fenikeliler

entry17 galeri0
    1.
  1. eskiçağ'da suriye ve lübnan'ın akdeniz kıyılarına yerleşen sami ırkından bir topluluktur. nereden geldikleri bilinememektedir. geçinmenin yolunu deniz ticaretinde buldular. mısırlılarla yakın ilişkiler kurarak onlara gemi malzemesi vs. sattılar. fakat bir türlü birlik kuramadılar.
    fenikeliler aslında kendilerine ''kıyı kenanileri'' veya bağlı oldukları şehirlere göre sidonlu, tirli diyorlardı. onlara fenikeliler ismini veren yunanlar oldu.
    2. bin yılın başlarında mısırlıların egemenliğine girdiler.
    3 ...
  2. 2.
  3. belki de ilk çok uluslu şirket tabirinin yakıştırılması gereken topluluk. akdeniz'in her önemli ticaret merkezinde bir postları bulunurdu, buralar güvenliydi ve fenikeliler güvenliğini sağlayabiliyorlardı. bu postlar arasında kurulan ağ ise deniz üzerinden görünmez çizgilere sahipti, o yüzden de kimse tahrip edemiyordu. *
    1 ...
  4. 3.
  5. m.o. 3000 yillarinda suriye ve lubnan kiyilarinda yasamis denizci halktir. Astronomi bilgilerinden yararlanarak tum akdenizi kesfedip ispanya'ya kadar ulastilar ve kartaca sehrini kurdular.
    1 ...
  6. 4.
  7. kökenleri suriye ve lübnan olup, daha sonra italya ya kadar uzanmislardir. su an türkiyede bir cok fenike kökenli insanlar yasadigi arastirmalarla tespit edilmistir.
    0 ...
  8. 5.
  9. alfabeyi bulan, deniz koloniciliği gelişmiş eski çağ uygarlığı.
    1 ...
  10. 6.
  11. 7.
  12. fenikeliler, kendileri için "biz fenikeliyiz" demezmiş. bu ismi onlara yunanlılar takmış. eski yunanca'da fenike, foniks (zümrüdüanka) kuşunun isminden gelirmiş. anlamı, hem "öldükten sonra yeniden doğan", hem de "kızıl" demekmiş. fenike adının bu "kızıl" anlamıyla daha çok ilişkili olduğu, çünkü fenikeliler'in kızıl renkli insanlar olduğu söyleniyor.

    fenikeliler kendilerine ne mi dermiş: "karu halkı" veya "karu kavmi"... romalılara kök söktüren ünlü kartacalılar'ın da fenikeliler'in soyundan geldiğini ekleyelim...

    sonuç olarak, fenikeliler, medeniyet tarihini derinden etkileyen ama hakkında çok az şey bilinen bir topluluktur...
    4 ...
  13. 8.
  14. bir doktrine göre; cennet ve cehennem kavramlarının, enkarnesine önayaklık etmişlerdir.
    okyanus ötelerinde yaptıkları yolculuklardan dönen fenikeliler, okyanusun diğer ucundaki sabahsız gecelerin, ölümsüz bahar ülkelerini, anlata anlata bitiremezlerdi.

    yüzyıllar boyunca kendisine öldükten sonra ne olacağınu düşünen; bu konuda sıyırma noktasına erişen insan, bu tür hikayeler ile cezboluyordu. ölünecekse, güzel bir yerde, ölümden sonra bir başka hayat yaşanmalıydı. ayrıca, ölüleri postalayacak bir yer de bulmuştu insanoğlu. fenikelerdi tüm bunlara sebep. bahar ülkeleri cenneti, karanlık ülkeleri cehennemi simgeliyordu artık. iyiler birinciye, kötüler ikinciye gitmelilierdi o halde..
    3 ...
  15. 9.
  16. zannedildiği gibi sami ırkından değil aksine milletinin zencilerden oluştuğu düşünülen denizci kavimin devletidir.
    0 ...
  17. 10.
  18. M.Ö. 2000'de Doğu Akdeniz sahilinde çok sayıda halk yaşıyordu. Bu bölge günümüzde Lübnan, Suriye ve israil'i kapsamaktadır.Bu dar sahil Asya, Afrika ve daha ileride kalan bölgeler için doğal bir iletişim noktası konumunda bulunuyordu. Sahil şeridinde yaşayanlar, aralarında sedir ağacı (bina yapımında), zeytin, şarap ve giysi gibi bir çok ürünün bulunduğu çeşitli ticari mallar üretiyorlardı. Bu ürünler Mısır, Kıbrıs, Girit ya da Türkiye'nin batısında bulunan Truva gibi bölgelerin halklarına satılıyordu.

