istemediğim bir alanda zorlayarak doktora yaparken kafamda bir romanı taşıyan ve anadolu'nun ücra bir ilçesine sırf memuriyet nedeniyle sevdiği işini bırakan beni hocalığa kadar sürüklemiştir. L
O ses türkiye arkada fonda, bense bu karanlık otel odasında kendime karşı mahçubum. istediğim işi alıp alnının üstüne çarparım diyen özgüvenim ile yollarımızı ayrılalı yıllar oluyor.
Meyvesiz ağaç odundur der üstad necip fazıl. insan kapana kısmadıkça üretken olamıyor sanırım. Tek tutunduğum dal bu daldır.
Hayat, var olmayı bırakmak istemekle, her şeyi deneyimlemiş olmayı istemek uçları arasında gelip gitmedir. Bu iki ucu istemeyi barındıran bir insan için, tutarlı bir ilerleyişten nasıl söz edilebilir?
biyolojik açıdan, kimyasal reaksiyonlar veya bir dönüşümle sonuçlanan başka olaylar gibi bazı biyolojik süreçler gösteren organizmaların bir özelliğidir.
çoğu zaman yalnızlık, bazen adalet, ara sıra mutluluk ama her zaman keyifli.
başımıza ne gelirse gelsin, ne hissedersek hissedelim; nefes alıyoruz ve o güneş her gün yeniden doğuyor. ve çok iyi biliyorum ki; o güneşin hem doğuşu hem batışı her seferinde bir öncekinden daha da güzel ve eşsiz. güneşin göz alıcı parlaklığının yavaş yavaş insanın işlemesine son 3 yıldır defalarca kez tanık olmuşumdur. her seferinde hayatta ve nefes alıyor olmanın keyfine varmak öylesine mutluluk vermiştir ki; size bunu kelimelere dökerek anlatamam. ne yazık ki; insan gözünün gördüğü güzellikleri ölümsüzleştirecek bir teknoloji henüz üretilmedi.
hayatta parasızlığı da, yokluğu da imkansızlıkları da uzaklığı da çok biliyorum. tüm bu dersleri defalarca kez alttan aldım. bütünlemelerine girdim. yetmedi yüksek lisansını yaptım ama insanoğlu işte. aldığı her derste yine aynı heyecan yine aynı ürkeklik.
hayatla ilgili en iyi bildiğim şey ise; ümitsizliğe kapıldığında güneşin doğuşunu izlemenin vereceği umut, seni içinde bulunduğun durumdan kurtarmasa da içine mutluluk tohumları serpmeye yetecektir. ihtiyacın olan şey tam da aslında budur.
bazen eski bir mektup arkadaşı insanı tüm ait olduğu yerlerden koparıp, eski tanıdık bir bahçeye götürebilir. ve unutma ki; hayattaki en hüzünlü an; mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır.