biyolog değilim, olmadım, zira eşit ağırlıkçıydım lisede, üniversiteyi de işletme olarak okudum; o yüzden biyolojiyi yüzeysel biliyorum, olduğu kadar ya da olmadığı kadar, her ne kadarsa artık.
ama bildiğim şeyler var ya da emin olduğum şeyler, ya da yeryüzünde hiçbir ideolojinin, fikirin, bilim adamının bana inandıramayacağı kadar emin olduğum şeyler. aynanın karşısında bir nesne görüyorsam ve "evet aynanın karşısında bir nesne" var diyebilecek kadar emin olduğum şeyler.
ne mi o?
yeryüzü, gökyüzü, güneş sistemi, gezegenler, bitki örtüsü, insan, canlılar, cansızlar...
özetle tüm bu sistem, tıkır tıkır işleyen müthiş bir sistem... heh işte, kendiliğinden ve/veya tesadüfen oluşamayacak kadar muazzamdır.
sağda solda evrimi çürütme iddiasıyla harun yahya'nın gruplarınca açılan fosil sergilerine karşı, bilim insanları harekete geçerek bir fosil sergisi gezme kılavuzu hazırlamış. sözlükteki evrim meraklıları ve fosil sergilerine meraklı yazarlar şu linke tıklayarak bundan sonra gezilerinde daha "uyanık" olabilirler: http://evrimsempozyumu.or...gi_k%c4%b1lavuzu_mini.pdf
karşıtlarını -maymuna bağlıyorlar ağbi. diyerek pasivize etme çabası dışında başka herhangi bir bilimsel izahata gerek duymayan destekçilere sahip teoridir.
dikkat ediyorum birkaç elle tutulur kelam dışında yapabildikleri tek şey karşısındaki grubun üslubunu eleştirmek.
--spoiler--
doğa insanları türetti; onları kendine taptırdı da. ancak, insanların dünyada yaşayabilmeleri için, onların doğa-ya egemenliğini de şart kıldı. doğaya egemen olmasını bilemeyen yaratıklar, varlıklarını koruyamamışlardır. doğa onları, kendi unsurları içinde ezmekten, boğmaktan, yok etmekten ve ettirmekten çekinmemiştir.
(mustafa kemal atatürk, 1935, atatürk'ün s. d. i1, s. 279)
--spoiler--
Herkesin sandığı gibi bir taş atma olayı olmayıp, bilimsel sonuçların hep ona yönlenmesi sonucunda oluşmuştur. Türk insanının maymun meselesinde takılı kalmasına nazaran daha çok, ortak ataya kadar olan kısım biyolojinin temelini oluşturmaktadır. Evet kanıtlanamamıştır lakin çeşitli deneylerle desteklenmiştir (bkz: miller deneyi). Olayı Darwinde tıkalı bırakanlar ayrı bir dünyadır, modern biyoloji zaten Darwin'in haksız olduğu konuları bilmektedir o yüzden doğru olduğu noktalarla ilgilenmektedir.
inançları dolayısıyla önyargılı davranan arkadaşlar , hetetrof hipotezi yerine yaratılış hipotezini baz alarak evrime objektif bakabilirler. Gelgelelimki bizim milletimiz objektif bakmayı beceremiyor inanmıyorsa çürütmeye inanıyorsa desteklemeye çalışıyor, yapmayalım hadi kıralım şu zincirleri be ya.
paleontologlar yıllardır hiç ara form bulamadılar.
evrim teorisi gerçek olsaydı, sayısız milyon tane, milyar tane, insan aklının alamayacağı kadar çok ara form fosili bulunması gerekirdi.
eh be evrimciler, hani 1 tane ara form fosili?
paleontolojinin canı çıktı bulacam diye, sayısız katman var, bu katmanlarda 1 tane bile ara form fosili çıkmadı. yok yok yok. oysa ki belki trilyonlarca çeşit ara form fosili olması gerekmez miydi?
40-50 milyon yıllık kurt-aslan, 200 milyon yıllık balık fosillerinde tek bir değişiklik yok günümüze göre.
yıl 2013 olacak, hala evrim teorisine inananlar var.
bir tek arceopterix'e tutunmuş gidiyorsunuz. onu ara form olarak görüyorsunuz.
national geographic'i izleyip kendinizi tatmin ediyorsunuz.
sayısız jeolojik katman var, hani nerde bu milyarlarca olması gereken ara form fosilleri.
kabul edin artık, bu teori çöktü.
teorinin sahibi darwin'in bile defalarca şüpheye düştüğü bu teorinin çöktüğünü artık kabullenin.
bilim bile kabullendi, teorisyenler kabullenemedi. *
müslümanların evrim yanlış hihoo diyerek olmadığını ispatladıklarını sandıkları teori.
Aslında zannımca bunca evrim karşıtı müslümanın asıl yanıtlaması gereken soru şudur:
Velev ki evrimin yanlış ve hatta yalan olduğunu kabul edelim. O halde doğru olan ne, sen neye inanıyorsun?
Aslında evrimin yanlış olduğunu söyleyen kimseler bu teori yerine gerçekte ne olduğu üstüne kafa patlatmamayı tercih ediyorlar. hadi madem yok, madem yanlış, yerine ne vardı hiç düşünülmüyor (burada evrimle islam arasındaki çelişkiden bahsetmiyorum, o konu başka, derdim evrime karşı yaratılış fikrini savunanların bu fikir ışığında bir dünya modellemesi yapmıyor olmaları)..
Ne demek mi istiyorum? Şunu demek istiyorum:
bugün evrime karşı çıkan bir müslüman dünyanın yaşının dört buçuk milyar yıl olduğunu kabul ediyor, canlı hayatın milyarlarca yıl geçmişi olduğunu kabul ediyor ama evrim yerine yaratılışı savunuyor.. ama bu ikisini yanyana koyduğunda aslında gülünecek duruma düşüyor. neden mi?
Şöyle:
eğer müslümanların inandığı gibi evrim yoksa, eğer hiç bir canlı türü başka bir türden evrilerek meydana gelmiyorsa o zaman bugün dünyadaki bütün canlı türleri ve fosillerini bulduğumuz nesli tükenmiş bütün canlı türleri şu dünyada ilk canlı hayatı başladığında hazır ve nazırlardı. değil mi ki bu canlı türleri sonradan oluşmadılar, başka bir şey savunmak mümkün değil.
o zaman evrime karşı çıkan müslüman, milyonlarca yıl önce dünyada ineklerin, kedilerin, kuzuların ve hatta insanların dinozorlarla beraber dünya üstünde yaşadığını savunuyor demektir.
dünya üstündeki canlı türlerinin yüzde doksan dokuzundan fazlasının neslinin tükenmiş olduğu bilgisinden hareketle, şu an dünyada bulunan milyonlarca tür canlı, onların yüz katından daha fazla sayıda diğer türlerde canlı, ve her türden milyonlarca canlı derken dünyada ilk canlı hayat başladığında (allah yaratıp onları dünyaya yerleştirdiğinde) kaç katrilyon canlı türü elde ederiz ben bilmiyorum.. ama bildiğim şey böyle bir dünyanın bugün istanbul'da iş çıkış saatindeki belediye otobüsü gibi bir yer olacağı. bütün hayvanlar sıkış tıkış, hareket bile edemeyecek kadar omuz omuza yaşıyorlardı demek ki.. ya da bremen mızıkacıları gibi altta t-rex, üstünde mamut, onun üstünde inek vs. şeklinde apartman gibi yaşıyorlardı.. başka çözüm var mı?
ya da madem bugünkü canlılar sonradan oluşmadılar, o zaman velociraptorların ormanda inek, kuzu vs kovaladığı bir tarihe inanıyor demek ki müslümanlar. inekler velociraptorlardan kaçıp bugüne kadar nasıl kalabildiler acaba? var mı bunun cevabı?
ya da milyonlarca yıllık dinozor fosilleri buluyorken neden yine milyonlarca yıllık inek fosili bulmuyoruz hiç?
allah belki de bunları sırayla yaratıp dünyaya koymuştur desek o tanıdık soruya geri dönüyoruz. demek ki allahın bütün antropologlara, bilimadamlarına ve bilimi kendilerine şiar edinen insanlara gıcığı var. hep bir öncekinden evrilerek var olmuş olması muhtemel canlıları dünyaya sırayla koyuyor, bunların fosillerini gözümüze sokuyor ama evrime inanmamamızı istiyor.
Niye?
