ne acılar, ne şehvetler ne geçmişin yönettiği hayatlar geldi geçti. tutku, ihtiras pınarı. dolambaçlı yollardan geçmiş hayatlar. akıbetini kestiremeyenlerin dizisi.
''aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer aşka ne diye hayret ediyorsun'' dizisi.
bir dizi düşünün; bir karakter var. soğukkanlı, gaddar ve birazda psikopat bir tetikçi. yaptıkları yüzünden sövüp sayıyorsunuz. ama aylar geçiyor bir bölümde sizinde ona yüreğiniz cız ediyor. çocukluğunda yaşadığı travmalara tanıklık ediyorsunuz. bir dolabın içine girerek yaşam mücadelesi veren bir çocukla karşı karşıya kalıyorsunuz. o soğukkanlı, gaddar adama merhamet ediyorsunuz. işte böyle bir dizi.
parası, arabaları, yatları, katları olan bir adam düşünün mesela. her şey güllük gülistanlık. ama seveni yok. karısını, çocuğunu kaybetmiş. bir ağacın altında başkalarının mutluluğunu görüp dünyası yıkılıyor. acıyorsunuz. gel gelelim şerefsizin önde gideni, majörü. böyle bir dizi işte.
final bölümünde, herkesin olaylar ile ilgili "kesin ters köşe bu bak kesin!", "ezel kesin plan yapmıştır" veya "ezel'in bir bildiği vardır" gibi söylemlerle izleyeceği dizidir. belki de ters köşe yapmayarak ters köşe yapacak. o yüzden beklentileri çok da yüksek tutmayıp keyif almaya bakmak lazım.* herkesin istediği tadında bitmesi zaten.
gerçi nasıl biterse bitsin, çoktan en iyi dizi oldu bir kere...
herkes gib bende yazıcam. ben the answer herkes bilir benim bu diziye ne kadar bağlandığımı. 2 yıldır adeta hayatıma renk geldi diyebilirim. pazartesi akşamlarını iple çeker oldum. eskiden pazartesilerini hiç sevmezdim okul var diye. şimdi okula akşam ezel'i izleyeceğim diye gidiyorum. daha doğrusu gidiyordum. artık ne yapacağım bilmiyorum.
bir daha böyle dizi gelmez. ama ben aynı oyuncularla bir dizi daha istiyorum. ingiliz kemal geliyormuş. onda da aynı oyuncular olsaydı ezel gibi olmasada çok şahane olabilirdi. aynı çekim teknikleri ve aynı hava, benzer müzikler...
neyse vedalaşmayı sevmem ki zira ben bu diziyle vedalaşmayacağım. ara ara çok beğendiğim sahnelerini hep izleyeceğim. ve müziklerini tabikide.
gelelim son bölüme. off bunu yazarken bile tüylerim diken diken oluyor. son bölümün adı son oyun. mutlu son olacak mı derseniz? kalbim olması yönünde ama fragmanda o tren sahnesinde falan bu kadar açık olamaz herşey. kavuşamayacaklar gibi.
senaristlere, oyunculara, set ekibine, toygar ışıklı'ya teşekkürlerimi sunuyorum. ayrıca atv'ye böyle bir diziyi 22.15 e attığı için teşekkür etmiyorum.
2 yıldır pazartesi günlerine anlam katan dizi. efsane bir 1. sezondan sonra, 2. sezon işlerin ve intikamın boyutu değiştiği için tempo biraz düşmüş göründü fakat her şey muhteşem bir senaryo dahilinde ilerledi.
ayrıca senarist kerem deren beyin kanaması geçirmesinden dolayı, 2. sezon bazı sıkıntıların olmuş olabileceğini söyledi.
yine de usta oyuncularıyla, senaryosuyla, müzikleriyle harika bir işti ve tadında bırakılıyor efsane. bugün son oyunu izleyip bitireceğiz. hadi bakalım. *
final bölümü için özellikle herşeyi fragmanında vermiş gibi yapmış senaristleri var bu dizinin. ama ben inanmıyorum arkadaş. bu kadar açık olamaz. bu işin içinde bir bit yeniği var. tahminimi söylüyorum. son bölümün ismi son oyun. ama ezel şehri terketmek için trene biniyor. yani bu oyun ezel'in yaptığı bir oyun olmayacak. ben cengiz ile eyşan'dan yine şüpheleniyorum sanki. bu dizi mutlu bitemez. demedi demeyin.