adı üstünde teoridir. zaman makineniz yoksa bir milyon yıl geri gidip insan olup olmadığını varsa genetik olarak ne kadar benzerlik gösterdiğini ifade edemiyorsanız bir kenara atamazsınız. şu anda canlılığın nasıl çeşitlendiği sorusunun en bilimsel cevabıdır. yanlış olabilir ama bunu kanıtlayamıyorsanız doğru olma ihtimalini de düşünmenizde fayda var. bir de evrim teorisyenleriyle inananlar arasında hep bir çekişme vardır. peki hiç düşündünüz mü yaradan evrimi insan oluşturmak için bir araç olarak kullandıysa doğada bu kadar fizik kuralı varken insanı doğaüstü bir şekilde indirme gereği duymamışsa evrimi kullandıysa...
galatasaray taraftarını gördükçe inanmaya başladığım hede.
daha geçen sene küme düşmeme mücadelesi verip avrupa sıralamasında 200 küsürlerde sürünen takımlarını kafaları önde izlerken, haftada bir maç yapıp yorgun beşiktaşın, bitik fenerin önünde lider olmalarını ve takımlarını öve öve bitiremiyorlar.
hangi ara evrildiniz de bu hale geldiniz? bunları gördükçe evrime inanasım geliyor aga.
bilimin kabullenebileceği en mantıklı teoridir. zira bilim allahı kabul edemez. kabul ederse bilim olmaz. çünkü yoktan varolma bilimin temelleri içerisinde asla yer alamaz. ayrı olaraktan gerçekliği allahı inkar, gerçek olmaması da allahı ispat etmez. allahın varlığından başka bir çıkar yol bulamayan bilim fiziktir. tüm evren fiziksel kurallar ile yürütülür. bunca fiziksel kanunun bir patlama neticesinde rastgelelikle oluştuğunu kabul etmeye çalışmak allahı ispatlayan en büyük delildir.
birçok kişi tarafından yanlış anlaşılmış teoridir.
mesela sporcu birisi düşünün: bir halterci. uzun çalışmalar sonucu kaslanan bu kişinin çocuğu da bunu yapsın. (çalışarak) yüz nesil de devam etse bu yüz birinci nesil çalışmazsa yine güçsüz olacaktır. fakat yüz nesil boyunca(her nesilde iki çocuk olduğunu düşünürsek) güçlü olan çocuk yaşatılıp diğeri öldürülürse 101. neslin çocukları artık daha güçlü olur.
zorlama bir teoridir.
hakkındaki tek gerçek, bilimsel olarak çeşitliliğe açıklama getirebilecek bir alternatifinin olmayışı. ayakta durmasının sebebi de tam olarak ve sadece budur.
"allah ol dedi, oldu" demek ya da evrim. bu ikisi arasında bilimin tercihi ne olabilir ki?
kendisine ters çıkan nice bilim adamını maymun etmeye yetmiş teoridir, götünün üzerinden entry girerek aksini ispat ederim diyenleri düşünemiyorum. maşallah, inşallah.
alakaya maydonoz derler ya hani. işte ondan. din ile alakası ne bu konunun? sen allah'ın her şeyi yapabilecek olduğuna inanmıyor musun? inanıyorsun. evrim yoluyla bütün canlıları yaratmış olamaz mı? gayet olabilir. sonuçta her canlı aşama aşama çıkmış ortaya. sen dinozorları biliyor musun? hiç gördün mü? senin ataların gördü mü? her canlı zamanını yaşammış, başka canlılar ortaya çıkmış. bu pek tabii, evrim yoluyla olabilir. evrim var demek tanrı yok manasına gelmez.
ama senin evrimden, evrim teorisinden anladığın tek şey maymun olduğu için sana bir şey anlatamayız güzel kardeşim.
bana insanların neden bu kadar zor doğum yaptığını açıklasana sana zahmet. neden sakatlıklar çoğalıyor, neden anne ve bebeğin sakatlanma riski oluyor? neden ölümler oluyor? el kadar bebek yahu, doğarken ölüyor, düşünün. yazık değil mi?
bak ben sana anlatayım. insan yavruları neden yardıma tamamiyle muhtaç doğar? dalga geçtiğimiz lepistes yavrusu bile anne vücüdundan çıkar çıkmaz kaçabileceği kadar en uzağa kaçar, saklanır, saklandığı yerden kolay kolay çıkmaz, gelecek düşmanlara karşı sürekli aktif haldedir. kendi kendine beslenir.
ama insan yavruları öyle mi? kim iyi kim kötü bilmez. beslenmesi, temizliği hep birine bağlıdır belli bir zamana kadar.
onbinlerce yıllık bir zamanda, tüketilebilir protein kaynaklarının artması ve ateşin icadı ile bunların tüketilme süresinin kısalması ile birlikte insanların beyinsel gelişimi yani kafa büyüklüğü de arttı. anneler doğururken çok büyük sıkıntılar yaşamaya başladılar. iki ayak üstünde yürüyebilmenin getirdigi denge problemleri olmuş ve bundan dolayı kalça genişliği de daralmak zorunda kalmıştı zaten. bir süre sonra, sadece henüz zihinsel/fiziksel gelişimini tamamlamadan evvel doğurabilenler (erken doğum yapanlar) doğal seçilim yoluyla hayatta kalabilmeye başladı. sonuç? homo sapiens yavruları ilk aylarında aşırı derecede bakıma muhtaçtır. ayrıca 4 ayaklı kuzenlerimize kıyasla, doğuştan itibaren homo sapiens yavrularının avuçlarında güçlü bir yakalama refleksi olmadığından, annenin sürekli taşımasına ihtiyaç duyarlar. diger primatlarda anne rutin hayatına devam edip cocuk kollarıyla ona asılabilirken, insan yavruları sürekli bakıma ve taşınmaya muhtaçtır.
çürütülmesi zor bir teoridir. çünkü akla mantığa uyar, bilim tarafından desteklenir. öyle çıkıp "ya tamam amına koyim maymundan geldik de, niye şimdiki maymunlar insan olmuyor lan? ehehehe" demeyle çürütülmez bu teori gülüm.
gerçeğin ta kendisidir
çürütülememiştir ve değişime karşı gösterilen direnç neticesinde kabullenilmekte zorluk yaşanmaktadır.
herhangi bi eksiği yoktur,
handikap barındırmamaktadır.
evrim vardır ve bilim ile uğraşan her insan bunu bilir. yalnız şu şakirtlerin, evrim teorisinden anladıkları hiçbir şeyin bu teoride olmadığını ne zaman anlar bu cehalet sürüsü o bilinmez.
evrime inanmak tanriya inanmamak anlamına gelmez, tanrıya inanmak anlamına da gelmez. evrim bütün canlıların kökünün atasının aynı soydan geldigi hakkında bir fikirdir. lakin o ilk canlı, daha öncesi big-bang ve daha öncesi keşfedilememiştir. bilim adamlarının bu konularda arastırmaları hala devam etmektedir.
bütün avrupa hem evrime hem tanrıya inanmakta tabi kuzey bölgeleri sadece evrime inaniyor yani evrime inaninca tanriya inanmamak gibi bi durum söz konusu değil, şu olabilir tabi hem evrime inanip hem bir din mensubu olmak biraz tuhaf olabilir yinede kişinin kendi tercihidir.
birazcık belgesel izleyenlerin rahatlıkla anlayabileceği bir teoridir. ayak ayak üstüne atan, sevişen, el ele tutuşan, 31 çeken, bulaşık yıkayan, ilaç yapan bir canlı daha var.
evrim teorisi'ne bilim dünyasından da eleştirel yaklaşan vardır. her eleştiren liseli, bu teoriyi her kabul edende şaşmaz bilim insanı olmuyor maalesef.
evrim teorisinden başka bir çıkış yoktur bilim dünyası için ve mecburen bu teori vardır, varolacaktır.. ne yani herşey yaratıldı diyecek değilya bilim, zaten alanı değil bu..
evrim teorisini din karşıtları dine karşı kullanmak isteyerek ahlaksızlık ediyorlar, yoksa değil bu teori maddeye dair ne varsa en sonuna kadar açıklasan madde ötesiyle ilgili allah inancı elbette zarar görmez.
hakkinda kor dovusu yapan fanatiklerin yanlislarindan yola cikarak hakkindaki temelleri madde madde ifade etmek istedigim teori.