"imtihan" mı bu sorunun cevabı? allahı iyice psikopat yaptığınızın farkında mısınız? işi gücü biz onu bulamayalım diye uğraşmak mı sizin allahınızın? ve bulamayınca da cehennemde sonsuza kadar işkence edip, aklını kullanmayan insanları da ödüllendiriyor öyle mi? harbiden bu mu inandığınız tanrı?
bence bu açıdan hristiyan evrim karşıtları Müslümanlara göre kendi içlerinde daha tutarlılar. çünkü onlar evrenin ve dünyanın yaşının beş altı bin yıl olduğu iddiasını savunuyor, böylece yaratılış inancını savunurken karşılaşabilecekleri soruları bertaraf ediyorlar (tabii kendilerince), ama islam aleminde dünyanın milyarlarca yıllık yaşına itiraz eden kimse çıkmıyor. hatta öyle ki dünyanın beş altı bin yıl yaşında olduğunu hristiyanların savunduklarını, müslümanların böyle bir iddiası olmadığını söyleyip inançlarını batıllıktan arındırdıklarını da iddia ediyorlar. ama işte dedik ya, asıl o zaman çıkan soruları hiç umursamıyorlar bile..
o yüzden aslında müslümanın iddiası da hıristiyan gibi olsa bir tutarlılık yakalayabilirler. dünyanın sadece beş altı bin yaşında olduğunu iddia etseler, bütün dinozor fosillerinin falan bilim adamlarının yalanları olduğunu söyleseler en azından mantığa oturtabilecekler fikirlerini.. ama müslümanlar bunu da kabul etmiyor.
ve sonra t-rexle öküzün aynı zamanda dünyada yaşadığı bir dünya modellemesine varıyorlar haliyle. ama işte islam aleminin rahatlığı şu ki, kimse evrim yoksa o zaman dünyanın nasıl bir yer olduğu üstüne kafa patlatmamış. ve hala da bu sorular sorulmuyor. varsa yoksa evrim yanlış, varsa yoksa evrim yalan.
ee tamam diyelim ki yanlış.. doğru olan ne ulan o zaman?
Darwin tarafından Materyalist bir düşünce temeli üzerine kurulan, en başlarda fazla dikkat çekmeyen fakat Darwincigimizin türlerin kökeni adlı kitabından sonra Komünizmin kurucusu Mark amcamızın dikkatini çeken, tam o sıralarda komünizmde bilimsel bir dayanak arar iken yollarını komünizm ile birleştirip milyonlarca mahlukatın inanmasını sağlayan bir şeydir işte
indeterminist bir teoridir. ayrıca ilk evrim çalışmaları darwin'le başlamamıştır, darwin'le özdeşleşir bi yanı yoktur. evrim çalışmalarına en büyük katkıyı hatta birçok şeyin temelini cahiz atmıştır.
tanımı dahi bilinmeden, savunulan ya da çürütülmeye çalışılan olgudur.
din karşısında güçlü bir argüman olabilmesi için 7 milyar yıl boyunca ekmek yemesi gerekir.
daha ne olduğu bilinmeden atılıp tutulan teori/olgu.
genelde yapılan eleştiriler "evrim olgusu"na yapılan eleştrilerdir. evet; evrim bir olgudur. canlılarda meydana gelen çeşitli değişikler gözlemlerle görülmüş ve kanıtlanmıştır.
ancak bu çeşitli değişimlerin nasıl olduğu, neden olduğu tartışılır. buna "evrim teorisi" demişler. ikisi farklıdır kısacası.
richard davkins adında bir adam var bunu savunuyor adam tırlatmış. tutturdu kizkulesiylecıkanadam ara form diye. resmi gazetelere makale veriyor oradan takip ediyorum ben de sözlükten cevap yazıyorum kendisine.
