gecenin kitabı

entry401 ↓ galeri42
    166.
  1. https://galeri.uludagsozluk.com/r/872003/+


    (...)
    içimdeki suskun monologu göğüslemek bahsini elimde susamış neşter ile yatırdığımda masaya ikinci bir intihar vakasıyla karşılaşmak şaşırtmadı beni.

    gece sabaha ulaşmak için çabalamıyor, ayak tabanları patlarcasına diretiyor, daha bir koyulaşıyor bu anlarda kalemlerden sızan mürekkep ve keskin-ince çeliklerin açtığı derin yarıklardan süzüleduran kan.

    "lili beni sev" otuz yedi tane senenin geçmesi mi gerekli ölebilmek için, sahi ölebilmemiz için ne gerekli? onüçbinbeşyüzbeş gece bir intihar için yaşamak.

    hepimizin hayatına baktığımda gördüğüm şehirler aynı, hepimiz bedenlerimiz ya da düşlerimizle aynı kentlerin aynı otellerinde hep, sana baktığımda hepimize bakmış (birimize baktığımdaki gibi) oluyorum/ölüyorum.

    kadınlar, mektuplar, otel odaları ve kan, geride kalmış basılmış ve basılmamış kitaplar. bu çok tanıdık ve "bu çok iyi".
    (...)
    2 ...
  2. 167.
  3. 168.
  4. 171.
  5. 175.
  6. 176.
  7. 177.
  8. https://galeri.uludagsozluk.com/r/872814/+

    (...)
    "Koca bir akşam mı? Baksana Maria, abartıyorsun. Aslında topu topu kırk beş dakika, hatta soyunmakla, mahsusçuktan şefkat göstermekle, birkaç anlamsız söz sarf etmekle, tekrar giyinmekle geçen süreyi de düşersen, sevişme için temiz on bir dakika gelir geriye."

    On bir dakika. Dünyayı döndüren kuvvet, on bir dakikanın içindeydi.

    Yirmi dört saatlik bir günün içinde bu on bir dakika yüzünden (hepsinin her gün karılarıyla seviştiklerini varsayarsak, ki bu da bir saçmalık ve çelişkidir) evlenir, ailelerinin ihtiyaçlarını karşılar, çocuklarının ağlamalarına katlanır, eve geç döndüklerinde bir sürü dil döker, Cenevre Gölü'nün kıyısında birlikte gezinmeye can atarak onlarca, yüzlerce başka kadına bakar, kendilerine lüks kıyafetler alırken onlara daha da pahalılarını hediye eder, eksikliklerini gidermek için fahişelere gider, dev bir kozmetik, rejim, jimnastik, pornografi, iktidar endüstrisini beslerlerdi.

    (...)
    "Bir fahişeye nasıl aşık olabildin?"

    "O zamanlar anlayamamıştım. Ama şimdi, biraz düşününce bana öyle geliyor ki, bedeninin bana asla ait olmayacağını bildiğimden, ruhunu fethetmeye verebilirdim bütün dikkatimi."

    "Ya kıskançlık?"

    "ilkbahar için şöyle söyleyemezsin: 'Erken gelsin ve uzun sürsün.' Sadece şunu diyebilirsin: 'Gelsin bahar, taşıdığı umutla yıkasın beni ve elinden geldiği kadar kalsın.'"

    Rüzgarlara söylenmiş bir avuç söz. Ama benim duymaya ihtiyacım vardı, onunsa dile getirmeye. Uyumuşum; rüyamda, güzel bir koku, her yeri sarıyordu.

    (...)
    Karşımdaki okumuş biri olduğundan, bir Yunan filozofundan bahsederdim önce. Platon'a göre, Yaratılış'ın başında, erkeklerle kadınlar bugünküne hiç benzemezlerdi; sadece bir gövdesi, bir boynu ve her biri ayrı yönlere bakan çift yüzlü kafaları olan androjen varlıklar mevcuttu. Sanki iki yaratık sırt sırta yapıştırılmış gibi, iki cinsel organı, dört bacağı, dört kolu vardı bunların."

    Ama kıskanç Yunan tanrıları, dört kollu bir yaratığın çok fazla çalışabileceğini fark ettiler; ters tarafa bakan iki yüz sürekli tetikteydi, dolayısıyla bu varlıklara kalleşçe saldırmak mümkün değildi; dört bacak sayesinde fazla yorulmadan uzun süre ayakta durabiliyor ya da yürüyebiliyorlardı. Ve en tehlikelisi: Çift cinsiyet organlı bu yaratığın üremek için kimseye ihtiyacı yoktu. Bunun üzerine, Olympos'un mutlak hakimi Zeus, dedi ki: 'Şu ölümlülerin gücünü elinden almak için bir planım var.' Şimşeğini fırlattığı gibi androjenleri ikiye bölerek erkekle kadını yarattı. Dünyanın nüfusu bir anda artıverdi, aynı zamanda da üzerinde yaşayanlar da güçten düştüler ve yollarını şaşırdılar; artık kayıp yarılarını aramak, yeniden onunla kucaklaşmak ve bu sarılmayla eski güçlerine, tekrar kavuşmak zorundaydılar. iki bedenin tek beden olmak üzere kaynaştığı bu kucaklaşmaya, seks diyoruz.