    M.Ö. 1500'lerde, bölgede Ugarit ve Biblos şehirlerine ek olarak yeni yerleşim yerleri inşa edilmeye başlandı. Ugarit M.Ö. 4000, Biblos ise M.Ö. 3000'de kurulmuştu. Çevre imparatorlukların gerilemesine paralel olarak, Fenike'nin en bilinen ve süslemeleriyle ünlü olan Tire, Sidon ve Berot şehirleri M.Ö. 1000 civarında altın çağlarını yaşamaya başlamıştı.

    Ticaret Fenike refahının temel unsuru olmaya devam etti. Özellikle altın ve gümüş işlemeleri, güzel cam ürünleri ve işlenmiş fildişi gibi lüks maddelerin üretimi ve ticaretinin bu refahın oluşumundaki payı büyüktü. Fenike boyaları ve özellikle mor dokumaları çok rağbet görüyordu. (Mor kumaşlar o dönemde yüksek bir sosyal statünün göstergesiydi). Nitekim Fenike adı bile Yunanca "mor" kelimesinden türetilmişti.

    Denizci bir güç olan Fenikeliler, M.Ö. 9. Yüzyılın sonlarından başlayarak Kıbrıs'ta ve Kuzey Afrika sahili boyunca koloniler inşa etmeye başladılar. M.Ö. 814 yılında bugünkü Tunus'ta Kartaca'yı kurdular. Fenike, M.Ö. 322 yılına kadar Asur ve Pers imparatorluklarının kontrolü altında büyümeye devam etti. Bu tarihte başkentleri Tire yağmalandı ve Fenike Büyük iskender'in Yunan dünyası ile birleşti. (Bir Nefeste Dünya Tarihi, Emma Marriot, Maya Kitap Yayınları)
    0 ...
  19. 10.
  20. (#2893194) bunu yazan kafa çok ilginç

    Fenikeliler m.ö 3000 yıllarında suriye ve Lübnan kıyılarında yaşamış sami ırkından denizci bir kavimdir astronomi bilgileri muazzam olduğundan tüm akdeniz'i keşfetmiş ve yıllarca ünlü komutan hannibal barca önderliğinde roma'ya kan kusturmuştur*

    Türkler ise m.s 1071 yılında anadolu ya gelmiş hala da burada olan turanid beyaz ırktan bir orta asya kavmidir

    Aralarında kaç yıl var bir kolpa atarken insan biraz tutacak birşey atar.
    1 ...
  21. 11.
  22. Fenikeliler, salgın hastalıklar, kuraklık, savaş kaybetme gibi büyük felaketlerin yaşandığı günlerde “en sevdikleri çocuklarından birini” tanrıları Baal’e kurban verirlerdi.
    2 ...
  23. 12.
  24. doğu Akdeniz uygarlıklarından biri olup şehir devletleri halinde örgütlenmişlerdir. En önemli şehirleri sur, sayda ve biblos'tur. Tarihte ilk defa deniz koloniciliği yapan uygarlıktır. Hatta bu deniz kolonilerine merkezden vali atadığı için fenike kolonileri en ufak fırsatta başkaldırıda bulunmuştur. Bu da kolonilerin uzun ömürlü olmasını engellemiştir. Kartaca (tunus) kolonisiyle roma arasında yapılan savaşlar tarihe "pön savaşları" olarak geçmiştir. Dünya medeniyetine en önemli katkıları alfabeyi bulmaları ve cam işlemeciliği yapmalarıdır. Fenike alfabesi bugünkü Latin alfabesinin temelini oluşturmaktadır. Bu alfabe fenikeliler'den iyonlar'a, iyonlar'dan Yunanlılar ve roma'ya taşınmıştır. Alfabe'ye son halini Romalılar vermiştir ve bu son haliyle Latin alfabesi olarak halen kullanılmaktadır.
    5 ...
  25. 13.
  26. kuzey Afrika'da kartaca denilen koloniyi kurmuş olan antik topluluk.
    2 ...
  27. 14.
  28. davut'un öldürdüğü golyat da işte bu millettendi, israil o zamanlar da uslu durmuyor sürekli antik filistinli olan bu milletle savaşıyordu.

    hatta muhtemelen hz. davut ariel sharon'dan daha fazla filistinli öldürmüştür.

    neyse, işte bu fenikelileri hiçbir yerde barındırmamışlar tarih boyu.

