her başlamaya karar verdiğimde ya tatil ya final ya kurs tırıvırı bir sürü işle uğraşmak zorunda kaldığım dizi. lost u yarım bıraktığım için lanetlenmiş de olabilirim tabi.
ama bu yaz kaçarı yok, kesin izleyeceğim.*
başlangıçta karakterleri aşırı inatçı, kibirli ve antipatik gelen, ancak izledikçe insani yönlerini bastırıp hastaları tedavi etmekten başka hiçbir şey düşünmedikleri apaçık ortaya çıkan hastane dizisi
bağımlılık yapan, sizi kendine benzeten dizidir. izledikçe ayrıntılara takar, ağrı kesici sayınızı arttırır, yeni hastalıklarınızı keşfedersiniz. house hem acınası hem kıskanılası insandır.
birçok housesever için house, bir dizi kahramanı olmaktan çıkmış, günlük hayatın akışı içersinde 'şimdi ne yapıyordur lan acaba?' diye merak edilen, muzur bir arkadaşa dönüşmüştür.
sırf bu merakı kaybetmemek için, birkaç bölüm art arda izlemediğim olmuştur, hatta dişimi sıkıp, bütün bir sezon bekleyerek hepsini birden izlemişliğim de vardır.
en son 6. sezon 12. bölümde bırakmıştım, sanırım house'lu günler beni bekliyor, oh mis. *
mükemmel bir sezon finali ile bitirmiştir. 7.sezonda yazarların daha ne kadar psikopatlaşacağını merak ediyorum doğrusu.
--spoiler--
6. sezonun başından itibaren house'un tedavisi meyvelerini sezon finali ile toplatmıştır. sezonun başında hastaneden nolan'dan aldığı psikolojik destek ile başlayan süreç, house'un gerek wilson gerek cuddy ile olan ilişkilerinde daha sakin olmasına, daha kendini bilen bir tavır sahibi olarak davrannmasına zemin oluşturdu.. 5 sezondur yapılan finallerde her seferinde house sonunda bir nevi göt oluyordu, ya da işler sürekli kötü sonuçlanıyordu. açıkçası yine o tarz bir final beklerken itiraf edeyim ki; yazarlar bu kez sağlam ters köşeye yatırdı.
house'un yerde oturur pasaklı bir halde olduduğunu aynanın kırıldığını ve duvarın delindiğini göstererek başlayan bölüm, house'un son bölümde eline geçirdiği kitabı cuddy'e, lucas ve cuddy için, hediye ederek devam etti. cuddy'nin kitabı alırken ki bir anlık duruşu ve house'a bakışı her ne kadar beni kıllandırmış olsa da, bunu house'tan beklemediğini düşünerekten yaptığını düşünmüştüm.
vinç devrilmesi sonucu house ve tayfasının cuddy ile birlikte gittiği enkazda house her zaman ki gibi dedektifliğe soyunan bir yandan teşhislerini koyup bir yandan da bir yerlerden enkazların altından ses duymaya çalıştı. önsezileri ve müneccimliği tavan yapmış house enkazın altından ses duyduğunu iddaa etse de kimseyi ikna edememedi. lakin biz biliyorduk işlerin yolunda gitmediğini ve yanılmadık. enkazın altında bulduğu siyahi kız house'u bastonundan yakaladığı an house'un tepkisi kesinlikle yapmacık değildi. görülmeye değerdi.
enkazın altında kalan hanna'nın, biriyle konuşmaya ihtiyacı olduğu anda karşısında house olması ve ayağının enkazın altında olması sadece bir tesadüf olmasa gerek. house'un hanna ile birlikte tanrıya inanmadıklarını söyleyip dua etmesi house'un da tabularının yıkılabileceğinin birinci göstergesiydi. tabi bu arada house'un ara ara bacağını sıvazlaması akıllara acaba ''vicodin'' kullanır mı kullandı mı kullanacak mı sorularını getirdi. cuddy'nin house'un hayatını bacağı yüzünden mahvettiğini iddaa etmesi hann'nın durumu için de durumu daha da kritikleştirmişti. house fazlasıyla farkında olsa da ''insanlar değişmez'' tabusunu yıkmaktan korkar durumdaydı.
