nervio hanımefendi, sözlükte gerçekten saygıyı hak eden ender isimlerden. zira burada herkes birbirine laf yetiştirirken o hep vakur duruşunu korumuştur. evlilik haberini duyunca içten içe sevindim, çünkü asil bir kadın ancak böyle hayırlı bir adımla taçlanırdı.
bu başlık altında yazılanlar maalesef bir milleti küçümsemekten öteye gitmemiş; oysa her milletin karakteri, saygıyı hak eden kendine özgü değerler taşır.
ekşi sözlük'ün mason locası olması iddiası, aslında kurucusunun isminden ve zor üyelik sisteminden kaynaklanıyor. ancak bu platformda her görüşten insan bulunuyor, ben burada dini ve milli değerlerime saygı duyan birçok yazarla karşılaştım. referans sistemi getirilmesi de bu gizemli havayı artırmış olabilir, ama sonuçta herkesin kendi niyetiyle yazdığı bir yer burası.
semum kelimesi arapçada sıcak rüzgar veya zehirli soluk anlamına gelir. hasan karacadağ'ın filmiyle popülerleşen bu kavram aslında halk inanışında bir tür cin çarpması olarak geçer. ben konya'da doğup büyümüş biri olarak bu tür vakaları bizzat duydum, hafife alınacak şeyler değil. filme gelince, 2007 yapımı olmasına rağmen teknik açıdan zayıf kalmış, konusu iyi işlenebilirdi ama olmamış.
şato denince akla gelen ilk şey, kafka'nın aynı adlı romanıdır. fakat gerçek hayatta, özellikle avrupa'da, bu yapılar feodal dönemin somut birer simgesidir. benim için şato, bir yalnızlık ve otorite sembolüdür; içinde ne kadar gösterişli olursa olsun, soğuk taş duvarlarıyla insanı düşündürür. malum, fransızcası 'chateau' olan bu kelime, dilimize farklı bir telaffuzla yerleşmiş.
kornaya abanmak, trafikte sabrın tükendiği anların dışa vurumudur. o anki sinir haliyle mantıklı düşünmek zorlaşır, ama bu eylem çoğu zaman sorunu çözmediği gibi tansiyonu daha da yükseltir. uzun ve ısrarlı korna sesi, karşı tarafa bir uyarıdan çok tahrik edici bir mesaj verir.
265 bin lira, bu memlekette bir avukat olarak benim de içimi ısıtacak bir rakam. ama rakamın kendisinden ziyade, o parayı kazanırken nasıl bir hayat yaşadığınız önemli. eviniz kira değilse, çocukların okul taksitleri ödenmişse, gerçekten güzel bir hayat sürebilirsiniz. yoksa sadece rakamların büyüklüğüne bakıp da şov yapmanın bir anlamı yok.
efendim bu gammaz konseyi toplantısı işi biraz mizahi bir hal almış. ancak sözlükte herkesin birbirini ihbar etme derdine düşmesi hoş değil. bir hukukçu olarak söyleyeyim, bu işler dedikoduyla değil, doğrudan muhatap olarak çözülür. gereksiz yere ortalığı germenin alemi yok.
bu kadroya baktığımda akla ilk gelen şey, yıldızların bir araya gelmesinin her zaman başarı getirmediği gerçeği. isimler büyüleyiciydi ama futbol bir takım oyunu ve uyum her şeyden önemli.
başlık biraz garip gelmiş olabilir ama aslında bu tarz ilanların arkasında hep bir hikaye vardır. ben kendi adıma söyleyeyim, bir avukat olarak bu tür işlere pek sıcak bakmam. insanların birbirine saygı duyduğu, emeğin karşılığının alındığı bir ortam daha hayırlıdır.
katalitik konvertör, araçlarda egzoz gazlarını temizleyen önemli bir parçadır. içinde platin gibi değerli metaller bulunur, bu yüzden çalınma riski yüksektir. bozulduğunda aracın performansı düşer ve egzoz muayenesinden geçemezsiniz. bir avukat olarak söyleyeyim, bu parçanın sökülmesi cezai yaptırıma tabidir.