masalların en afillisi. yaradılışa masal diyen zihniyet bu teoriyi bilim diye kabul etmemizi istiyor. bakalım... iddia şu 13 milyar yıl önce yokluktan var olan bir evren var. bu evren zamanla genişliyor ve ortaya çıkan atom altı parçacıklar birleşiyor birleşiyor kimi gezegen kimi yıldız kimi başka birşey oluyor. bu gezegenlerden biri olan yeryüzü (dünya diyoruz) yaşama uygun oluyor. önceleri kor bir alev ama zamanla soğuyor ve üstünde hayatın yapı taşlarından aminoasitler meydana geliyor. yalnız bu keratalar çok sıcağı ve çok soğuğu ve suyu sevmiyorlar. lakin gezegen ya kor alev ya da okyanus. neyse bu keratalar bir sahilde meydana geliyorlar. o kadar çok sıklıkla oluyor ki bu en sonunda bir araya gelip protein oluyorlar. bu da yetmiyor bu proteinler tek hücreli canlılara doğru evriliyor. sürekli bir gelişme var lakin bu gelişme ileriye doğru atılım nasıl oluyor? cevap yok oluyor hayat durmuyor gibi açıklamalar var. neyse bunlar bir araya geliyor 27 metre boyundaki brontosaourus ve 35 metre boyunda mavi balina oluyorlar. bütün canlılığın soyunu bir tek hücreli yapıyorlar da nasıl bu kadar çeşitlilik oluyor onu açıklayamıyorlar. iddiaları çevre koşulları. lakin papua yeni gine ormanlarında bir kuş türü ve bu kuşun çeşit çeşit aynı çevrede yaşayan alt türleri var. kimi çok süslü kimi süssüz.
Bilim dünyasında, alanıyla ilgili en güçlü kuramdır. Hatta birçok bilim insanına göre tek kuramdır. Tüm bilimleri destekler ve tüm bilimlerce desteklenir. Karşısındaki en güçlü(!) rakip teolojidir. Doğaüstü bir gücün çamura ruh üflemesi sonucu canlılığı yarattığı iddiasındaki bu karşıt iddia, evrim kuramının ciddiye bile almayacağı derecede çocukçadır. Zaten ciddi bilim çevreleri, yaradılış teorisini bilimsel olarak tartışmaz, böyl bir değerlendirme yapmaz. Sadece felsefi tartışmalar dahilinde muhatap kabul edilir. Kısaca, evrimin bir antitezi yoktur. Eğer yaradılış teorisini ciddiye alırsa, bilim dünyası, arkeoloji, coğrafya, tarih, biyoloj, vs gibi bilimleri reddetmek durumunda kalacaktır. Zira yaradılış teorisi, az önce bahs, geçen tüm bilimleri reddeder. Kabulleri alakasızdır.
zebraların genleri düşünmüş taşınmış bu aslanlardan nasıl kurtuluruz nasıl daha az zaiyat veririz av sırasında demiş ve çizgili olmaya karar vermiş. böylece bir araya gelince aslan başı ve sonu belli olmayan bir çizgi topluluğu görmekte.
şuraya yazdığım yazıyı okurken kullandıkları gözlerindeki muhteşem tasarımı göremeyecek kadar kendine kör olanların, bir medet ya bilim diyerek hayattan allah'ı uzaklaştırmaya çalıştıkları, kısmi adaptasyonları ve mutasyonları sanki cansız maddeler bir araya gelmiş de bu alemi var etmiş gibi insanlara lanse ettikleri, bu bilim uydurmalarına itibar etmeyen güzel insanları da cahillikle suçladıkları laf kalabalığı. postmodernizmle birlikte tarihin çöplüğünde yerini almıştır. nitekim batı kendi yaptığı putu yiyerek 'efendim meğer bilim de yanılırmış, biz hakikati matematikle de bulamazmışız' demiştir. engel bedenlerde değil engel ruhlarda ve kalplerde cümlesini içten içe tekrarlatır insana.
yüzlerce kez cehaletin sözlüğe inmesiyle '' defalarca çürütülmüş teori'' yazıldığını gördüğüm , fakat çürütülmesi durumunda
çürüten kişilerin nobel bilim ödülü alacağı halde son 150 yıldır kimsenin bu ödülü alamamış olmasıdır.
avrupa ve gelişimiş milletler bırakın bu tarzda ketum ve bağnaz insanlarla bunları tartışmayı evrimi kabul edip bu yönde
tıbbi keşifler ve tedavi yöntemleri oluşturma yarışına girmişlerdir.
bizim gibi bağnaz ülke insanları ise inanmadıkları teorinin hastanelerde faydalarından faydalandıklarından bile habersizdirler , ayrıca bırakın bizim o ülkeler gibi araştırma yarışına girmeyi daha evrim teorisini öğrenmeden bilmeden
itiraz eden mallara dahi anlatamamaktayız.