bazı sahneleri 3-4 saniye süren sonra bambaşka sahneye atlayan bir film. kopukluk var yani. bazı sahneler de çok gerçekçi değil (ulubatlı hasan 7-8 ok yedikten sonra bayrağı dikebilmesi , 3-4 ok yese daha inandırıcı olurdu).bi de tam gaza geleceksin araya hasan'ın aşk sahnesi giriyor , çok lazımdı ya.
amma... yiğidi öldür hakkını yeme. savaş sahneleri gerçekten çok etkileyiciydi hatta ikili düellolar spartacus'ün vs'lerinden daha iyiydi.
sonuç olarak bence güzel bir başlangıç olmuş. bu tür filmlerin devamını bekleriz.
harcandığı söylenen paranın harcanmadığına inandığım film. bir kere abd'de filmlerin pahalı olmasının nedeni çalışanların ücretleri ve sendikal haklarıdır. misal adam 150 milyon dolar bütçeli filmin en az 50'sini oyunculara verir.
türk tarihinde ki bir olayı en iyi anlatan filmdir. çanakkale savaşının çekileceğini duydum. umarım yalan haber değildir. bir şaheseri daha izletme zevkini bize verirler.
her şeyi bir kenara bırakalım, recep ivedik filminden çok daha fazla izlenmeyi çok daha fazla hak eden filmdir. en azından birileri, sıradan yerli filmleri bir kenara bırakıp, alışık olmadığımız türden bir şeyler yapmaya çabalıyor.
fatih sultan mehmetin, "bizans kalesine taş firlatip kaciyormus gibi" sahnesi var bu filmin yaa. siz neyin kalitesinden, yok efenim turk sinemasindaki oneminden falan bahsediyorsunuz?
savas oluyor orda, mavi gozlu kadin yanindaki sevgilisine diyor ki diger herifle aramizda ne oldugunu sonra anlatirim sana. goren de caddede kitchennettete sarap icip dedikodu yapiyorlar sanar. boyle sikik sahne mi olur ya?
bu filmi begenenlerin aklindan suphe ederim.
tanim: bos yere gecen 3 saat.
ayrica mavi gozlu kadin saclarini kesiyor erkek gibi gozukmek icin, sonra basina ortu ortuyor hep. mal misiniz nesiniz anlamadim ki? ne farki kaldi uzun sacli halinden amk? ayrica sanki sesinden anlasilmayacak. bir uzun sac var zaten bir insanin cinsiyetini ayirt edebilmek icin kriter.
en sikko sahnesi de, son sahnesi. bayragi diken adama yaklasik 4 5 tane ok geliyor ama yikilmiyor, hadi cuneyt arkın triplerine soktunuz adami onu anladim, o oklari atan adamlar nereye kayboluyor sonraki sahnede? 5 kisiye bir kisiyi (ustelik kac tane ok yemis bir kisiyi) alamiyorlar mi ordan? hadi alamadilar yemedi gotleri, peki nereye kayboldular bir anda adami oldurmek isteyip kaleden asagi mi atladilar? ben omrumde boyle gerizekalilik, amatorluk, basitlik gormedim. bravo lan size. begenenlere de bravo, eksileyeceklere de.
film 17 milyon dolara çekildi gibi bir uydurmayla piyasaya sunulan çingene faruk aksoy'un çektiği Fetih filmi! eğer ki ortada harcanan 17 milyon dolar warsa (Türkçe "w" harfi kullanamadım klawyede bozuk kusura bakmayın) olsa olsa bu paranın çoğu reklam için harcanmıştır. Film bütçelerine reklam bütçeleri de dahildir. 15 bin figuran oynattık gibi bir uydurmaları da war ki o da ayrı alem 5 askerden binlerce askerin dijital olarak klonlandığı bu kadar göze batarken 15bin figuran uydurması olsa olsa belki birkaç sahnede weya düzenli çekimler olmamasından ötürü farklı farklı adamları farklı farklı çekimlerde toparlamalarından ötürüdür. nitekim bu film bir başlangıç mıdır? ewet başlangıçtır. Yapımcılara tarihi filmlerden de 1 koyup 100 alınabileceğinin göstergesidir. Şimdi çıkıp zaten film hemen hemen izleyici açısıdan tepede başlamışken kim 100 milyon dolar harcayıp yine aynı izleyiciyi çekmeye uğraşır ki? yine güya 10 milyon dolar harcar bizim saftirik sinemadan, sanattan anlamaz önüne ne konulsa afiyetle yiyenler de yine aynı hewesle koşa koşa gider. Nitekim "çılgın dersane" gibi muhteşem bir filmin yapımcısının yapacağı başlangıç da ancak bu kadar olur.
