insanı türlü şeylerle başbaşa bırakan anlar bütünü. bu aralar hormonlar, duygular, mantık ve şartlar dörtlüsünde sıkıştırıyor. ne yapmaya çalıştığını ben de anlamıyorum.
biz mi hayata,hayat mı bize hediye yoksa hayat anlamadan ölmek mi?
-isyanqar serseri34insana en uzak şey içidir, kalbi, ciğeri, böbreği,damarı,kanı,kemiğidir. Kimse kendine yakıştırmaz ölümü, acaba kalbim nasıl? iyimiyim? Demez
her saniye atıyor o, bu mükemmel vücuda/sisteme saygı duymalısın, senin unuttuğun anlarda, aklına gelmeyen, en yalnız anında bile o atıyor, sen kötü kalpli bir insanken bile sen kötü kalpli bir insan ol diye atıyor.
meyvenin bir daldaki serüvenine benzer. olgunlaşan meyveler çoğunlukla daldan kopar ve düşer ve yerde çürmeye başlar. kimi zamnsa meyve dala sımsıkı tutunur. cürüse bile dalda çürür. rüzgar savurur, yağmur bastırır ama o dala sımsıkı tutunmuştur.
elbet bi gün çürüyeceğiz. yerde veya dalda. ama nasıl çürdüğümüz önemli. hayat bize farklı konumlar, zorluklar, tavizler sunabilir. yağmur herkese yağar, rüzgar herkesi savurur. biz görmesek de bu böyledir. hiç kimse instagram, twitter, fcebook da gördüğümüz gibi bi hayat yaşamıyor. görmemizi istedikleri hayatlarını paylaşıyorlar yalnız. dertlerimiz olmasa mutluluğun kıymetini bilir miydik?
güneş batmasa aydınlığın, özlem duymasak vuslatın kymetini bilir miydik?
hepimizn ayrı bi sınavı var. sen benimkini görsen de görmesen de var. yağmur fazla zorlamaz beni ama rüzgar da hiç eksik olmaz tepemden.
mühim olan nerede, nasıl çürüdüğündür. sen savaş ve hayta tutun ve unutma hayat yağmur ve rüzgardan ibret değildir, meyveyi besleyen ağaç da hayattır.
Bazen bir orospunun kahkahasında, bazen de bir sarhoşun narasında gizlidir. Mendil satan çocuğun gözünde de görebilirsiniz, acil önünde iyi haber bekleyen birinin yüzünde de.