sahne yazarken hikayedeki adımlara eğilip sahne içindeki duyguları sağmamız, ortaya çıkarıp kullanmamız gerektiğini konuşuruz hep. oysa ekrana çıkmayan yani gerçek olan hayatta ne durmaya ne düşünmeye ne sevmeye ne özlemeye vakit var. "büyük hayat" kendi hayatımızı, üzerine basmamız, tadını almamız gereken duygularımızı ve vaktimizi silip süpürüyor, yerine hayaletler için yazdığımız, arkadaşlarımıza tavsiye ettiğimiz, dışarıya gösterdiğimiz bir kabuk kalıyor.