Dün var, bugün var, yarın var.
Mizah var, hüzün var.
Çocukluk var, ergenlik var, olgunluk var.
"Keşke" var, "iyi ki" var.
Doğum var, yaşam var, ölüm var.
Serdar Ortaç'a göre yorandır, Doğuş'a göre ise uçurum kenarından sırıtandır. Kimilerine göre ise yarım saatte bir bilgisayar ile buzdolabı arasında mekik dokumaktır.
bu cümleyi herkes ne kadar da kolay kullaniyor.
hayatinda eli sicak sudan soguk suya degmemis ama ufak bir sorunu olup sikayet eden de, hayattan saglam bir sille yemis olan da!
bakildigi zaman insanlik zavalli, hayatsa bunun pezevenkligini yapiyor.
bir taraf zevk-i sefa, diger taraf derd-i cefa icinde.
ne dinler, ne insanlik, ne adalet , ne hayatin duzen ve uyum icinde aksedisi kurtamiyor cogu zaman hayat denilen pezevengi pezevenklikten.
huzur vermiyor aslinda hayat, nasil verir ki?
sen dine sığın, vicdanına sığın, dusuncene sığın... degisir mi sonuc?
huzuru bulan birisi icin hayat huzurludur, boyle denilir. ama o ic huzur aslinda yoktur, var sanir insanlar hayat denen pezevengin kollarindayken.
uyusturucuyu da saglar bu pezevenk hayat, zevk veren fahiseleri de, kisa yoldan kose donmeyi de.
bunlarin hepsini verdiginde adamin ya kafasi guzel olur, ya zevkten kendinden gecer, ya beyni uyusur, ya da duyarsizlasip vicdansizin onde gideni olur.
din, para, güç, rekabet, hırs... iste bunlar hayatin huzurlu bir yer oldugunu zannettirir insana.
bir tarafta pezevenk hayatin harcadigi insanlar varken, aclar varken, sucsuz yere olenler varken sen istedigin dine inan sigin; istedigin kadar para kazan, basarili ol...
kurallarina uydugun din dunyayi duzeltebiliyor mu? paran her sey i satin alabiliyor mu, kisisel basarilarin senden baska kimi huzura erdiriyor?
bunlarin cevabi yok, hayat denilen pezevenk sarmis sarmalamis, sen gunu atlattigin icin sukret, degil mi!
bunlari bu kadar dusunmeyenlerindir hayat, caktirmadan çaktıran bir pezevengin esiri, eseridir bu insanlik.
uzaktan kumandası yoktur, ne yazık ki götünü kaldırıp kendin yapman gerekir her şeyi.
üşensen de, hastaysan da...
insanlar ölür, en sevdiklerin.
sınıfta bırakırlar seni.
dışlarlar.
insanlar gider, ışıklar kapanır.
en çok sevdiğin seni siklemez bile.
ve sen hep denersin.
yılarsın, umudunu kaybedersin. artık olmaz dersin ama olanlar olur, devam eder.
Senin hayat dediğin,istiklal caddesinin geniş su kanallarından torbacıyla paslaşabilme olasılığıyla akan delikanlıların gözündeki şüphe ibaresidir.Biraz da asurilerin,keldanilerin,polonezlerin,romanların,illa ki Matmazel Noraliya'nın işveli kahkahasıdır.St. antuan'dan yükselen ilahi mevlevilerin,dolapderede klarnet sesine döküldüğü intihar dekorlu bir şehir,ömrümün yitip gittiği yer ve para,bol kevaşe,zulada düz kubar ve şehirde hafif esrar kokusu..