1. bilimsel bir teoridir ve savunulacaksa da karsi cikilacaksa da bu isin bilimsel argumanlar kullanilarak yapilmasi ve dini veya siyasi gorusten, dindarlik veya din karsitligindan, begeni veya nefretten azade bir sekilde tartisilmasi icap eder.
2. teori olmasi onu "sadece teori canim, kanun degil ki" gibi bir argumanla "cok da makbul bir sey degil yani" mesabesine indirmeyi makul ve mumkun kilmaz, zira olasilik teorisi de bir teoridir, fakat bilim dunyasi onu haril haril kullanmakta, varligini yoklugunu degil ne sekilde var oldugunu, yeni acilimlarinin ve uygulamalarinin nasil olabilecegini ve saire tartismaktadir. teoriyle kanun arasindaki sogan zari pek kivrak hamleler yapmaya musait olmayacak kadar incedir.
3. biyoloji biliminin itibar edilen bir bilimsel teorisi olarak insanin biyolojik gecmisini butun dini veya din karsiti goruslerden uzak bir sekilde akli ve bilimsel yontem izleyerek inceler. din karsitlari bu teoriyi dini curutme amacli kullanabilirler, dindarlar da bu teoriyi allah'in varligini ispatlama amaciyla kullanabilirler (zira kuran'da tekamul vardir, bizim bu konuda ibn miskeveyh'ten tutun ibn haldun'a kadar soyledigimiz bir yigin laf vardir. cahiz erkenden neler soyluyor, bilmiyoruz, kor dovusu yapiyoruz... bakara-65'le mutasyon bagini sorgulamayiz dahi. gururlandigimiz, caka sattigimiz biruni'nin evrimi/tekamulu gayet islam dahilinde bir teori olarak gorup benimseyip uretmesine ne demeli?) fakat dindarlarla din karsitlarinin kavgasi felsefelerin savasi olmali, teoriyi aklama veya curutme girisimi olmamalidir, zira olamaz. elmayla armut toplanmaz, dinle bilimin araclari ve mantigi farklidir. bir bilimsel teoriye ne kadar dini itiraz veya din karsiti dayanak getirilirse getirilsin, alan farkli oldugundan o bilimsel teori bundan etkilenmez bile, dikkate bile almaz. sen istedigin kadar "olasilik yoktur, allah her seyi belirlemistir, her sey belirlidir" de, ben para attigimda tura gelme ihtimalinin 1/2 oldugu bilimsel gerceginden sasmayacagim. dini itirazlar bu bilimsel teoriyi din karsiti fikirler uretmek icin aracsallastiran felsefelere karsi uretilebilir ancak. aslinda bu bilim-din mevzusuyla ilgili bakara-189'un tefsirine dayali, esasli bir metin de yazacagim, soz!
4. evrim teorisine dini ve felsefi gerekcelerle karsi cikanlar maalesef o kadar zayif argumanlar kullaniyorlar ki insan uzuluyor. her seyden once mehmet aydın hocanin "din felsefesi" eserini hatmetmis olmak gerek, olayi adam gibi anlayabilmek ve guclu argumanlar uretebilmek icin. sonrasinda konu uzerinde yazilmis cizilmis iyi kotu bir turkce kulliyatimiz var, mutlaka okunmali. bu birikim edinilmedigi takdirde usulden, metottan ve ciddiyetten uzaklasiliyor.
5. kainattaki cesitli varliklardaki uyum, olcu, ahenk, mutluluk ve goze hos gelen guzelliklere bakip "bunlar rastgele olmus olamaz" seklinde bir arguman ureten zihin, eger tutarliysa kainattaki catismalara, felaketlere, vahsete, kotuluge, kana ve gozyasina bakip "bunlari bir tanri yaratmis olamaz" argumanini da uretmelidir.
6. "ben dedemin maymun oldugunu kabul edemem, isteyen etsin" diyen duygusal liseli, canimsin.
insanlar arıların maymunlardan daha akıllı olduklarını düşündükçe, sosyal böceklerin organizasyonunu, yuva mimarilerini zeka işareti zannettikçe evrim teorisini, kanıtları, zayıf yönlerini ve dünya hakkında sunduğu onca ilginç ve harika gerçeği anlatmaya çalışmanın bir anlamı yok.
Anlatabilmek için zihni dogmalarla köreltmemiş zihinlere ihtiyaç duyulan teori.