filmi beğenenlerin filmi beğenenlere "bir siki de beğenin" dediği, filmi beğenmeyenlerin de filmi beğenenlere" nesini beğendiniz ki" dediği filmlerden bir diğeri. bunda daha fazla yaygara kopmasının nedeni elbette türk filmi olması ve tarihsel bir yapım olması. ben şahsen beğenmeyenler tarafındayım.
--spoiler--
görüntü kalitesi ve ses ortalamanın üstüydü. efektler falan fena değildi. lakin savaşan kişiler kesinlikle bir savaş ortamında olduklarını yansıtamadılar bence. bir de 2. murat'ı fena halde eleştirmiş ve vicdansız yapmışlar. hatta fatih'in "ben benden öncekilere benzemem" sözü fazla iddialı bir laftı. tarih sahnesinin entrika kısmını pek bilmem ama fatih iyi gerisi kötü izlenimi verilmiş.
ayrıca sanıyorum ulubatlı hasan'ın aşk hayatı istanbul'un fethi kısmından daha fazla gösterildi. hani filmin adı ulubatlı olsa ve onun gözünden film yansıtılsa makul olabilirdi ama padişahtan daha çok ulubatlı hasan'ın gösterilmesi bence bir diğer noksandı.
filmde çok fazla dini öğeye yer verilmiş. bana biraz rahatsız edici geldi. ama dönemin koşulları düşünülünce mantıklı olabilir. bir diğer nokta da ortadoks olanların tezahüratı dini deil de sol eylemciler gibiydi. faşizme karşı omuz omuza der gibi bağırıyorlardı.
fatih'in hababam sınıfındaki müfettiş gibi kafayı yediği sahne ve iki komutanın savaş meydanında savaş öncesi diyalogları biraz komikti. özelikle o konuşma sırasıdna ben bir an çiçek abbas gibi düello edecekler sandım.
hele hele kendisine fırlatılan baltadan önce havada salto atmaya başlayan adam yok mu...
--spoiler--
herkezin profesyonel olmaya çaliştığı yeri geldiği zaman yok efendim abartılmış.
olmadı bu oklar neden bu kadar yeni. ulubatlıya saplanan oklara rağmen
neden ölmediği, cevabıda neymiş iman gücüymüş. bırakın bunları hacı. yapan adam
bu bütçeyle sınırları zorlamış mı, fragmanı yayınlandığı zaman yapazmalar diyenlere
inat film gösterimde mi? rekora gidiyo mu?
evetse şunu tartışın o zaman. hem malzeme çıkar.
terihte doğum tarihi bile tartışılan ulubatlının aşk hikayesi nerden geldi?
çıkarılacak sonuç şudur;
gençler istanbul'u fatih fethetmedi, ulubatlı'daki korumacılık fethetti. fatih istanbul'u kendini kanıtlamak için fethetti, tahttan 12 yaşında olduğu için indirilen(!) bir hükumdardı ve aslında öyle olmadığını istanbul u alarak gösterecekti. o da zaten şans eseri oldu, tam ümitler bitmişken fatih in hocası biraz doldurdu kendisini, o da yetti. topçu nun kızı ela da tüm tarih kitaplarında anlatılan bir konudur tabi ya, fatihten çok yüzünü görmemizin sebebi de o olsa gerek. ayrıca yalnız yeni hisar ve toplar sayesinde mi kurtuldu bu istanbul? halkta da istek falan yok tabii. ama işte..
zaten fatih hiç dememişti zamanında babasına, " ben padişahsam emrediyorum, beni tahttan indir" diye.
neyse türk yapımıdır olur bu kadar. sahneler, müzikler falan etkileyiciydi aslında. ama teknik hata çoktu.
