futbol, topla oynanan bir oyundur. 22 adamın (hakemler hariç) bir topun peşinden koşması ve binlerce hatta milyonlarca insanın da bunu, zevkle izlemesidir. (tabi, futbolun mantığını kavrayan insanlar için) bir çalımın, bir pasın, bir golün, bir adam geçmenin, bazen dünyanın en güzel, en heyecanlı olayı olmasıdır futbol.
kimse kimsenin tercihlerine karışamaz ve zevksizlikle itham edemez. özellikle de spor, giyim, yemek, gibi kişisel tercihe bırakılan konularda. nasıl ki futbol sevmeyen insanlara zevksiz diyemezse kimse, sevenlere de diyebilme gibi bir lüksü yok kimsenin.
(bkz: #6519148)nolu giride anlaşıldığı üzere bağyan arkadaş olduğu apaçık ortadadır. futbol denilen oyuna aşık olmak bir gol, bir futbolcu, bir takımla başlar.
(bkz: beşiktaş)
oynamasını ve oynatılmasını bilen ülkelerde, seyir zevki orgazmdan daha zevkli anlara örnektir. ama; kötü ve şiddet içerikli olanı, tam olarak konusuz pornodur.
zevkli hale getirilmek amacıyla ortaya bi tane sağa sola da bi kaç tane hakem yerleştirip 22 kişinin koşturulması. şimdi olayı tüm bu teknoloji çağında zevksiz bi hale getirmenin en kolay yolu stada bin tane kamera yerleştirip şu futbol yorumcularının zor bela gördükleri görüntülerle yaptıkları yorumu anında net görüntülerle yapacak bilgisayarlı hakemler yerleştirmektir. şimdi oldu mu sana ofsaytı penaltısı yanlış olmayan bi maç. yok olmaz öyle, zevksiz bu iş. varsın bize gol olsun ama böyle kalsın. maç sonrası teknolojiyi ve yorumları da fazla abartmamak lazım sanırım. oyun olum bu.
candır, sahiden aşktır. birden fazla takımla ilgilenmek, birden çok kulüple bağlantı kurmakla çok daha eğlenceli hale gelebilir. şahsen 3 takım tutuyorum, bunların da öncelik sırası var abicim. bazıları soruyor "lan nasıl ya?" diye. arkadaş aynı anda beşiktaş'la fenerbahçe'yi tutmuyorum ki ben. ebesinin nikahındaki takımlar, hepsini de çok seviyorum anasını satayım. ama hiçbirinin maçına gitme imkanım yok, taraftar grubuna girme şansım yok. olsun, hepsine gireyim. mecidiyeköy'de liverpool formasıyla dolaşmak, st. petersburg'da galatasaray forması giymek döneklik değil, öyle değil mi? bir de...
şöyle bir yanılgı var. basketbolla, voleybolla, tenisle karıştırılıyor. onlarda bir mücadeleden bahsedebilmek için, sayının olması gerekir. her oyunda amaç sayıdır, bir şekilde öne geçmektir fakat futbolda biraz daha farklı olur bu iş. bir maç 0-0 da bitebilir. ama acayip zevkli geçebilir. zaten iyi bir futbol izleyicisiyseniz, 90 dakika sonunda "oha gol olmadı mı?" dersiniz, fark etmezsiniz. maç da güzel olacak tabi. efendim, diğer sporlarda sürekli bir sayı atılması hali vardır. futbolun güzelliği rahatlığındadır. atmosferindedir. çimlerindedir, mabetlerindedir. futbol topundadır, kalenin filesindedir. skorbordda görülen 1-0'dadır. futbol, gol atılmasa da futboldur ve her haliyle aşktır, tutkudur. sadece güzel goller için futbolu sevdiğinizi düşünüyorsanız, sadece eğlence arıyorsunuz demektir.
ki bu izleme kısmı. bir de oynaması var ki bunu, dünyada ondan eğlenceli bir iş olmasa gerek.
"I fell in love with football, as I was later to fall in love with women; suddenly, inexplicably, uncritically, giving no thought to the pain or disruption, that it would bring with..."
Türkçe meali:
"Futbola daha sonra kadınlara olduğu gibi aşık oldum: Aniden, düşünmeden, getireceği acıyı önemsemeden..."
--ilgili diyalog--
-ıyy futbol mu? 22 kişinin topun peşinden koşmasına nasıl tahammül edebiliyorsunuz?
+kaleciler pek öyle değil aslında.
--ilgili diyalog--