hayat bir futbol maçıdır, kötü insanlar karşı takım, amaçta karşı takım oyuncularına yani düşmanlara karşı güçlü olmak yılmamak, size gol atarlar, kendilerini yere atıp hakemleri kandırırlar, ama siz çıkın topunuzu oynarsınız kaybederseniz bile şerefinizle kaybedersiniz.
tecrübelerin, deneyimlerin, kalkabildiğin düşmelerinle lezzet bulabildiğin ve hakettiğini sana yaşatan süreçtir. bu süreç içerisinde ilişkiye girdiğin insanlarla olan iyi/kötü deneyimlerde yine kişi tarafından belirlenir.
hımm... Kasarsın, arzularsın bir şeyleri...
Kız arkadaş, araba, son model cep telefonu, çoğu zaman sevilmek, önemsenmek, rahat etmek istersin.
Beklentilerin çoksa aynı oranda hayalkırıklıkları da olur. Her şey hevestir, gelir geçer. Arzularsın, elde ettikten bir süre sonra da artık tatmin etmez, başka arzular seni kavurur, sonra onlar da mutsuz eder.
Mutlu olduğun anlar da hep geçicidir.
Hayat içinde gelip geçici arzular barındıran ve kısa mutluluklar barındıran kişiye özel bir zaman dilimidir.
Bu mutluluklar içinde en özel olanı ise çocuktur.
Yaşayabilenin anlayabileceği, içinde müthiş duygu yoğunlukları barındıran hayatın en güzel yanıdır çocuk.
Sanırım çocuğum olmasaydı ve onunla o çok özel ve hiç kimseye ve hiç bir nesneye besleyemeyeceğim o anıları yaşamasaydım, son nefesimde bu boktan hayata müthiş bir hayalkırıklığı ile veda etmiş olurdum. Ama artık öyle değil. Onun sayesinde "iyi ki bu hayatı yaşıyorum" diyorum. çocuk hayatın gerçek anlamıdır.
Çok sikindirik bir şeydir. Paran olmaz batman' i izleyemezsin. Avengers kasayım indireyim 16gb oh mis dersin 1 haftada iner. Günlük aktivitelerin fifa oynamak, fm oynamak arasında gidip gelir. Sevdiğin hatun zaten siklememiştir. Lan sonra intihar edene günah münah diyolar. Sikerler öyle işi.
kolay olandır.
hayat, bize basiti verir, biz zoru seçeriz.
hayat, tüm bunlara rağmen bir seçenek daha sunar, biz zorlaştırırız onu, biz kızdırırız, biz kafa tutarız...
hayat, her daim yeni bir kapı açar, biz görmezden geliriz, yok sayarız...
sabah kalk, gece yat.
bu açıdan bakabilsek, hiç üzmeyeceğiz onu...
hiç üzülmeyeceğiz...
Bir yolculuğa çıkmışız, önümüzde kocaman bir dağ... Orta yaşlara kadar bu dağa tırmanırız. Burada her türlü meyveyi bulmamız mümkündür, en çok sevdiğimiz meyveleri doyasıya yeriz. Orta yaştan sonraysa işler değişmeye başlar. Dağın öbür tarafına geçtiğimizde, sevdiğimiz meyvelerin olmadığını görürüz. Aşağıya indikçe, diğer meyvelerde yavaş yavaş azalır. Artık bulduğumuz bir iki çürük meyve bizi mutlu eder olur. Gücümüz kalmaz, aşağıya düşmemek için ağaçlara tutunur oluruz. Kimilerini daha başlangıçta veririz toprağa kimisini en zirvede. Sonunda bizde düşeriz toprağa.
--spoiler--
Hayat bütün beklentilerin tam tersi, bu anda kalan ve değişimleri yaşayandır. Hayat bir çocuğun oyun bahçesidir. Hangi çocuk bir gün benim de böyle güzel bir oyuncağım olsun diye oyununu erteler? O, yoklukta bile oyuncağını yaratır. Ağlayan gözlerini yaşlı bırakmaz, her zaman değiştirir. Senin için kibrit çöpü, onun için bir savaş uçağı haline gelir ve oyununa kaldığı yerden devam eder. Sen hiç oynamak için oyuncak bekleyen çocuk gördün mü? O zaman sen neden mutlu olmak için umudu bekliyorsun? Umut ölüm gibidir. Düşünceni değiştir, artık o bir kibrit çöpü değil bir savaş uçağı. Bu mutluluktur. Yaşam ve mutluluk aynı kelimedir.
Yaşamını umutla değiştirdiysen, gün gelir ölüler diyarında senin anladığın umut bile sonun olur.
yüksek sadakat küçük kral şarkısında çokta güzel özetlemiştir hayatı. üzerine bir şey yazmam doğru olmaz.
--spoiler--
Hayat garip, nasıl derler bilmece
Soldan sağa beş harfli iki hece
Belki karma, belki layığımı buldum
Seni gördüm, gördüğüm yerde durdum
--spoiler--