prandelli gitmeden taa demiştim ki bir adam vardı Akhisar'da keşke o gelse diye. Geldi,başardı ve gitti. Galatasaray ı kötü günler bekliyor. O zaman gönderselerdi.
insan olarak harika hoca olarak kötü biri. büyük takımın ağırlığını kaldıracak durumda değil. böyle olması galatasaray için bence iyi oldu. ama bir fenerli olarak tabi hayırsızı olsun diyeyim.
kendi etti kendi buldu. gereksiz toplara girdi ve kendine değil yeteneksiz futbolculara güvendi. gönül isterdi ki rize maçı sonrası bu ayrılık yaşansaydı. zira orada yaşanan bir yenilgiden daha fazlasıydı.
HH hiç üzülmesin milli takım çiftliğinin kapıları sonuna kadar açık.
Son zamanlarda pek dengeli değildi. Rize maçı sonrası bırakması daha doğru olurdu. Adamda yabancı alerjisi var. Fazla yerli malı kaldı. Her fırsatta Podolski'yi Denayer'i kesmek için fırsat kolladı. Sabri ve Umut inadından artık gına gelmişti. iyi insan ama şımarık yerli futbolcuları yönetecek tecrübede değil.
galatasaray yönetiminin aslında geçen sezon sonunda gönderme kararı verdiği, ancak takımı kazara şampiyon yapınca mecburen kovmak için birkaç ay beklemek zorunda kaldığı teknik direktördür.
ha o da allah için sezon başındaki 3-4 maçta öyle saçmaladı, öyle abuk kadrolar, oyuncu değişiklikleri yaptı ki, süper ligde de, şampiyonlar liginde de 3.sırada gerileyince, yönetim ahanda deyip düğmeye bastı.
iyi ve karakterli bir insan olduğu ayan beyan ortada. şu an galatasaray teknik direktörlüğü makamı için çok hazır değil, çok da güçlü değil -3 kupa ve dördüncü yıldız bile yetmedi- ileride yeniden belki de daha güçlü olarak geri dönebilir, dönemeyebilir de, bekleyip göreceğiz, bu biraz da kendisini geliştirmesine bağlı.
Yerli seviciliği, milli maçlar yaklaştığında semih kaya, umut bulut, selçuk inan gibi yerli futbolcuları formsuz oldukları halde oynatıp milli takıma hazırladığı, soba borusundan hallice umut bulut'u oğlu gibi savunurken podolski'yi atletico madrid maçından sonra taraftarın önüne yem olarak atması, "sanırım sneijderin kaybettiği bir toptu" gibi sinsi laflarıyla hatırlanacak olan eski galatasaray teknik direktörü. Şahsen ben hiç iyi hatırlamayacağım.
Okuduklarım doğruysa eğer gönderilmesi isabetli olmuş, başkan özbek çağırıyor görüşmeye ilk başta önemli değilse sonra geleyim diyor neyse geliyor başkan diyor ki, melo'yu istemiyorum dedin gönderdikten sonrada keşke kalsaydı diye medyaya açıklama yaptın, aynı şekilde burak içinde bize başka medyaya başka konuştun diyor, hamza'da başkana benim tarzım bu diyerek cevap veriyor, kendine biraz fazla güvenmiş hamza belli ki!
18.11.2015 tarihi itibariyle Galatasaray'la yolları ayrılan teknik direktördür.
Devre arasını geçtim, 1 ay bile dayanmadı. (Bkz. #29922926)
Bu tür eleştirilere de kaale almıyorum demiştir kendisi. (Bkz. #29976564)
Şahsen gitmesine memnun oldum. En son taraftarı tamamen karşısına alarak kendi sonunu kendi hazırlamıştır.
Takıma gönül vermiş, gecesini gündüzüne katıp takımı desteklemeye çalışan, maçlara gelen taraftar için "kaale almıyorum" gibi bir laf etmek kimsenin harcı değildir.
Gereksiz Umut ısrarı ve herkesin gerçekleri görmesine rağmen inatla Umut'u göklere çıkartması da son damla olmuştur.
Kendisine yerliyle dolu takımlarda başarılar dilerim. Birgün olur da tekrar dönme ihtimali olursa birazcık vizyon antrenmanı yapıp gelsin, çünkü Galatasaray ve taraftarı vizyonsuzluğu asla kaldıramaz.
inadı yüzünden gitmiştir. geldiği döneme dönün bakın, taraftar, tribünler takımın başına geldiğinde sneijder'le ilgili açıklamasına rağmen sempatiyle bakmış ve benimsemişti. ben galibiyete sevindiğim kadar hamza'nın başarılı olmasına da seviniyordum. ama bir şüphe hep vardı, şampiyonlukta da üç kupada da bu şüphe hep devam etti.
maçlarda galibiyetler geldi gelmesine ama doğru hamleler gelmedi. herkese yanlış gelen oyuncu tercihleri ısrarla tekrarlanmaya devam etti. iş artık inatlaşma boyutuna geldi. iş artık, ben sneijder'i ön libero, bilal'i forvet arkası oynatır yine kazanırım'a kadar geldi. türkiye'de bir şekilde kazanıyorsun. zaten rakipler 60'dan sonra maçı bırakıyor. ama aynı şımarıklığı avrupa'da yapıp hakan balta!yı önlibero, sabri'yi sağ bek oynatırım kazanırım deyince 20 dakikada atletico'dan fark yiyor, hemen yapılması gereken hamleleri yapıyorsun. demek ki ne yapman gerektiğini, kimi nerde oynatman gerektiğini, kimin nerde daha fazla katkı verdiğini biliyorsun ama inadından bu tercihleri yapmak yerine kendi döküntülerini orada oynatmak, birileriyle hesaplaşmak için oynatıyorsun.
takım o kadar savruk oynuyor ki, geberik rize, 10 dakika tempo yapıp takımı sikip bırakıyor.
bok mu vardı da bu inadında direndin hoca. sabri zararlısı yerine bi ortalama sağ bek, bir ortalama kanat, bi ortalama santrafor alınsa şu takıma, sikmişim maliyetini parasını. adam gibi doğru düzgün bir ilk onbir çıkarsaydın sahaya. çok mu zordu. bu kadar inat edecek ne vardı. sen güzel adamdın, takıma yakışıyordun. kupaları kaldırırken takım, başında seni görmek mutlu ederdi. gittin boka battın kaldın. yazık oldu. umutun da, sabrinin de aq.