Hayat kimi sevdiğiniz,kimi incittiğinizdir. Hayat içinizde taşıdığınız sevgiyi taşırmak büyütmek ve dağıtmaktır ama en önemlisi yalnız başına asla gerçekleştiremeceğiniz bir şeyi yapmak yani hayatınızı başka insanların kalbine dokundurabilmektir. Başkasının kalbine dokunacak yolu ancak siz seçersiniz işte hayat bu seçimlerdir.
Murat menteş in bir sözü vardı bir kitabında "Artık bu hayattan sonra Cehenneme gidince rahat bir nefes alacaksın." diye.
Ne zaman biri hayat dese yaşam dese aklıma bu gelir.
Hayat nedir peki? başlı başına bir muamma. insanın kendisi de muammadan öteye gidemiyor ya neyse. sevmek sevilmek üzülmek sevinmek tekrar üzülmek tekrar üzülmek falan. tabi sonradan bir bakmışsın sevilmek diye bir şey de yokmuş. buna da neyse.
yine de insanların çoğu istemedikleri bir hayatı yaşıyor. ve daha iyisini yapmak için ellerinden bir şey gelmiyor. benim de öyle. ama daha iyisini istemiyorum. bu hayatı da pek istemiyorum. neyse birer sigara yakarak karanlıkta yaşadığımızı belli edelim yine de.
bu saatte ne dediğimi pek bilmiyorum sevgili gönül dostları. iyi geceler.
sahne yazarken hikayedeki adımlara eğilip sahne içindeki duyguları sağmamız, ortaya çıkarıp kullanmamız gerektiğini konuşuruz hep. oysa ekrana çıkmayan yani gerçek olan hayatta ne durmaya ne düşünmeye ne sevmeye ne özlemeye vakit var. "büyük hayat" kendi hayatımızı, üzerine basmamız, tadını almamız gereken duygularımızı ve vaktimizi silip süpürüyor, yerine hayaletler için yazdığımız, arkadaşlarımıza tavsiye ettiğimiz, dışarıya gösterdiğimiz bir kabuk kalıyor.
2009 yılında yayınlanmış Birleşik Krallık yapımı dizi belgesel filmdir.
Yapımcılığını ingiliz devlet televizyon kurumu BBC'nin yaptığı seri, ilk olarak 12 Ekim 2009'da BBC One ve BBC HD kanallarında gösterilmiştir. Son bölümü ise 14 Aralık 2009'da yayınlanmıştır.
50 dakikalık 10 bölümden oluşan seride canlıların hayatı ve yaşam mücadeleleri konu edilmektedir.
Türkiye'de NTV tarafından yayınlanan belgeseli tiyatro sanatçısı Tuncel Kurtiz seslendirmiştir.
buraya tüm içimdekileri dökmek ve benim görüşümden bakabilen insanlar da olabildiğini görmek için yazıyorum. umarım vardır. hayat, parası olmayanın para peşinde koştuğu, parası olanın daha fazla güç peşinde koştuğu, en güçlülerinde kendilerinden güçsüz olan herkesi kontrol ettiği bok çukurudur. güzel falan değildir, hiç kimse kıçından sallamasın. pembe bir dünya yok, adalet yok, insan son derece bencil, neredeyse her biri dünyadakilerin kendi hakkı olduğunu düşünüyor.
dünya, güç budalası insanların, gücüyle güzeli yok ettiği yerdir. bunu marifet gibi gösterip anlatma çabaları sürekli olarak sürdürmektedirler. gerçekten boka döndüğünde başka gezegenleri boka çevirmek için yola çıkacaklardır.
Zikzaklar içerir. inişleri çıkışları vardır. Fakat insanoğlu bunu bilmesine rağmen, inişte olanı hep düşeceğini, çıkışta olanda hep yükseleceğini sanır. Kısaca hayat bu zikzakları takip etmekle geçer, ta ki ömür bitene kadar.
ölümün fragmanı olmaktan öte bir şey değil ne yazık ki. ne kadar yaşarsan yaşa sonsuz zaman ve uzay düzleminde küçük bir andan fazlasını doldurmuyoruz. ölümün katılığı ve bilinmezliği karşısında çaresiziz.
yitip giden canları, özellikle ünlü önemli simaları gördükçe keşke bir cennet ya da ölümden sonra sevdiklerinle bir arada olabileceğimiz bir seçenek olsa diye umut ediyorum. ama toprakta çürüyen bir cesetten başka bir şey kalmayacak ardımızda. bizi tanıyan hayatlarına etki ettiğimiz birkaç kişinin bilincinde kalacağız belki. onlar da göçünce hiç var olmamış gibi olacağız. o yüzden bazı şeyleri çok ciddiye almamak kafaya takmamak gerek. şu kısıtlı zamanı güzel geçirebilmeli.