değiliz, hiçbirimiz..
yaratılmış en iyi dizi karakteri olduğunu düşündüğüm gregory house'un etrafında şekillenen enfes dizi.
house'un yalnızlıkla olan ilişkisi dizinin kilit noktalarındandır aslında. çelişkili bir ilişkidir bu. bir yandan sever yalnızlığını, ama bazı anlarda bundan kurtulmaya çabaladığını düşünürüz. onu bundan alıkoyan sosyalleşip, insanların arasına karıştıkça, müthiş gözlem ve teşhis yeteneğini kaybedeceğini düşünmesidir biraz da... house iflah olmaz bir yalnızdır. toplumun getirdiği tüm değerleri karşısına almış bir uzlaşmazdır.
ha bir de 13 var bu dizide. olivia wilde canlandırıyor. kendisine akrostiş şiir bile yazdım ama ilgisini çekmeyi başaramadım.
yeri gelgiğinde birçok komedi dizisinden bile komik olabilen dizi. özellikle house' un cuddy zorlamalı klinik görevlerinde hastalar ile diyalogları yarmaya adaydır.
house insanları ve dolasıyla hastaları sevmez. onun derdi hayat kurtarmak değildir aslında. o bir bilmecenin peşindedir. bilmece ne kadar zor olursa vaka o kadar çok ilgisini çeker ve hastanın kurtulma ihtimali o kadar artar. house hastayı kurtarmak için tüm kuralları çiğnemeyebilir fakat son dönemine girmiş hastalarda ötanazi de uygulayabilir.
house tanrıya inanmaz, insani duyguları küçük görür. hayatın basit bir neden - sonuç ilişkisi içinde yürüdüğüne inanır. wilson ile yaptığı tartışmalarda görürüz ki tanrıya inanmama sebebi de tanrının neden - sonuç ilişkisini bozan bir karakter olarak görmesidir.
tnt den takip ettiğim dizi. oysa ki ilk beş sezon cillop gibi indirilmiş şekilde pc de mevcut. şizofren miyim yoksa boşvermiş miyim tam çözemedim ama her hafta heyecanla beklemek daha güzel geliyor bana.
benim de wilson gibi kankam olsa keşke diyorum izlerken. ekip te tek sevmediğim cameron. house'a aşık olmasını mı çekemiyorum acaba diye soruyorum kendime izlerken. lakin house md. dizisinde ki gözümün nuru evimin direği olsun diyebileceğim tek adam tabi ki chase. (bkz: yavru)
ne zaman ki unutulmaz diziler başlığına yazdım adını baktım kötülendi sürekli. ve cidden üzüldüm o an. sonra kendi kendimi sakinleştirdim şöyle ki.. kötüleyenlerin çoğu büyük ihtimalle sığ ve çamurlu sularda yürümekte ısrarlı davranan yerli dizileri izleyenlerdendir herhalde. sonra hepsinin sığ olmadığına karar verdim. çok iyi diziler de vardı. fakat zaten o çok iyi dizileri izleyenler muhtemelen house m.d. gibi dizileri de izlemişler ve beğenmişlerdir dedim.sonra bi an yoksa değil midir lan?! dedim. bütün genellemeler yanlıştır napıosun olum dedim bi ara. sonra gene genelleyesim geldi. ve özellikle içimde bir his bunu kötüleyenlerin askı memnuniyetsiz e bayıldıklarını hayal ettim. hepsi bilgisayarın başına geçip tüm yabancı dizileri kötüleyip denk gele benim entry mi de kötülüyorlardı.daha sonra aşkı memnuniyetsiz başlayınca ağızlarından sular akana kadar zap yapmadan ekran başına toplanıp entrikanın yozlaşmışlığın seyir zevkine varıyorlardı.ara bir izlemeyen aile bireylerinden biri kalkıp bir peçeteyle salyalananların salyasını siliyor ve yerine oturuyordu.aman allahım korkunç bir şey yahuu dedim. sonra içime bir adet okan bayülgen girdiğini hissetsem de ses çıkarmadım artık.pek bi zararı yoktu kendisinin.derken house md nin hala neden kötülenmiş olabiliceğini aklım almadı.şaşırtıcı bi şekilde bir kaç diziyi daha house md kadar seviyorum.hepsi aynı anda kötü eleştirilse sadece house md ye gelen kötü eleştiriler aklıma sığmıyor.