işte hayatta keje gibi 35 sene bekleyenler de olabiliyor, emel gibi orospular da. Bir kadın için dostunu harcayanlar da oluyor, bir hayat için ömürlük sevdasından vazgeçebilenler de. Bu film, hayatın ta kendisi. işte bu yüzden baş yapıt.
Ha bu arada, koltuğa uzanmama engel olan zillinin keyfini bozamadım. Bende de bir baranlık var.
eşkiya kendi akranı filmlerin arasından bariz bir biçimde sıyrılıyor ya masumiyet ile beraber o çağın elmaslari bu ikisi en hoş kısmı da tabi sana çocuğa kefilim demiştim sahnesi oradaki kel adam eşkıyanın bi dünya adamı gözünü kırpmadan vuruşunu idrak ettikten sonra hissettiği korkuyu süper yansıtmış aynı şekilde eşkiya da hiç lafı uzatmadan civcivli misallere dalmadan adamın canini alıyor tam eski adam işi.
senaryodaki kötü adam mahmut şahoğlu için mahmut sen haksızsın ibne sözünün kullanılabileceği film. bence filmin dodo kemal sahnesinde kurgu hatası var. baran aşağı yukarı şöyle konuşuyor: "dodo kemal her gün gazeteleri karıştırırdı; af haberi arardı." e amca bir gün olsun dodo kemal'in karıştırdığı gazetelere bakmadın mı? baksan büyük ihtimalle berfo yani mahmut şahoğlu'nun fotoğrafını göreceksin. otuz yıl yatmışsın. otuz yıl boyunca hiçbir gazete, mahmut şahoğlu'nun fotoğrafını yayınlamadı mı? yayınladılarsa sen mi tanıyamadın? adamı oteldeki televizyonda görür görmez tanımıştın.