peşinde gol atmak isteyen futbolcu varmış gibi yuvarlanır görüş alanında. hep bir koşuşturma, hep bir telaş vardır sanki; sanılır ki yavaşlarsam kısa ömrüm boşa geçecek. yok değil ahbap, bazen sakinleyip, soluklanmak lazım. boşver topu illa bir düzlükte duracaktır senden kaçmaktan.
babanızın spermleri arasında, annenizin yumurtasına kabul edildiğinizde size bahşolunan yegane şeydir hayat. vazgeçilmesi zor olan ama hep küs kalınan bir sevgilidir... kimseyi mutlu etmese de kimsenin terketmeye cesareti olmayan ve sürekli size muhalefet olandır. siz ne derseniz, ne isterseniz , hayat tam onun zıttını karşınıza çıkarır.
geldim gidecem daha bu hayat denilen zıkkımla ortak bir paydada buluşamadım aq. yok artık ciddi ciddi inanmaya başladım, bunun benimle sorunu var.
mutluluk değil hayat, bu gelip geçici bir his. aşk değil hayat, bu kadar kişisel değil. umut değil hayat, hayallere bu kadar töleranslı değil. üzülmek değil hayat, seninle bu kadar ilgili değil. unutmak değil hayat, bu kadar acımasız değil...
ne peki hayat?
sonlandırılması göt isteyen bi içimlik sigaram. onun oluşumuna ben karar vermedim, bitişinde de söz sahibi değilim. belki de o yalnızca var olmak için beni seçti, ben onun vücut bulmasında gereken bir metaydım, piyondum. beni yöneten bir kumanda merkezi gibi, ne isterse onu yapıyorum. ama acı çeken, canı yanan sorunlarla kafası yorulan o değil, zor zamanında yanında olmaz çünkü o patrondur. bununla birlikte her zaman pastanın büyük dilimini, mutluluğun özünü o alır, yaşanması haz veren anlarda her zaman ön plandadır bizse onun bu bencilliğinin farkına varmadan ona methiyeler düzmeye devam ederiz bu sarhoş zamanlarda.
"hayat ne kadar güzel, kıymetini bilmiyoruz, bize bu güzellikleri bahşettiği için ona minnettarız" falan fıstık. evet bu kadar aptalız işte insan olarak, nasıl bir saçmalığın içinde olduğumuzu, ne bok yediğimizi bilmiyoruz. sadece anı yaşayıp onu böbürlendirmeyi biliyoruz.
zamanın boynuna ilmek attım bir kere; o nereye giderse, ben oraya. yaşlanıp ölüvermekmiş sonu, bilemedim acizliğimi bildiğim kadar. ölümümden sonrası görüş alanımda değil ya, çal sen çengi; gelsin hele bahar...
insana önce kendi taktığı kanatlarla önce uçmayı öğreten, sonra havalarda sarhoşça süzülürken çalıların arasından tüfeği doğrultan ve çoğunlukla hedefi ıskalamayan bir orospu çocuğu avcı.
sürekli ''zor'', ''dayanılmaz'', ''ne kötü'' gibi olumsuz sıfatlarla anılan nanedir.
bırakın lan edebiyatı. geldiniz dünyayı yaşayın sonra siktirolun gidin. şurada yaşayacağın topu topu 20 bilemedin 30 senen var. ne laga luga ediyorsun.
en gerçek sandığın anda ayaklarının altından çekilen yeryüzüyle hayal olduğunu, hayallerde yaşadığında ise başına çöken gökkubbeyle gerçek olduğunu hissettiren ilahi illuzyondur.
bırak hayat sana rağmen değil,seninle beraber aksın "düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme.nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını.
sürekli yeni bir role büründüğümüz, sürekli en iyi pazarlamacı olmaya çalıştığımız, o pazarlamacılık ustalığıyla sürekli kendimizi pazarladığımız, doğduğumuzdan beri para kazanmaya programlandırıldığımız, aşkı yaşamadan sürekli seks yapmak istediğimiz zamanın bütünü. en azından şuan çoğunluğumuzun yaşadığı hayat, tamamen bir yalandan ibaret.
Ben, beni bildim bileli
Ne ben, beni buldum kendimde
Nede kendim, beni buldu bende
Sen bir başka maya gör
Çocuk olursun bir yandan severler
Bir yandan döverler
Okursun adam olursun,
iş bulamadın mı da hiç dinlemez söverler
Ben, ben boks şampiyonu olamam ki dostum
Hayatı nakavt edeyim
Ben kültürümü hayata adadım
Hayatı tanımlayamıyorum
Hayat nedir acaba _?
Hergün paket paket içtiğimiz sigaralar mı
Akşamları eve gelen babamın
Boş o bomboş bakışları mı
Bilmiyorum !!!*