çünkü kötü denemeyecek bir dizi. ortalamanın epey üstünde. mesaj kaygısı yok fakat yine de mesajını vermekten geri kalmıyor.e sağlam da bir izleyici kitlesi var.e her önüne gelen de aaa lost izleyek hiroz izleyek gibi triplere girip izlemiyor bilmediği için ve bilmesinler de lütfen.eğer bir dizi bir çok şeyle iyi bir dizi olduğunu kanıtlaşmışsa o dizi unutulmaz zaten.. e benim gerizekalı zeka yoksunu yazıyor çiziyor olduğunu sanan arkadaşım! ne halt yemeye kötüye tıkladığını sorabilir miyim? lütfen cevap at bana hararetle tartışmak istiyorum çünkü. hadi desem ki en süper dizi başlığının altına house md yazsam da onu kötülesen tamam. çünkü oradaki görecelik daha kabul edilebilir.fakat sadece senin unutabileceğin bir diziyi hayır bu unutulmaz değil gayette, unutulabilir, boktan bir dizidir mantığıyla kötüleyemessin.bu başlığı dilediğin kadar kötüle çünkü savunduğum şey görecelidir hoşuna gitmez kötülersin ama şunu adil kullanun gözünüzü seveyim.parmağınız kopsun mantıksızca kötülerkenbir daha tıklayamayın.ne diim daha.
hastalıklara yaklaşımlarında ve tedavilerinde kimi zaman yanlışlıklar olsa da, hatta bunu son zamanlarda abartmış olsalar da sırf house'la wilson arasındaki geyik muhabbetleri için bile izlenebilecek bir dizi. 4. sezonun son iki bölümü (house's head, wilson's heart) en iyi dizi bölümleri arasına girecek niteliktedir. 6. sezonun film tadındaki (hangi film olduğunu izleyenler bilir) başlangıcıysa apayrı bir yere sahiptir.
gregorym houseum canım. izledikten sonra insanın ingilizce konuşası geliyor. valla bak. bi de her şeye hayati bir vaka gibi bakıyorsun ki bu da hiç hoş değil.
dizinin büyük bölümünün tıbbi terimler içermesine rağmen 6 sezondur takip eden herkesin rahatlıkla her konuyu anladığı gelmiş geçmiş en güzel dizilerden biri.
(bkz: Hugh Laurie)
(bkz: gregory house)
(bkz: diagnosis)
wilson : if u need to talk, if u need more help..
house : i'm just tired!
wilson : i'm right here..
house : great! can you be "right here" somewhere else?
6. sezon dördüncü bölümü the tyrant ile izleyiciyi bir kere daha 'oha falan' eden dizidir.
--spoiler--
''milyonları kurtarmak için bir kişiyi öldürürmüsünüz?'' sorusuna en net cevabı verip bir kere daha takdirimi kazanmıştır. saygı duyuyorum, saygı duyuyorum.
--spoiler--
6. sezona yaptığı müthiş girişten sonra sezonun 2. bölümü epic fail ile yine ağızları açık bırakan, özlediğimiz house a ve daha fazlasına kavuşmamızı sağlayan muhteşem dizi.
--spoiler--
bölümün adından ve zaten her an böyle bir şey beklememizden kaynaklanan endişemiz vicodin sahnesiyle zirve yapsa da, house her zamanki gibi bizi ters köşeye yatırdı ya, daha azını da beklemezdim zaten.. ayrıca biricik housecuğumuzun klasik sarcastic ve jerk havasından bir şey kaybetmediğini görmek içimizi rahatlatmıştır.. wilsonla yaptıkları ball muhabbetine ve yemek sahnelerine hiç girmiyorum bile*.. tüm bunların dışında teknik açıdan da süper ötesi bir bölüm olması da dikkatlerden kaçmadı.*
--spoiler--
yok ya bu bi dizi değil başka bir şey diyorum inanmıyosunuz, ayrıca emmy bu yapıtı kendi bünyesinde aday göstermeye bile layık değil ya, neyse.. yani sevgili yapımcılar ve biricik hugh laurie'ciğim boşverin yahu emmy kimmiş! bu adamda* bu dünya ötesi seksapel ve bu kocaman yetenek varken, sizde de bu acayip orjinallik ve yaratıcılık varken, siz çekin bi 600 sezon** daha, 600ünü de izlerim ben!!*