daha iyisi yapılana kadar en iyisi bu olacaktır muhtemelen. yine de çok iyi olduğu söylenemez. fazlasını beklemek için biraz erken sinemamız açısından. bunun dışında bir şey söylemek istemiyorum spoiler vermeyelim durduk yere. gözler kaymasın. gidip görülmesi gereken bir film. recep ivedik' e 10 basar.
büyük beklentilerle gidip havamı alıp döndüğüm filmdir .
tüketici olmak bi yana , hadi hollywood tarzı bişey beklemiyordum da , 3 sene hazırlanmış ve yazık günah yani 3 senede çıka çıka bu mu çıkmış ortaya ,elinde muazzam bir konu var ,onu bile adam akıllı kullanamadın mı kardeş , oyunculuklar vasat bi kere , 3 sene boyunca sanırım sadece filmin 2. yarısı için kasılmış , görsel olarak , film çok iyi başlıyor , seslendirmeler arapça , aha diyorsun orjinal bişey bu , e birader tüm bizansı türkçe konuşturmak neyin nesi ? versene heriflerin orjinal dilini koysana altına alt yazıyı yaşayalım durumu , ama yok , adamın biri geliyor , bizans imparatoru ''ooo hoşgeldin covanni bilmemne diyor ,bir diğer olay direk adamları sefa pezevengi gibi göstermişsin zaten , en son fatih saklanmış halkın yanına girip herkes dinini yaşamakta özgür diyince herkesin bir ağızdan gülmesi , çocuğun fatihi öpmesi ? ulan adamların evini barkını yıkıyosun , baba - kardeşlerini öldürüyorsun savaşta (ee savaş bu ) ama adamlara bir cümle kurunca hepsi gülüyor seviniyor falan , yok artık , he bir de fatihin çocuğuna bile göstermediği sevgiyi gevur kıza göstermesi ?
çoğu yönüyle kolpa bir film olmuş bana kalırsa , kahpe bizansın efektlisi gibi sanki , 3 sene heba edilmiş , devlet tiyatrolarında ki adamları toplayıp film yapsan efekt olmaz belki ama daha gerçekçi ve düzgün birşey çıkar ortaya .
kusura bakmayın daha önce yazıldıysa aradım bulamadım çünkü ama sen git iffet'deki cemil abiyi al, ulubatlı hasan yap. insan konsantre olamıyor ki amk. kafamda herif bayrağı surlara ne zaman dikecek sorusundan çok nerde cam bulup da kıza bayrağı dikecek diye bekledim.
ulubatlı hasan'ın sancağı diktiği sahnede sinemada filmi izleyenler-ki bu insanlar az sayıda değildi- alkışlamaya başladı ya, kim ne derse desin bu film olmuş...
sıçıp sıvamanın alemi yok, adamlar yapmış olm* dedirten film. bir çok karakteri daha evvel hiç mi hiç görmemiş, tanımamış olmama rağmen sergiledikleri üstün performanstan ötürü 10 üzerinden 8 i rahat veriyorum kendilerine. araya sıkıştırılan aşk üçgeni de truvamsı bir tat vermiş ya, olmasa olmazdı zaten. millet 3 saat mancınık, gürz, havan toplarını mı seyretsin yahu. öhöm.
son sahnelere doğru, sultan mehmetin konstantiniyye halkı ile adeta kucaklaşmasını izlerken siktiri çekmedim değil gerçi. kendi oğlunu kucaklarken tırsan, kardeş katlini mübah sayan, oğlunu öldüren padişahlar görmüş geçirmiş, tam gaz hiyerarşi ile vuku bulmuş bir imparatorluk için hoşgörü oldukça ironik olsa gerek. hele ki ecnebilere? vallahi inanmam!
ilkokul, lise tarih kitaplarının kül yutturan sayfalarından yer yer izler taşısa da, nacizane yorumlarım ağırına gitmesin farukçuğumun. yoksa eli öpülecek adam vesselam.
ben bu filmin bir deneme olduğunu düşünüyorum. başarısız bir deneme. senaryo zayıf, oyunculuk devrim evin haricinde bok gibi.
dillere destan olan burun şekli (makyajının en az 3 farklı şekliyle) göze sokulmuş. her defasında farklı bir burun şekli var.bazen ince uzun bazen basık bi garip.
urban usta'ya top dökmesi için ricada bulunan bizans kralı çok centilmence yaklaştı olaya!
