esasında bir spor olması dolayısıyla barış ve kardeşlik için vardır fakat ne hikmetse ötekileştirme ve düşmanlık unsurları için kullanılan, gariban spor. oysa ki hangi takımı tuttuğuna göre değerlendirilmemeli insan. bir insan sevdiği renge göre ötekileştirilmemeli... ama ne yazık ki bu saçma şeyi bile dışlama sebebi olarak görebiliyoruz...
22 erkeğin 1 topun peşinden koşturması...
küçükken o erkeklerin çok fakir olduğu için top alamadıklarını düşünürdüm. hatta harçlıklarımı biriktirip, hepsine birer top almaya karar vermiştim...
basketbolun yanında ezik kalan spor. tabii ki zevkler ve renkler. ama basketbol klas sporudur. futbol bir yerden de bakılırsa kıro sporudur. basketbol fanatiği kıro çok görmedim şahsen. ama futbolcu kırodan çok ne var ki.
haa klas futbol severleri tenzih ederim.
not: arda turan kırodur. diğer oyuncular hakkında aynı şeyi söyleyemem...
futbol bir tür tutku. bağımlılık. hastalık da denebilir. ama kişiye zarar vermemeli. insan tuttuğu takımı kendisiyle özdeşleştirmemeli. ben maalesef yapıyorum bunu. yapan da çok insan görüyorum çevremde. eleştiriye, espriye tahammülü olmayan ve futbolun hayatını olumsuz etkilemesine izin veren insanlar. kelimenin tam anlamıyla fanatik bir galatasaray taraftarıyım. yaşıyorum resmen ben bu takımı. kazanınca mutluyum kaybedince mutsuz. he bu benim belki de biraz deli olduğumu da gösteriyo olabilir. yani bir futbol takımına deli gibi bağlanmak ? belki de çok akıl karı değildir. çevremde çok koyu fb taraftarı olan insanlar var. hatta hayatım boyunca en sevdiğim arkadaşlarım hep fenerli olmuştur. ve çoğu zaman dalga geçtim her biriyle her fırsatını bulduğumda. onlar da akılları yettiğince bana laf sokmaya çalıştılar.
ne yalan söyliyim fb'den nefret ediyorum her fanatik galatasaraylı gibi. ama bu nefreti hiçbir zaman kişiselleştirmedim. karşımdaki insan fb taraftarıysa eğer onu ezmek için elimde ne kadar argüman varsa kullanırım dalgamı geçerim. başarılı da olurum yalan değil.* ama hiçbir zaman insanları kendime düşman görmem. bu aptalca. bazı insanlar görüyorum, tuttukları takım aslında kendileri olmuş. yani adam beşiktaaaaş diye bağırırken aslında kendi adını bağırıyor. ben ! diyor ben !.. yani bu bir nevi kendisine duyduğu aşk. birisi cimboma laf edince katil olabilecek kadar sinirleniyor ?! çünkü aslında o küfürü kendisine edilmiş olarak algılıyor. müthiş bir ego patlaması.
yani futbol asla sadece futbol değildir sözü var ya, gerçekten çok doğru bir söz. bence, kendini bir konuda çok fazla ispatlayamamış ama müthiş bir egoya sahip olan insanlar işte bu futbola dört elle sarılıyor. he böyle salladığıma bakmayın ben de onlardan biriyim. bu fanatikliğin gençlerde daha fazla olmasının sebebi de işte o egoların en yüksek olduğu yaşlarda olmaları. neyse.. futbol hayatıma gerçekten de direkt olarak etki ediyor. birçok insanda da durum böyle. açıkçası bundan rahatsız oluyorum ama asla değişmeyeceğini de biliyorum. o yüzden yapılması gereken tek şey, tadında bırakmak. yani futbolla gelen mutluluğu da üzüntüyü de abartmamak.
evimizin karşısında sporyum tesisleri var.
öğlen, güneş tam tepedeyken karşımdaki yeşil çimlerde sahada koşturan 7-8 yaşlarındaki 15-20 erkek çocuğunun her birinin hayali bir gün süper lig de oynayabilmek... ama ne yazık ki hiçbiri -istisnalar hariç- değil süper lig belki de ikinci sınıf bir ligde bile oynayamayacak... onlara bakarken (bir kadın olarak) içim acıyor... yazık. hiçbir zaman hayallerine kavuşamayacak bir alay minik adam. ve dünyanın her yerinde varlar...
hayır küçümsemek, aşağılamak için değil; insanların hayallerini gerçekleştirememesinin ne derece acı olduğunu bilirim...
işte bu yüzden nefret edilendir futbol... ve büyüdükçe hayallerimizin küçülmesi...
futboll başlı başına bir tutkudur. yeri geldiğinde acı çeker yeri geldiğinde mutluda olursunuz. hadda uğruna çok şeyden feragat edebilirsiniz. ve futboll asla futboll değildir. yeri gelir dostluk,sevgi,heyecan ve hırsınızı sahaya yansıttığınız araç olurken yeri geldiğinde de sinir,üzüntünüzü unutmanıza vesile olur. yine,yeni,yeniden bu hede hüde yi yapmaya başlamalıyım. her ne kadar da 1 ay önce bacağım bu spor yüzünden alçıya alınsa da hala vazgeçemediğim tutkum.
edit : bu yazıda eksilenecek ne var anlamadım?
edit2: sanırım seri eksileyen ibneye denk geldim.
basitliği ve seyir zevki sebebiyle en büyük fanatikliklere sebep olan spordur. izlemesi, oynaması, üzerine konuşulması zevkli; zeka, kondisyon ve takım ruhu faktörlerinin 3 ünü de içeren, (bana göre)dünyanın en güzel sporudur.
televizyonun başına geçip,yanına cipsini ve kolanı alıp heyecanla beklemektir.bazen stada gidip soğuktan titreyen ellerini cebine koyup zıplamaktır.kız arkadaşınızdan ayrıldığınız zaman tuttuğunuz takıma daha çok bağlanmaktır,teselliyi onda aramaktır çünkü biliyorsunuz ki tuttuğunuz takım asla sizi terk etmez.tuttuğun takım yenildiği zaman rakip takım taraftarlarının eleştirilerine rağmen takımına sahip çıkmaktır.
hani tut tamam, destekle, bağır falan ama tuttuğu takıma aşık insanlar var. böyle konuşurken gözleri dolan, ufuklara dalan, göğsü kabaran...bir oyun bu ya. topla oynanıyor bide. top ya bildiğimiz top. benim anlamadığım; ya bir futbol takımına duygusal olarak nasıl bağlanıyorsun. baya aşık adam.
ticari yönünün artmasıyla spor olma özelliğini kaybetmiş, kapitalizmin büyük sanayilerindendir. mahalle arasında yaptığınız maç futbol, büyük stadlarda yaptığınız maçlar ticarettir.