bu cümleyi herkes ne kadar da kolay kullaniyor.
hayatinda eli sicak sudan soguk suya degmemis ama ufak bir sorunu olup sikayet eden de, hayattan saglam bir sille yemis olan da!
bakildigi zaman insanlik zavalli, hayatsa bunun pezevenkligini yapiyor.
bir taraf zevk-i sefa, diger taraf derd-i cefa icinde.
ne dinler, ne insanlik, ne adalet , ne hayatin duzen ve uyum icinde aksedisi kurtamiyor cogu zaman hayat denilen pezevengi pezevenklikten.
huzur vermiyor aslinda hayat, nasil verir ki?
sen dine sığın, vicdanına sığın, dusuncene sığın... degisir mi sonuc?
huzuru bulan birisi icin hayat huzurludur, boyle denilir. ama o ic huzur aslinda yoktur, var sanir insanlar hayat denen pezevengin kollarindayken.
uyusturucuyu da saglar bu pezevenk hayat, zevk veren fahiseleri de, kisa yoldan kose donmeyi de.
bunlarin hepsini verdiginde adamin ya kafasi guzel olur, ya zevkten kendinden gecer, ya beyni uyusur, ya da duyarsizlasip vicdansizin onde gideni olur.
din, para, güç, rekabet, hırs... iste bunlar hayatin huzurlu bir yer oldugunu zannettirir insana.
bir tarafta pezevenk hayatin harcadigi insanlar varken, aclar varken, sucsuz yere olenler varken sen istedigin dine inan sigin; istedigin kadar para kazan, basarili ol...
kurallarina uydugun din dunyayi duzeltebiliyor mu? paran her sey i satin alabiliyor mu, kisisel basarilarin senden baska kimi huzura erdiriyor?
bunlarin cevabi yok, hayat denilen pezevenk sarmis sarmalamis, sen gunu atlattigin icin sukret, degil mi!
bunlari bu kadar dusunmeyenlerindir hayat, caktirmadan çaktıran bir pezevengin esiri, eseridir bu insanlik.