pek çok tabir gelir aklımıza hayatın başlığı denince heh işte onlardan biridir yazının tanımımsı hali.
herkesin hayatta öyle ya da böyle bi hedefi vardır. farkında olunsun ya da olunmasın ''la niye yaşıyoruz ki'' denilen zamanlarda bile bizi bi şekilde tutan bunu sormamıza fırsat veren şeyler vardır. amacı olmayan boş insanlara kızarım ben şuan buradaysak ve yaşıyosak en başta başkalarından önce kendimize olan bi sorumluluğumuz yapmamız gerekenler vardır. bunu sorumluluk olarak da görmeyebiliriz tabi ki istekler diyelim. kendini boş bulup da hayattan amacı kalmamış insan salaktır. kimse bi şekilde yapmak istediklerinin hepsini yaptığından emin olup tüketemez. böyle düşünüp de ölüm konusunda zırvalayan adam daha da salaktır gözümde. bu kadar derdi tasası olan insan varken ve onlar dahi kaldıkları durumdan nasıl kurtulabileceklerinin derdine düşmüşken ben herşeyi tükettim öleyim barilerle bir yere varılmaz.bu yüzden her durumda her şekilde bi amaç edinmeli insan ya da yapamıyacakları konusunda kafa ütülememeli. **
Hayati nasil düsünürseniz öyle görürsünüz, eger negativ düsünürseniz gercekten hayatiniz negativlesir ama positiv düsünürseniz hayata bakis aciniz positiv olur.
Birde ilim insani hayati farkli görebilme imkani sunar, ne kadar cok hayata dair bilginiz varsa o kadar ufkunuz acilir ve hayati farkli gözlerle görmeye baslarsiniz.
yıllarca yaşa en güzel evlerde, en güzel insanlarla, en güzel paralarla.. yıllarca çalış, didin dur; ailen için, çocukların için, sevdiklerin için, onun için, bunun için..
sonuç ?
koca bir hiç! bir kuru tahta ve üzerine atılan bir avuç kara toprakla tüm bu güzelliklere kapanan gözler..
işte hayat! koca bir hiç. o yüzden hayat dene bu oyunu ve bu oyunun parçası olan dertleri sıkıntıları bir kenarı bırakıp bu kısa pembe rüyanın tadını sonuna kadar çıkarmak lazım.
hayat; yaşadığımız zaman dilimidir. nefes aldığımız, gördüğümüz, duyduğumuz, hissettiğimiz...
ama gerçekten öyle midir? şimdi sana hayat hakkında düşündüklerimi yazacağım sözlük. ha kimin umurunda sanki? *
hayat çok sıkıcı ya da ben sıkıcıyım. bir şey sıkıcı işte. beni mutlu etmiyor hiçbir şey, beklentilerimi düşürdüğüm halde, memnun olamıyorum hiçbir şeyden. demek ki beklentilerinin az olması mutlu olmayı sağlamıyormuş. bu da yalanmış.
hayat, yalnızlıktır. bitmez tükenmez bir yalnızlık. siz tükenirsiniz, yalnızlık tükenmez. her gün binler halinde doğar ama hiç ölmez. "yahu bırak biraz mutlu olayım" dersiniz, dinlemez. hayat, bencil ve şımarık bir yalnızlıktır.
hayat, yapamadıkların, yaşayamadıkların, başaramadıklarındır. güzel zamanların ertesi günü hatta bir saat sonra hayat yine yüzünü gösterir. saw filmindeki o kukla gibi sinir bozucu bir şekilde ortaya çıkar ve sizinle açıkça oyun oynar.
hiç mi güzel şey olmaz dersiniz. inatla güzel bir şey ararsınız, bulursunuz da aslında, ama elinizde ya da hafızanızda tutamazsınız uzun süre. uçup gider o. kolanın asidi kaçınca tadı nasıl oluyorsa hayat da yine o tada bürünür. çok susamışsınızdır, içmek zorunda kalırsınız yine de. ama keyif almazsınız.
hayat, 7 milyar insandan biri olmaktır. ve her gün her saat bunu hatırlamak zorla görmektir. din, siyaset, okul, iş, para... hayat bunlardır.hayat
içinizde gizli bir bahçe varsa bile o dışarıya çıkamaz. çünkü dışarının arsız hayvanları o bahçenizi talan eder. hayat o arsız hayvanların olduğu alandır.
her şeye rağmen, her şeye inat, sakin kalıyorsunuz, kontrol ediyorsunuz kendinizi çünkü savaşmak çok yorucudur. bu sefer de hayat sana neden bu kadar sakin olduğunu soruyor. hayat, utanmadan hesap sorandır. sizi paranoyaklaştırır hayat, tıpkınızı her an çıkarabilir karşınıza, sonra ortadan yok eder. dejavu deseniz değil, kalırsınız öyle ablak gibi. hayat dalga geçmeyi sever böyle.
hayat, düşlerinizi alan, gülüşlerinizi çalandır. ver bana düşlerimi diye isyan edersiniz ama nafile. en sonunda pes edersiniz ve onun oyununa uyarsınız. hayat sonunda sizi kendine uydurandır. çarka yeni bir dişli olarak katar sizi.
hayat çok kötüsün be.. hayaller kurduruyorsun hem de hiç aklımızda olmayan şeylerde.. durup dururken bir gün olağanüstü bir şey yapıyorsun, butun gun aptal bir ağız yayılması ile volta atıyorum sokaklarda.. geceleri ruyalar, gunduzleri hayaller kuruyorum. kendi hüsnü kuruntum da değil hani.. öyle bir şey yapıyorsun ki " asla aksi olmaz" diyip kendime hayali gerçek yaptırıyorum..
sonra ne verıyorsan fazlasıyla alıyorsun.. mutlu edip hayaller kurdurtmasan, kırk yıl dusunsem umudum olmayacak şeylere " oldu" dedirtiyorsun, olmasa üzülmeyeceğim şeylere kahrettiriyorsun..
yakısıyor mu?
bak ben tek bir hayat yaşıyorum..
hem de el oğlu koç ailesinin, sabancı'nın bilmemneleri olarak doğustan şanslı doğarken,i ben öyle olmadığım halde sana sıkıca tutunuyorum..
senden çok şey istemiyorum.. hakketiğim hayatı ver bana yeter...