    (...)
    4 ...
  9. 179.
  10. annemi bir kez daha görebilsem.
    0 ...
  11. 180.
  12. 181.
  13. https://galeri.uludagsozluk.com/r/872896/+

    "işte belleğin bir bilmecesi daha, ötekilerden daha temel nitelikte: Anıların ölçülebilir bir zaman hacimleri var mıdır? Bir süre içinde mi gelişirler?

    ilk karşılaşmalarını gözünün önüne getirmek istiyor: Kaldırımdan bir birahanenin mahzenine inen bir merdiven görüyor. Sarı bir loşlukta tek tük çiftler görüyor ve onu görüyor, elinde bir bardak su, mahcup bir gülümsemeyle, bakışlarını üzerine dikmiş karşısında oturan müstakbel karısını; josef dakikalarca onu seyrediyor, gülümseyen o yüzü, bardağı tutan o eli inceliyor ve o bütün o zaman boyunca öylece hareketsiz kalacak, bardağı ağzına götürmeyecek, gülümsemesini hiç bozmayacak.

    Ve korkunç olan da bu: Hatırlanan geçmiş, zamandan yoksundur. Bir aşkı, bir kitabı yeni baştan okur ya da filmi tekrar seyreder gibi yeniden yaşayamazsınız. Josef'in karısı öldüğünden, ne maddesel ne de zamansal olarak hiçbir boyutu yok."
    7 ...
  14. 182.
  15. 183.
  16. oğullar ve rencide ruhlar - alper canıgüz.
    4 ...
  17. 185.
  18. din ve laiklik, ali fuat başgil.
    2 ...
  19. 187.
  20. 189.
  21. tanrı yanılgısı richard hawking.
    1 ...
  22. 190.
  23. BIRAKTIM KARANLIKTA AYAĞIMA DÜŞTÜ. EKSi.
    2 ...
  24. 194.
  25. Trendeki Kız -Paula Hawkins.

    Şiir denizi serisi(1,2,3,4,5,6,7) -Ümit Yaşar Oğuzcan.
    0 ...
  26. 195.
  27. Çoğunlukla zararsız
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/873984/+

    (...)
    “Tanrım,” diye serzenişte bulundu Arthur, “olumlu ve akılcı tavırdan söz ediyorsun ama bugün yok edilen senin gezegenin değildi. Bu sabah uyandığımda rahat iyi bir gün geçireceğimi düşünüyordum. Biraz okuyacak, köpeği fırçalayacaktım... Şimdi saat öğleden sonra dört ve dünyanın dumanı tüten artıklarından altı ışık yılı ötede uzay boşluğuna atılmak üzereyim!”

    (...)
    istasyona yirmi dakika kadar erken gelmiştim. Trenin saatini yanlış biliyormuşum. Sanırım, Demir Yolu idaresinin saati yanlış biliyor olması da aynı derecede mümkündü

    (...)
    Sizi selden çekip kurtaran ip ilerde boynunuza dolaşmış bir ilmeğe dönüşebilir.

    (...)
    Zaman bir yanılsamadır. Hele öğle vakti, iki misli yanılsamadır.

    (...)
    Çünkü ben bir ölüyüm, ki böyle olmak insana mükemmel ve hiçbir şeyle engellenmemiş bir bakış açısı sağlıyor. Bizim oralarda "Hayat, yaşayanların elinde ziyan olur " diye bir söz vardır.

    (...)
    – Efendim, dedim evrene. Ben, varım.
    – Bu, dedi evren bana, benim için herhangi bir yükümlülük oluşturmuyor.

    (...)
    paniğe kapılma.
    2 ...
  28. 197.
  29. 198.
  30. 16777150.
  31. Sana benim gözümle bakmayanın
    Mezarını kazacağım.
    Seni selamlamadan uçan kuşun
    Yuvasını bozacağım.

    Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor - Arif Nihat Asya
    0 ...
  32. 199.
  33. istemeden dünyaya getirilen bir çocuğun intikamı-yusuf gürer.
    3 ...
  34. 200.
  35. Yusuf ile Züleyha-Nazan Bekiroğlu
    Her şey senin için yaratıldı ama dikkat et sen her şey değilsin.
    Dünya boyun eğicidir ama sen zalim efendi değilsin.
    Yeterli sayıyorsun kendini kendine. Oysa hiç yeterli değilsin. Muhtaçsın, ihtiyaçsız değilsin.
    Her şey senin emrinde doğru, ama amirliğe kalkışma.
    Bil ki kalıcı değil geçicisin, sahip değil misafirsin. Sabit değil iğretisin.
    Her ne var ki sen de, ödünçtür, senin sanma
    Şımarma.
    Yarı kısmın topraktır. Toprağı horlama. Dünyadan, yerine koyduğundan fazlasını alma. Onun dengesini bozma. Uyumuna musallat olma. Gülün rengiyle, sütün tavıyla oynama. Karıncanın yolunu kapama, kırlangıcın yuvasını bozma, yılanın dişini kanatma. Pınarların, nehirlerin, ince suların kurumaması için çaba sarf et. Göz kulak ol emanete. Bozma kıvamını aldığın gibi iade et. Hava-toprak-ateş-su da insandan alacaklı. Bitkinin ve hayvanın, dağın taşın ve börtü böceğin, yaralı kedinin, hasta leyleğin, yırtıcı parsın, dayanıklı devenin de insan üzerinde hakkı, insandan razılığı vardır.
    1 ...
  36. 201.
  37. 202.
© 2026 uludağ sözlük