era'nın savaş meydanında Giustiniani yi gördüğü anda -hiih! Giustiniani! demesi ve hemen yanında duran yağız delikanlı hasan'ın kıskanç bakışları karşısında başını hafifçe hasan'a çevirip -anlatırım! demesi, ve buna karşılık hasan'ın bir kaç cümle sonunda kusura bakma demesi enterasandı:)
gişe yapıp muhtemelen parayı çıkaracak.
imdb ortalaması an itibarıyla 8.5 diye kimse yanılmasın.
filmin izleyici profili arttıkça gerçek yerini bulacaktır.
mükemmel olmayan ancak kötünün iyisi olan filmdir..yani en azından bir adım atılmış..bu yüzden takdir etmek gerek..birçok insan da ''bu tarz filmlerin devamı gelsin'' diye bilet alıp filme gidiyor..bu filme gitmeyi ''bir vatandaşlık görevi'' olarak görenler dahi var..komik ama öyle..
tabii bu durumda tarihi fimlerin devamı gelecektir doğal olarak..yanlız bu durumda ''tarihte yaşayan subjektif bir zihniyetin meydana gelme'' tehlikesi var toplumda..osmanlı tarihi,fatih ve kanuni'den ibaret değildir..osmanlı'nın ilk 300 senesi zaferler ile son 300 senesi ise hezimetlerle ve rezaletlerle doludur..
azınlıkların ihaneti,her cephede mağlubiyet,ülkenin elden gidişi,ingilizlerin istanbul'u kerhaneye çevirmesi,rusların her 10 senede bir ülkemize saldırıp katliam yapmaları,balkanlarda yaşanan kabus,arap ihaneti,osmanlı'nın kendi valisine bile direnemeyecek hale gelmesi gibi ''osmanlı tarihinin kötü olaylarını'' da beyaz perdeye aktarsınlar ara sıraki,insanlar gerçekleri görsün ve cumhuriyetin değerini anlasın..
doğruya doğru şimdi..osmanlı'yı ''kayıp imparatorluk atlantis'' gibi nakletmek çok ciddi sorunlara yol açar..
ayrıca belirteyim..istanbul 1204 yılında fethedilmiştir haçlı orduları tarafından..hiçbir objektif ve tarafsız tarihçi 1453'ü kabul etmez dünyada..arap tarihçiler bile..bunun nedeni ''türk düşmanlığı'' falan değildir..gerçek böyledir.
haçlı orduları 1204'de istanbul'u fethederek,bizans'ı yıkmışlar ve istanbul'da büyük bir yağmaya girişmişlerdir..bugün dahi 1204'deki yağmadan geriye kalan eserler vatikan'da sergilenmektedir..
peki fatih nereyi fethetmiştir ?
zaten yok hükmünde olan ve sınırları eminönü ile topkapı arasında olan virane bir ülkeyi ele geçirmiştir..
ancak osmanlı tarihinde çok daha büyük tarihi başarılar varken,1453'e odaklanmak saçmalık gibi geliyor insana..fatih sultan mehmet fetişizmini anlamak mümkün değil.
mesela prut zaferi,alınan mağlubiyete rağmen viyana kuşatması,mohaç meydan muharebesi,ankara savaşı,bağdat'ın fethi gibi tarihi hadiseler,1453'den çok daha büyük olaylardır.
maddi ve manevi anlamda çok güzel bir film. iyiki yapılmış dedirtiyor.
zira eleştiri kısmına gelince çok eksik tarihi konular var, bu da insanı düşündürmekten alı koyamıyor.
havan topu tarihte ilk olarak fatih sultan mehmete ait olup proje ve trigonometrik hesapları tamamen kendisine ait olmasına rağmen, filmde bizanslı bir adamın eseri olarak gösterilmesi saçmalıktan başka bir şey değildir.
tabi başka eksik ve yanlış durumlar da var ama biz yine de özetle iyiki yapılmış diyoruz. yapanların eline sağlık diyoruz ve teşşkür ediyoruz.
bazı eleştirmenler ve tarihçiler tarafından tam olarak tarihe bağlı kalmamakla suçlanan film. filmin senaryosu tam olarak tarihe bağlı kalsaydı film değil belgesel olurdu. zaten tarihi filmler ile tarihi belgeseller arasındaki fark da budur.