hiçbir zaman taraftarsız, takipçisiz kalmayacaktır çünkü dünya ne kadar değişirse değişsin, insanlar var olmaya devam ettikleri sürece, evrenin en eğlenceli, en doğal, en sevimli oyunu olmaya devam edecektir.
"ay çok sert hayvanlar" diyene de siktir git derim, yaparım bunu. eşek gibi top sürerken çelme yiyip çimenlere yuvarlanmayan adam o sertliğin ne kadar eğlenceli ve zararsız olduğunu bilmez. yaa.
mantığını oldum olası anlamadığım 'dövüş sporu'. tabi anlamaz belli diyenler olacak da bir anlatsam, bir spor müsabakasına benzetsem severim zaten, yalnız dövüş sporlarından hiç hazzetmem, sadece eskrim o da zaten bir dövüş sporu değil zekanı ortaya koyarak rakibin hamlelerini hissedip hamle yapıyorsun. çok nezaketli bir spordur başlamadan ve bitmeden önce rakipler birbirlerine selam verir neyse geçelim;
futbol bir kere bol bol tükürük, balgam vs. * olan bir sahada oynanır, burası ilginç mi? peki geçelim efenim;
futbolda rakip oyuncuların ilk amaçları topu takımının içinde tutup onu karşı kaleye sağ salim ulaştırıp ağlardan geçirmek peki öyle mi? topa müdaheleden çok rakibin dirsek, diz, ayak, bacak hatta kafa, göz ne varsa dağıldığı bir oyun, ruhunda yamyamlık var bir kere güzel mi şimdi bu açıdan?
olmadı devam ediyorum; oynat uğurcum
futbol bir ekip oyunu olmalı, karşılıklı paslaşmalar iyi gitmeli golü kaleye ben atacam sen atacan olmamalı yani bencillik başladığı yerde biter o takım diymi, peki öyle mi? eline topu alan hani yorulmasa gerilerden gelip, orta sahayı geçip taa kalecinin kucağına kadar ilerleyecek, oldu mu şimdi? beğenmedim kabul et sen de beğenmedin.
o zaman;
peki en ufak bir hatada düdük çalınca, hemen oyuncular yamyam gibi birbirlerinin üstüne atlamıyor mu, yumruk yumruğa girdikleri anlar olmuyor mu? tamam burayı abartmış olabilirim ama oyundan atılma riski olmasa girerler doğru mu?
olur bunuda beğenmedik demek, geçiniz;
peki bu arada hakemin ailesi ve yedi ceddine rahmet! okunmuyor mu? evet, kulak kirliliği yani, peki onu da geçtim...
of bu da olmadı yani, ya sabır, geç;
geldi çattı 90 dk'nın sonuna geldik, ne oldu misal x takım gol attı sevindi, coştu ee peki y takım buna karşılık hazımsızlık çekiyor mu? evet, maç sonlarında saldırganlık artmıyor mu?(aa çok mu uzattın ne) peki peki birazdan bitiriyorum ;
hadi o takımın son maçı olsun ve şampiyon olsun; ne oluyor? silahlar patlıyor, balkonlarda millet kuş avlanır gibi avlanıyor, bu yamyamlık değil mi? bu da mı gol değil sayın okuyucu?
pes o zaman;
yahu bunların hiçbiri yamyamlık değilse, yamyam olan benim ve futbolda spor müsabakalarının en medenisi!
süper sol ayağımla harikalar yarattığım,uzaktan ve frikiklerden inanılmaz goller attığım son 2 yıldır sakatlığımdan dolayı oynayamadığım içimde hep ukde olarak kalacak izlerken bazen sıkıcı,oynarken son derece zevkli baştan çıkarıcı spor.
böyle uyuşturucuya can kurban. sinirden ağlamak üzereyim. bir baktım, sevilla-braga maçı var. böyle formalar, futbol topu, mücadele, yeşil saha, tribünler, tezahürat...
kaçınız tadına bakabildi bu uyuşturucunun? ya da tadını alan bırakabildi mi? tadına varın, hiçbir zaman da bırakmayın. bunun kimseye zararı yok. sadece sizi mutlu eder, bunu da kendinize çok görmeyin.
fibertombik nikli sözlük yazarına attığım bir özel mesajda, kendisine söylemiştim bunu. burada da paylaşmak isterim. bir de geçtiğimiz günlerde çocuklar duymasın dizisindeki haluk karakteri bir şeyler söylemişti, bu yazının sonu oradan araklama değildir fakat oradan esinlendim, onu söyleyeyim. ben bunu söyledikten sonra geldi aklıma o. aklımda yer edinmiş sanırım o gün.
