evrim teorisini çürütmek için sayfalarca yazmaya gerek yok. Maddenin kendi kendine nasıl bilgi ürettiğine dair bir bilgi, kimyasal ortam veyahut fiziksel süreç gösterebilecek arkadaşlara selam ederim.
yahu güze lkardeşim; kuantumu ben mi soktum işin içine de şimdi onu sokmayalım diyorsun.
herkes tedaüften bahsediyor diyorsunuz ama kimse tesadüften bahsetmiyor. evrim tesadüf vardır demiyor, hey yarabbim. evrim tesadüf diyip açıklamıyor herşeyi. harun yahya evrim teadüf vardır dediği için siz de vardır sanıyorsunuz. evrim bizzat kendisi tesaüdf olamaz o zaman bir yordam bir mekanizma vardır diyor. tesadüfe bağlayan sensin evrim değil ki.
üstüne de olasılık hesabı yapıp onu da yanlış yapıp, olasılık nedir onu da bilmeyip; bunun olasılığı x, bunun olması nerdeyse imkansız demek ki olmamıştır diyorsun. birincisi olmuş ise olasılıktan bashedilmez diyorum ki bu bile başlı başına tam ve yetkin bir cevap.
ikincisi; dumlu anlatıp duruyor, bunun kümülatif bir tepki olduğunu, bunun birikimli ilerleyen bir zincir olduğunu her seferinde belki de tek bir değişikliğin olduğunu, bu tek tek değişkenlerin tek başlarına olasılık dahilinde olduğunu anlatıyor.
kolay anlaşılsın diye; zar örneği veriyorum, diyorum ki; zarın 1 gelme olasılığı 1/6. iki kere üst üste bir gelme olasılığı 1/36. daha düşük bir olasılık. ama ilkini atıp bir gelidğinde ikincinin de bir gelme olasılığı bu sefer yine 1/6. böyle böyle milyonlarca kere bir atabilirsin. en sonunda 1 geliyor ama sonuçta. yani biraz karıştırayım, dedin ki her attığımda 1 gelecek ve topalm 500 kere atacağım ama en son attığımda 6 gelecek. ve sadece o zaman 6 gelecek. bunun olasılığı nedir? sonsuzda bir belki de. ama en son attığında 6 gelirse ne olacak? çünkü onun olasılığı yine 1/6. basit bir iş işte.
yani 6 geldikten sonra kaç milyon kere atıp tuttuğunun önemi yok. diyorum einsteisn tanrı zat atmaz demiş diyorsun. tamam zar kelimesi üzerinden aklına birşey geldi yazdın pek güzel de, ne alakası var?
aynı şekilde evrimde de, her seferinde küçük mutasyonlar ile milyonlarca yılda devam eden bir süreç var. tanrının yerine evrime koymakla beni suçluyorsanız koymuyorum. evrim ağacı yaptım çevresinde 7 tur atmıyorum, evrim orucum yok evrim nikahım yok. evrimi tarn ıyerine koyup madem tanrı yok evrim var diyorsun o zaman evrmin de benim tanrıya inandığım şekilde zart diye bir canlı yaptığını ispatla yoksa tanrı vardır diyorsun.
yanıt vermek istemesem sözlük beni mazur görür mü?
nasıl olmuşsa olmuştur gerisi önemli değil diyen de ben değilim. tanrı yarattı gerisini siktir et dağılan lan diyen sizsiniz. nasıl oldu bu acaba diye araştıran benim ama benim durumumu benden çıkarıp beni suçluyorsunuz. bu da bir kaçış.
iddia ettiğim random bir mutasyon yok. random mutasyonların sonuçları var, bu sonuçların doğaya uyumu var ya da yok, anasının amında birisi mutasyon geçirip doğaya uyum sağlayamıyor o ibnenin yediği avladığı hayvan da beni yiyip avlayan hayvan. o ibne o mutasyonla dağılıp gidiyor beni yiyeni yemiyor artık, beni yiyenin sayısı otomatik artıyor benim de sayın otomatik azalıyor. oysa benim ne evrimle işim olur ne mutasyonla kendi başıma takılıyordum ne oldu ki öyle aniden? bu da evrim. tesadüf nerde ? olasılık nerede? tanrı nerede?