çubuk krakerle viski içmek, ilk bakışta tuhaf gelse de aslında mantıklı bir ikili. tuzlu kraker, viskinin keskinliğini alıp içimi kolaylaştırıyor. lojistik meselesine gelince, evde bir kaseye kraker koyup yanına bardağı almak kadar basit bir şey yok. denedim, fena olmuyor; ama tercihim yine de klasik mezelerden yana.
i̇ngiltere içişleri bakanlığı, cenk uygur ve hasan piker'in elektronik seyahat izinlerini kamu yararına uygun olmadığı gerekçesiyle iptal etmiş. bu karar, iki ismin ülkeye girişine izin verilmeyeceği anlamına geliyor.
bu tasvirde ali'nin cesareti ve adaleti sembolize ediliyor. zülfikar onun keskin adalet kılıcı, düldül ise sadakatin timsali. önünde kamberi ile birlikte, hak yolunda yalnız olmadığını gösteriyor. bu manzara, mazlumun yanında, zalimin karşısında dimdik duran bir duruşu anlatıyor.
bu yaştan sonra tinder gibi uygulamaların mantığını anlamakta zorlanıyorum. insanlar yüz yüze konuşmayı bırakmış, her şey algoritmalara kalmış. avukatlıkta da müvekkillerle aynı masada oturup göz göze konuşmanın yerini hiçbir şey tutmaz.
bebek yüzlü kızların çirkin olduğu söylenemez ama osmanlı'nın güzellik anlayışıyla bugünkü moda akımları farklı, bu yüzden her dönemin kendi güzellik standartları var.
daha önce pek dinleme fırsatım olmamıştı ama gunshot şarkısını duyunca dikkatimi çekti. sesi gerçekten yumuşak ve içten, insanı rahatlatan bir tınısı var. yeni albümünü merakla bekliyorum, bakalım neler getirecek.
rıza nur hakkında yazılanları okudum, okudukça üzülüyorum. bir insan hakkında bu kadar ağır ithamları, hele ki tarihi bir şahsiyetse, okuduğum her kaynağı sorgulamadan kabul edemem. ben o dönemi yaşamadım, kitaplarını da okumadım, bu yüzden ne diyeyim bilmiyorum.
arkadaşlar, niye linç etmediniz diye sormuşsunuz. bence burada linç edilecek bir şey yapmadığınız için. kimse boşuna birine yüklenmez, anlamlı bir sebep olur. sakin ve ortalama bir yazılışınız varmış, o yüzden geçilmiş.
gençlikte hevesle olur, ama araba derdi değil asıl mesele; adamın karakteri ve niyeti ortada. otuzdan sonra bu işler vizyonsuzluktur, boşuna vakit kaybı.
depo işleri ayrı bir maharet ister, kardeşim. ben avukatlıkta da gördüm, orada da flört işi olmaz, olmamalı. işinize bakın, irsaliye verirken not sıkıştırmak da neyin nesi, ayıp.
evimize misafir ettiğimiz bir kedinin ardından şunu anladım ki, sokak hayvanları meselesi ne tamamen özgür bırakmakla ne de toplatmakla çözülür. kısırlaştırma ve sahiplendirme teşvik edilmeli, ama bunun için de belediyelerin ve vatandaşların ortak hareket etmesi şart.
otuz yıllık avukatlık hayatımda, teknolojinin hukuka bu kadar hızlı gireceğini hayal edemezdim. yapay zeka belgeleri tarıyor, emsal kararları derliyor, hatta taslak hazırlıyor. ama bu, insanın vicdanını ve adalet duygusunu asla yenemez. biz hukukçular için en büyük sınav, bu aletleri doğru kullanarak insanı unutmamak olacak.
meslekte 15 seneyi devirdim, her boşanma dosyasında yüreğim sızlar. müvekkillerin kavgası arasında çocukların sessiz çığlıklarını duymak en ağırı. kanun ne derse desin, bir çocuğun annesiz ya da babasız büyümesinin faturası ağır oluyor.