inadı yüzünden gitmiştir. geldiği döneme dönün bakın, taraftar, tribünler takımın başına geldiğinde sneijder'le ilgili açıklamasına rağmen sempatiyle bakmış ve benimsemişti. ben galibiyete sevindiğim kadar hamza'nın başarılı olmasına da seviniyordum. ama bir şüphe hep vardı, şampiyonlukta da üç kupada da bu şüphe hep devam etti.
maçlarda galibiyetler geldi gelmesine ama doğru hamleler gelmedi. herkese yanlış gelen oyuncu tercihleri ısrarla tekrarlanmaya devam etti. iş artık inatlaşma boyutuna geldi. iş artık, ben sneijder'i ön libero, bilal'i forvet arkası oynatır yine kazanırım'a kadar geldi. türkiye'de bir şekilde kazanıyorsun. zaten rakipler 60'dan sonra maçı bırakıyor. ama aynı şımarıklığı avrupa'da yapıp hakan balta!yı önlibero, sabri'yi sağ bek oynatırım kazanırım deyince 20 dakikada atletico'dan fark yiyor, hemen yapılması gereken hamleleri yapıyorsun. demek ki ne yapman gerektiğini, kimi nerde oynatman gerektiğini, kimin nerde daha fazla katkı verdiğini biliyorsun ama inadından bu tercihleri yapmak yerine kendi döküntülerini orada oynatmak, birileriyle hesaplaşmak için oynatıyorsun.
takım o kadar savruk oynuyor ki, geberik rize, 10 dakika tempo yapıp takımı sikip bırakıyor.
bok mu vardı da bu inadında direndin hoca. sabri zararlısı yerine bi ortalama sağ bek, bir ortalama kanat, bi ortalama santrafor alınsa şu takıma, sikmişim maliyetini parasını. adam gibi doğru düzgün bir ilk onbir çıkarsaydın sahaya. çok mu zordu. bu kadar inat edecek ne vardı. sen güzel adamdın, takıma yakışıyordun. kupaları kaldırırken takım, başında seni görmek mutlu ederdi. gittin boka battın kaldın. yazık oldu. umutun da, sabrinin de aq.