Yıllar boyu yaşıyoruz ama hep çalışıyoruz. liseye hazırlan, üniversiteye hazırlan, kpssye hazırlan, para kazan, çalış çalış çalış para kazan. yeterince paran olunca harcamaya kalkıyorsun her tarafında bi hastalık çıkıyor onu da yaşayamadan geberiyosun. hayat böyle olmamalıydı.
Hayat bir değil, birden çok daha fazla oyunun içiçe geçmiş bir hali. Sınırlı bir kısmının senaryosunu biz yazıyor, seçtiğimiz kişilerle biz oynuyoruz, ki bunların senaryoya harfiyen uymak gibi bir zorunlulukları yok, çünkü işte o diğer "seçtiğimiz kişilerin" kendi oyunlarıyla enlem-boylam itibarı ile karışıyor ve kendince gidiyor bir yerlere.
Tabii bir de senaryosunu bizim yazmadığımız, kıyıdan köşeden figüran olduğumuz ama (çok komik bir şekilde) kendimizi başrolde zannettiğimiz oyunlar silsilesi var ki...
buyumeyi hic istmedim!!
buyudukce insanlar daha az guluyordu cunku. cocuk olmanin en guzel yanı, istedigin zaman aglayabilmekti.
buyudukce insanlar gizli gizli agliyorlar cunku...
Anılardan ibaret, başı sonu belli bir olgudur. Çoğumuzun para ve hırs uğruna heba ettiği, kendi için değil takdir edilmek iiçin yaşadığı, alınan nefeslerden ibaret bir şey.
Mutlu olmak için yaratıldığımızı unutarak sürdürmek genetik kodlarımızda vardır adeta.