turkiyede feministlerin bile yanlis anladigi kavramdir. kadin erkek esitligini baz alir. feminizm uzerinden ideolojilere ve dinlere cemkirmek oldukca kolaydir. zira turkiyedeki feministlerin bir cogunlugunun "basortusu" nu cidddi bir tehtit olarak gormesi su goturmez bir amactan cikmisliktir. artik onlenemez bi hal alan bu turkiye feminizmi kolay argumanlarla curutulebilecek zayifliktadir. lakin avrupada gordugumuz uzre feministler ciddi anlamda "basortusu" hatta "burqa" yanlisidir. kapali kadinlarin yasadiklari zorluklari ve acilari baz alan ciddi platformlarda yer aldiklarina sahsim adina sahit oldum.
kadınlar bütün bu yüz yıllar boyunca erkeklere, onları gerçekte olduklarının iki misli büyüklükte gösterme gücüne sahip aynalar olarak hizmet ettiler.
" Feminizm kötü bir kelime değildir. Erkeklerden nefret ediyorsun anlamına gelmez. Güzel bacakları ve teni olan kadınlardan nefret ediyorsun anlamına gelmez. Orospu ya da lezbiyen olduğun anlamına da gelmez. Eşitliğe inanıyorsun anlamına gelir.
kadini ozgurlestirdigi kadar erkegi de ozgurlestirecek olan ideolojidir.
erkegin eve ekmek getiren, savasan, aglamayan, yikilmayan, uzulmeyen kalibini yikip sosyal anlamda erkegin sirtindaki yuku azaltacaktir. bir annenin calismayip sadece ev isleriyle ve cocuklariyla ilgilenmeyi tercih etmesi ne kadar normalse ayni sekilde bir babanin da sadece ev isleriyle, cocuklariyla ilgilenmesi o kadar normaldir ama ne yazik ki gunumuz toplumu bir erkegin boyle bir hayat secmesine en ufak bir sans bile tanimaz. yetiskin bir erkege evin butun gecimini saglamasi sorumlulugu otomatik olarak toplum tarafindan yuklenir ve bu cogu zaman erkek icin gereginden fazla bir sorumluluktur. hele ki bu sorumluluk esit bir sekilde, esit sartlardaki esiyle veya partneriyle birlikte paylasilabilecekken.
bunlarin hepsinden ote, cok daha basit bir sekilde aciklamak gerekirse aglayamayan bir erkek cinsiyeti yaratir ataerkil toplum; halbuki aglamanin nesi yanlistir ki? bir erkegin aglamasiyla bir kadinin aglamasi arasinda nasil bir fark vardir ki? daha da otesi neden olsundur ki? feminizm de, olmasi gerektigi gibi bu gereksiz olguyu yikar. en azindan yikmaya calisir.
erkeklerin de kadinlar gibi rahatca duygularini ifade edebildikleri bir dunya olsaydi daha guzel olmaz miydi? bence olurdu.
"Feminizm sözcüğü ilk kez Fransada 1837
yılında kullanılmıştır. 1890lı yıllarda o zamana
kadar kullanılagelen kadıncılık (womanism)
teriminin yerini alarak ingilizceye geçmiştir.
(Kayhan 1999:9) Feminizm terimini ilk kez Kadın
Hakları akımını betimlemek için kullanan kişi ise
1872de Fransız yazar Alexandre Dumas (oğul)
olmuştur. (Arat 1991:21) Feminizm kadın
hareketlerinin gelişimine ve ilgi alanlarının yüz
yıllar içinde değişimine paralel farklı anlamlar
kazanmıştır. Michelin Robert Sözlüğünden
alıntıladığına göre sözcük kadınların toplum
içindeki rolünü ve haklarını genişletmeyi öngören
bir doktrin olarak tanımlanmaktadır. (1995:6)
Benzer bir tanımı başka bir yazar da vermektedir:
Feminizm, cinslerin (kadın ve erkeğin) eşitliği
kuramına dayanan ve kadınlara eşit haklar isteyen
bir akımdır. (Arat 1991:12) Watkinse göre de
feminizm kadınların birer insan olarak tüm
haklarını talep etmesi! dir. (1996:5)
Sözcüğün yeni anlamlar içeren farklı
tanımlarını ise şöyle sıralayabiliriz:
Feminizm, erkeklere kamusal alanın iş,
spor, savaş, hükümet- sorumluluğunu verirken,
kadınları ev içinde ücretsiz çalışmaya, yani
köleliğe mahkum eden, aile hayatının bütün
yükünü onların sırtına bindiren toplumsal
işbölümünün sorgulanmasıdır. , Bir grup olarak
erkeklerle diğer bir grup olarak kadınlar
arasındaki ilişkilerin sorgulanmasıdır. ,
Kadınları aşağı, bağımlı, ikincil konumda tutan
bütün iktidar yapılarına, yasalara, geleneklere baş
kaldırılmasıdır. , Haklarını kazanmak için hep
birlikte mücadele veren kadınlardır. (Watkins
1996:5)"
benim anladığım feminizm; kadına kadın gibi muamele yapılması değildir*. Aksine, kadına insan muamelesi yapılmalıdır. demem o ki, feminizm insanın cinsiyetinden bağımsız değerlendirilmesini savunur. ha erkek ha kadın.
ince bir çizgi var arada. ayrıntıya girip şu güzel perşembe akşamı kimseyi yormayayım. sonuçta her şey kısmet işi. sübhaneke.
yanlış anlayanı çok olan düşüncedir. kadınların erkeklerden daha üstün olduğu, erkekler olmadanda yaşanabileceği, kadınların çok ezildiği düşünce gibi yorumlayanlar vardır ancak aslen erkeklerin kadınlardan daha üstün olmadığı, her iki cinsiyetinde eşit olduğu, erkeklerin yapabileceği çoğu mesleği kadınlarında yapabileceğini savunan düşüncedir.
kısaca özetlemek gerekirse, "elinin hamuruyla bulaşma şu işe" ye karşı "senin yapabildiğini bende yapabilirim" düşüncesidir.
feminizm kadinlarin erkeklerden nefret etmesi onlari ezmesi anlamına gelmez, feminizm kadin-erkek eşitliği ve bunun en iyi şekilde surdurulmesidir. bir feminist bir erkeği dini yönlerden kesip bicmeyi, gommeyi, öldürmeyi amaclamaz(!) bir feminist kadim sünnetine karsi bir aktivist olmalidir. eyyorlamam bu kadar.
sadece erkekler tarafından değil bir takım kadınlar tarafından da yanlış anlaşılan, toplumda kadını erkek üstün bir varlık olarak değil de erkeklerle aynı haklara sahip eşit statüde bulunması gerektiğini savunan fikir akımıdır.
mottosu kesinlikle ' erkeklere ölüm ' değildir. feministler erkek düşmanı hiç değildir. aşık olabilir, aşkından ölebilirler. sadece iyice bencilleşen ve güç savaşlarının yaşandığı bu dünyada insanda olması gereken erdemle hareket edip kadının toplumdaki haklı yerini koruma çabasındadırlar.