bütün çabalara rağmen bacağı kesilmesi gereken hanna'nın tercihi ısrarla bacağını kaybetmemekten yanaydı. kocasının bacağını çok sevdiğini bilerek kendisinden fedakarlık etmesi işleri fazlasıyla sarpa sardırmıştı cuddy için. cuddy bacağının kesilmesinden yanayken, house kendi bacağına gelenleri onunkine de gelmesine pek sıcak bakmadı. cuddy'nin sorgulayıcı tavırları, kendinin ve wilson'un hayatları rayında ilerlerken house'un hiçbir şeyi olmadığını iddaa ettiğinde, house'un elinde oynayabileceği neredeyse hiçbir kozu yoktu. elde etmek istediği cuddy, üstüne ''seni sevmiyorum'' diyince, elde edebilme imkanı az da olsa bulunan sevdiceği de elinden kayıp gitmiş gibi duruyordu. cuddy'nin, hanna'nın bacağını kesilmesini sağlaması için öncelikle en zor engel olan house engelini aşmalıydı ki hanna ile direk bağlantı kurabilsin. gerçeklerin farkına varan house hastayı uyarıp kendi ayağı kötü olduğu için hayatının değiştiğini söyleyerek de ''insanlar değişmez'' olan ikinci tabusunu da yıkmış bulunuyordu.
ayağını kaybeden hanna'ya yapılan yerinde müdahalelerine rağmen hayatını kaybetmesi house'un ayağının ağrısını daha arttırdı. eğer belki de hanna yaşasaydı ayağı iyileşecekti ve bize o şahane final sahnesini hiç yaşatmayacaktı. bir nevi iyi ki öldün hanna. ayağının ağrısının artması üzerine vicodin almayı kafaya koyan house, aynanın arkasındaki zuladan çıkardığı vicodini çıkarmış hapları eline aldıktan sonraki ufacık bir tebessümü görülmeye değerdi. yine mi tekrar dan halüsinasyonlar başlayacak, tekrardan bağımlı mı olacak derken cuddy'nin gelmesi derin bir oh çektirdi. cuddy'nin house'u unutmak için ev tutup nişanlanması gerçeği ''oha ama bu kadar da dönek olunmaz ki'' dedirtti cuddy'e. house ile cuddy'nin öpüşme sahnesinde dilerdim ki; house geri çekilsin ve öpmesin cuddy de öle göt gibi kalsın ama neyse artık olan oldu iyi de oldu hoş da oldu tamam mı. ayırca senaristler açıkladılar ki son sahne kesinlikle halüsinasyon değil. e bırakın da artık olmasın, bırakın da artık house da mutlu olsun. ayrıca bize böyle mutlu bir son yaşattığı için yazarlara teşekkürlerimi borç bilirim.
kısaca thirteen'e de değinmek istiyorum. sen adam akıllı kendine bakmaz düzenli olarak programlarına katılmazsan işler yolunda olmaz tabi. lanet olsun elimizde bi cameronumuz vardı onu aldılar sıra thirteene de gibi hadi hayırlısı olsun ama öldürmeyin şu kızı nolur.
--spoiler--
--spoiler--
öncelikle son sahnenin halüsinasyon olmadığını belirtelim, diziden bu yönde bir açıklama gelmiş. zaten halüsinasyon olayının bokunu çıkaran bir dizi olduğu için bu sahnenin de halüsinasyon olması sıkıcı olurdu.
--spoiler--
--spoiler--
ilk defa bir sezon mutlu sonla bitmiştir. Gey lucastan kurtulduk, cuddy ve house birleşti. Drug abuse da yok. Yani tahmin edildiği kadar vurucu bi sezon finali olmadı ama görünen o ki bu dizi baya bi devam edicek.
--spoiler--
turkiye'de calismasi gibi fantastik bir durumda cok zor anlar gecirecegini tahmin ettigim karakter/doktor. dusunun ki dr. house hocamiz cok ender bir hastalikla cebellesen bir hastayi kabul edicek, tahtaya tanilar ciziktiricek, bastonuyla gozlerini kisip dusunucek, top aticak duvara ve diyecek ki hastayi x icin tedavi edin. tabi ki show dunyasinda gerilim gerek, heyecan gerek. hasta'nin x olmadigi hatta sonra ki y veya z hastaligi olmadigi da anlasilacak ve house her bolumde oldugu gibi ve 3-4 denemeden sonra dogru taniyi bulacak. iste bu asamada new jersey eyaletinin osym merkezine gore normal olabilir hersey ama turkiye'de sokmez:
cunku turkiye'de uc yanlis bir dogruyu goturur.
house 3 yanlistan sonra dogru taniyi buldu cocugu koydu, foreman'la oturdular tubitak tesvikli a tipi dergiye vaka makalesi yazmaya basliycaklar diyelim. osym baskanindan soyle bir telefon gelebilir, house eyvallah adami kurtardin ama bizim test odakli sistemimizde sonuc kadar izledigin yol da onemli, uc yanlis tani bir dogrunu goturdu, seneye daha cok calis, once matematikten basla.