    kuzey israil'den dehlenmiş, lübnan'dan dehlenmiş efendime söyleyeyim son olarak da kuzey afrika'da flavius tarafından tamamen tarihten silinmişler.
    0 ...
  29. 16.
  30. 17.
  31. Fenikeliler halkı ve medeniyeti Batı'da her zaman büyük ilgi uyandırmıştır. Homeros'un denizcilik ve ticari niteliklerini ortaya koymasından ve kendi alfabemizin onlardan türediğinin anlaşılmasından bu yana, Fenikeliler, Doğu'nun eski bir halkına gösterilen ilginin en büyük kısmını, hatta çok daha büyük kültürel ve siyasi üretkenliğe sahip uluslara gösterilen ilgiden daha fazlasını çekmiştir. Bununla birlikte, Fenikelilere duyulan bu ilgi, kültürlerinin ayırt edici özelliklerine, bir medeniyeti hem koşullandıran hem de tanımlayan tarihsel, siyasi, dini, edebi ve sanatsal gerçeklere yeterince dikkat edilmesine hiçbir zaman karşılık gelmemiş gibi görünmektedir. Bu nedenle, Fenikelilerin bir halk olarak birliği, özerkliği ve tutarlılığı analiz edilip kanıtlanmak yerine, varsayılarak kabul edilmiş ve sonuç olarak Fenike medeniyetinin coğrafi alanı ve kapsamı ayrım gözetmeksizin çeşitlendirilmiştir. Örneğin, Ugarit'teki kazılar, bilim insanlarını Fenike uygarlığını çok daha eski bir tarihe atfetmeye ve Ugarit materyalini Fenike olarak sınıflandırmalarının haklı olup olmadığını sorgulamadan temel tutarlılığını değiştirmeye yöneltmiştir. Bunun bir başka örneği de Akdeniz'deki Fenike ve Punik kazılarındaki artıştır. Ana sorun - bu keşiflerin Fenike uygarlığını ne ölçüde yansıttığı veya Kartaca'nın genişlemesinin bir sonucu olup olmadığı - neredeyse hiç ele alınmamıştır. Bu sorunların her ikisinin de çözümünün hiç de basit olmadığını vurgulamaya gerek yok, ancak Ugarit'in tarih öncesi kültürünü ve son Punik evresini Fenike uygarlığı panoramasında yan yana görürsek, Fenike sorununun sadece büyüklüğü nedeniyle yol açtığı yanlış anlamaların boyutunu değerlendirebiliriz. Ancak sorunun en açık yönlerinin yanı sıra, bir uygarlığın sadece bir isimden daha fazlası olabilmesi için onu karakterize eden birlik ve tutarlılık sorunu da vardır. Bu sorun öncelikle Doğu Fenike'de ortaya çıkar; burada bireysel şehir devletlerinin özerkliği hakimdir ve bu şehirler arasındaki bağlantıları çevreden ayırt etmek zordur; ve Batı'da da devam eder; burada ithalat sıklıkla kültürün ayırt edici unsurlarını belirlemeyi imkansız hale getirirken, yabancı unsurların (çoğunlukla Yunan) büyük ölçekli nüfuzu tüm tutarlılığı yok eder. Bu sorunlar bu kitabın temelini oluşturmaktadır, ancak daha ileri gitmeden önce, söz konusu uygarlığa atfettiğim zaman ve mekân sınırlarını belirlememiz gerekir. MÖ 1200 civarı, "deniz halklarının" istilası ve Demir Çağı'nın başlangıcı olan dönemle başlamaya karar verdim. Bu olay şüphesiz ki, antik Yakın Doğu'da Fenike tarihinin ve uygarlığının gerçek başlangıcını işaret eden derin bir ayrılık yaratmıştır. Akdeniz ile Lübnan dağ zinciri arasındaki kara şeridine sıkışmış, güçlü devletlerin (ibraniler ve Aramiler) gelişiyle kuşatılmış kıyı halkları, hem birleşmiş hem de Akdeniz'e doğru yönelmek zorunda kalmışlardı ve bu denizcilik girişimi onların karakteristik özelliklerinden biri olacaktı. Coğrafi olarak, Fenike bölgesini Şukşu (Tell Suqas) ile Akka arasında konumlandırdım ve bu bölgenin ötesine geçici genişlemeyi de hesaba kattım. Kolonizasyona gelince, bu, Fenike uygarlığının hem zamansal hem de ikincil gelişmelerinde incelenmesi gereken, tartışmasız içsel bir olgusudur. Fenike uygarlığının fiilen ne zaman sona erdiğini ve Punik uygarlığının ne zaman başladığını belirlemek zordur ve birçok durumda bu sorun önemsizdir, çünkü biri diğerinin devamı ve gelişmesidir. Bununla birlikte, tarihsel ve kültürel olgulardaki kalıtsal özellikleri yeniliklerden ayırmaya çalıştım. Fenike uygarlığının sonu, Fenike şehirlerinin kültürel bağımsızlığını kademeli olarak ancak tamamen ortadan kaldıran Helenizmin ortaya çıkışıyla yaklaşık olarak ilişkilendirilebilir. Batıda koloniler çok daha uzun süre hayatta kalamadı; Helenizm tarafından başlatılan kriz, Roma'nın fetihleriyle doruğa ulaştı.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük