"Feminizm sözcüğü ilk kez Fransada 1837
yılında kullanılmıştır. 1890lı yıllarda o zamana
kadar kullanılagelen kadıncılık (womanism)
teriminin yerini alarak ingilizceye geçmiştir.
(Kayhan 1999:9) Feminizm terimini ilk kez Kadın
Hakları akımını betimlemek için kullanan kişi ise
1872de Fransız yazar Alexandre Dumas (oğul)
olmuştur. (Arat 1991:21) Feminizm kadın
hareketlerinin gelişimine ve ilgi alanlarının yüz
yıllar içinde değişimine paralel farklı anlamlar
kazanmıştır. Michelin Robert Sözlüğünden
alıntıladığına göre sözcük kadınların toplum
içindeki rolünü ve haklarını genişletmeyi öngören
bir doktrin olarak tanımlanmaktadır. (1995:6)
Benzer bir tanımı başka bir yazar da vermektedir:
Feminizm, cinslerin (kadın ve erkeğin) eşitliği
kuramına dayanan ve kadınlara eşit haklar isteyen
bir akımdır. (Arat 1991:12) Watkinse göre de
feminizm kadınların birer insan olarak tüm
haklarını talep etmesi! dir. (1996:5)
Sözcüğün yeni anlamlar içeren farklı
tanımlarını ise şöyle sıralayabiliriz:
Feminizm, erkeklere kamusal alanın iş,
spor, savaş, hükümet- sorumluluğunu verirken,
kadınları ev içinde ücretsiz çalışmaya, yani
köleliğe mahkum eden, aile hayatının bütün
yükünü onların sırtına bindiren toplumsal
işbölümünün sorgulanmasıdır. , Bir grup olarak
erkeklerle diğer bir grup olarak kadınlar
arasındaki ilişkilerin sorgulanmasıdır. ,
Kadınları aşağı, bağımlı, ikincil konumda tutan
bütün iktidar yapılarına, yasalara, geleneklere baş
kaldırılmasıdır. , Haklarını kazanmak için hep
birlikte mücadele veren kadınlardır. (Watkins
1996:5)"