--spoiler 6x19--
bu bölümde toplumda da tıp camiasında da ciddi bir tartışma konusu olan "eşcinsellik doğuştan mıdır yoksa sonradan mı kazanılır?" konusunu ele almıştır. yine konuya uygun olarak ucundan "eşcinsellik tedavi edilmeli mi?" sorusuna da bir bakış açısı getirmiştir. konunun ilginçliği ise house - wilson ilişkisinin biraz eşcinsellik kokması. çünkü wilson sevgili bulduğunda house' u eski yalnızlığına geri dönmüş, kendini içkiye vurmuş halde görüyoruz. aralarında cinsel bir çekim olmasa da house ve wilson' ın bir çift gibi davranması, her şeyi birlikte yapması hatta aynı evi paylaşması göz önüne alınıca da house' un yalnızlığı ve kıskançlığı anlaşılıyor.
house' un cuddy' e olan aşkı belki hiçbir bölümde bu kadar net ve duygusal işlenmedi. ya da yeryüzünde hiçbir yenilgi house' un son cümlesi kadar iyi özetlenmedi.
cuddy: seninle arkadaş olmak istiyorum.
house: komik. çünkü seninle aramızda olmasını istediğim son şey arkadaşlık.
--spoiler 6x19--
--spoiler--
"You don't want the test in case your arterial wall is fine, which would mean the pain is coming from something else. What's her name?"
--spoiler--
allah allah dedirten bir bölüm oldu bu the lockdown, hem de hugh laurie yönetmiş. kelimenin tam anlamıyla şükela.
müthiş giden altıncı sezonda yaklaşık bir aylık bir aradan sonra hugh laurie'nin yönettiği bölümle geri gelmiş ve gönüllerde taht kurmuştur.
--spoiler--
- house ve edebiyat profesörü'nün aşk ve yalnızlık hakkındaki konuşmaları
- lisa cuddy'nin çocuğu araması ve anneyle evlatlık çocuk hakkında konuşmaları
- chase ve cameron'ın vedalaşması
gibi üç farklı trajik konuyu;
- taub ile foreman'ın arşivdeki macerası
- thirteen ile wilson'un truth or dare macerası
--spoiler--
gibi iki eğlenceli konuyla birleştirip kırk dakikada bunu müthiş bir şekilde anlatabilen senaristlere sahip dizidir ayrıca. ve son sahnesi de izlenmeye değerdi. *
--spoiler 6x16 lockdown-- hugh laurie nin yönettiği bir bölüm izledik. adeta hesaplaşmalar ile geçen bölümde dizi, aslında ne kadar değişken olduğunu ispatladı. birçok kişinin "hep aynı" diye eleştirdiği house md 6. sezonu ile böyle söyleyenleri adeta yalancı çıkarıyor. sezonun ilk bölümünün bir sinema filmi uzunluğunda olması, daha sonra wilson ve cuddy' e adanmış bölümler tamamen konseptin dışında, bambaşka diziler gibi. özellikle 6x01' de gregory house' tan başka bir karakter yoktu, diziden tanıdığımız. sadece wilson kısa bir telefon konuşmasında görünüyordu.
bölüme dönecek olursak, diyaloglar, ışık kullanımı ve oyunculuk bakımından aşmış bir bölüm görürüz. house ile hasta arasındaki diyaloglarda dikkat edilmesi gereken birçok şey var. house aslında duygusuz biri değil, house da üzülüyor ama bunu çevresindekilere bellli etmenin bir zaaf olduğuna inanıyor. hastanın morfin dozunu artırırken söylediği "seni hastam olarak kabul etmediğim için üzgünüm." sözü bunu açıklıyor. oysa hastayla ilk karşılaştığı anda bunun tam tersini savunuyordu.
chase - cameron ilişkisinde her zamanki gibi cameron' ın ne istediğini bilmediğini gördük. ancak gördüğümüz bir diğer şey ise cameron' ın ne dediğini de bilmemesi. benim açımdan cameron en iyi kendi ağzında "i am unfixable." denilerek tanımlanmıştır.
--spoiler 6x16 lockdown--
dizide dr.house bir şekilde haklı çıkıp her vakayı çözdüğü için yardımcıları; nörolog foreman, immünolog cameron ve dahiliyeci chase'e aslında ihtiyacı yoktur. çünkü dr.house bir nörologdan daha nörolog, bir immünologdan daha immünolog ve bir dahiliyeciden daha dahiliyecidir. belki de bu üçlü sırf dizi 43* dakika sürsün diye var. ha bir de getir götür işlerini iyi yapıyorlar. ama bunlar için uzman doktor olmalarına hiç gerek yoktu doğrusu.