futbol bir yaşam tarzıdır, hobidir, kültürdür. aşkın, kazanma hırsının, mücadelenin, tutkunun, acının ya da mutluluğun... en güzel haliyle yansıtıldığı bir tiyatrodur. senarist bile senaryoyu bilmez. siz futboldan istediğinizi alırsınız. takımınızın son dakika golüyle kazanmasını öldü zannettiğiniz bir insanın son anda kurtulmasına benzetemiyorsanız, yeşil sahaya bir kez olsun ayak basıp o doğallığın, özgürlüğün ve mutluluğun tadını alamamışsanız...
zaten futbol hakkında yorum yapmayın. her spor güzeldir. sadece spor olarak bile mükemmeldir hepsi. fakat futbol spordan fazlasıdır. birlikteliktir, coşkudur, ümittir, inançtır, hüzündür... saçmasapan şeylere bu tip anlamlar yüklenebilir. bazıları futbol için de bu yorumu yapıyorlar. "ne ümidi, ne coşkusu mna koyim ya, adamlar milyonları götürüyo siz burda birbirinizi kesiyosunuz" diyorlar.
hayır. ben maç izlerken heyecanlanıyorsam, galibiyetle mutlu, mağlubiyetle mutsuz oluyorsam, bu benim için yeterince anlamlıdır. ben zaten bulacağımı bulmuşumdur, hayat kaynağım budur.
ve yine hayır. o milyonları götüren adamlardan daha çok severseniz futbolu, milyonları olmasa da hatırı sayılır miktarda parayı siz de kolaylıkla götürürsünüz spor camiasına girerek.
entel takılan kardeşlerimizin asla anlayamayacağı spor dalıdır. bok attıkları şey *endüstriyel futboldur. futbolu zevk için oynayan ve izleyen adama karışmayın sadece defolup gidin.
çok büyük bir futbol hayranı değilim, ama çok büyük bir livorno hayranıyım. ne yazıkki henüz taraftarıyım diyebilecek seviyeye gelmedim daha o felsefeyi tam anlamıyla kavrayamadım.
dünyada çok popüler olmasının sebebi, çok güzel olduğu için değil, anavatanı ingiltere olduğundan dolayı bence. yoksa çok daha güzel sporlar var. futbol herhangi bir uzak doğu mücadele sporunu icra etmek kadar akıl/yetenek istemez. onun kadar sağlık sebebi de değildir.
sonuç itibari ile futbol sayesinde bir dünya insan saatlerce sadece ekrana bakıyor; saatlerce boş tartışmalar yapıyor; kazanımı koskoca bir hiç. kulüplerin ki değil tabi, onlar götürüyor parayı.
"futbol şiddettir, futbol holiganlıktır, futbol adam bıçaklamaktır."
malesef futbolun namına yakıştırılan bu beter slogan sadece kulaklarımız tırmalamakta kalmayıp, aynı zamanda ömrümüzüde törpülemeye başlamıştır. kendini sosyal hayatta futbol şiddetkarı ve holiganvari tavırlarından başkaca bir kisveye sokamayan sözde taraftarlar tarafından.
sadece futbol izlemeye ve takımını desteklemeye giden insanların can güvenliğini tehlikeye sokmak mıdır taraftarlık? bu nasıl bir sevgi anlayışıdır? bir takıma gönül vermek diğer takım gönüldaşlarının kafasına bira şişesi fırlatmak ve satırla kovalamak mıdır? maç öncesi yapılan kıştırtıcı beyanatlarda bulunmak, gönül borcu mudur? bu borcun ifası için, alınan bunca can yetmemiş midir hala?
kin ve nefrete bulanan çimlerin rengi artık kırmızıya çalmaktadır. çimler üstünde alınan galibiyetleri sadece öç alma vesilesi... mağlubiyet sonrası hüzünlerse kendini bileme ve kin besleme aracı haline gelmiştir. köklü takımların bilinçli taraftarlarını bile içine çeken bu şiddet ortamı, futbolun bir savaş oyunu olduğunu hissettirmeye başlamıştır. artık gidilen tüm deplasmanlar fethetmek için çıkılan sefer anlamı taşımaktadır. "orduların" ilkel silahları; satır, döner bıçağı, mınçıka, ekmek bıçağı ve benzeşleri... insanın kanını dondurmaktadır.
artık kana bulanmış ellerinizi ve savaş nağralarınızı çekin sahalardan... hatta sözleşip meydan muharebesi yapın ve kana bulayın sadece sizin olduğunuz meydanı... kan akıtmanın zevkine futbolu alet etmeden...