Şu an Avrurapa'da evrim teorisi kabul edilmiş olup gen atalarındaki kromozomlar tarışılmaktayken ülkemizde evrim teorisi var mıdır yok mudur çelişkisindedir..
(bkz: bilimsel gerilik)
evrim: türlerin oluşumunu açıklarkene sadece tesadüf ve doğal şartlara güvenmiş teori. bir arı balı nasıl yapar ya? o da mı evrim...
tanrı yarattı bırakıp gidiyorum diyen yok.
yahu random mutasyon diyorsun, random diyorsun bak, rasgele yani, rasgelede biri tutar da ne de güzel bir vücut ortaya çıkar? hem de milyonlarca türden. kusura bakma jack kardeşim. benim aklım daha gelişmedi, evrimleşemedi daha demekki o kadar alamıyor. bunun yerine Allah yarattı diyorum. ben cahilim. oldu mu bu şimdi? tamam seni kırmayayım ama ben cahilim hemde mutluyum tamam mı?
sadece bu kadar olasılık ve mutasyona bakınca nasıl oluştu bu kadar mutasyon, tesadüfen mi? onu sorguluyorum.
jack sende gittikçe mutasyon yok olasılık yok? bu gidişle "türler arası geçiş yok?", yani evrimin tesadüflere ve random mutasyonlara bağlı olduğunu söyleyen herkes bunu böyle kabul ediyor. herkesin dilinde tesadüfi mutasyonların doğal seçilimi diye. tamam artık bu inanç olmuş görüyorum. inançlara saygılıyız tabii..
tamam yok ulan anasını satim mutasyon da yok olasılık da, o kadar da kolay ki hatta, pat diye bir sıçrama yapılıyor. evrim oluyor!.. sıçmışım mutasyona olasılığa aramızdaki hukuku bozacaksa eğer!
hayır tanrı dememek için mi tüm bunlar? tanrının yarattığını kabul ederek araştırmaya devam etmenin ne götürüsü var?
bilimsel bir teori olduğu için de "tanrı vardır" önkoşulu koymadan yapılan kümülatif araştırmalar bütününden oluşmakta. evrim teorisine saldırmaktaki amaç tanrının olmadığını ispatlama sanrısının yarattığı sıkıntıdan kaynaklanıyorsa çok yazık, çünkü evrimin amacı tanrıyı tahtından devirmek değil. ortaya koyduğu sonuçlar her ne kadar bir yaratıcıdan ziyade yol yordam öğreten oturmuş dini öğretileri devirip geçse de, en nihayetinde akıllı bir yaratılışın olmadığı sonucuna hızla dümen kırdığı için yerleşmiş dogmaları sahiplenenleri kızdıracak cinsten. ha bu yolun sonucu bir yaratıcının sihirli dokunuşları olmadığını ispatlayacaksa o da teorinin suçu değil. hele ki "tanrı vardır" önkoşulu yerleşmiş olsa, sonradan nihai sonuç bahsedilen kapıya çıksa, işte o zaman asıl suçlu o ön koşulu baştan kabullenenler olacak.
bilimsel bir araştırmaya tanrıyı yıkma amaçlı girişmek ne kadar hatalıysa, varlığını kabul ederek başlamak da o kadar hatalıdır. işin hem mikro biyolojik araştırmalar hem de arkeolojik veriler kısmı belli sonuçları şimdiden işaret ederken "din elden gidiyor" hezeyanına kapılınması anlaşılır iş değil.
kızgınlığım sadece "bunu kabul et ona göre devam et" ön koşulu koyanlara. yoksa verilere göre konuşacaksak bu işin en eğlenceli ve verimli yanı. yanlış anlaşıldıysak affola...
ozz le grand kim beğenmiş diye düşünüyorsan o beğenenlerden birisi de benim. bu anlayışlı tavrın için teşekkür ederim kardeşim. fikirler tartışılır ama bu fikirler hakarete vardırmamalı insanları. bu bağlamda teşekkür ediyorum.
ayrıca kardeşim, keşke herkes senin gibi biraz daha müsamahalı olsa. çünkü tanrı'nın varlığı ve yokluğu üstüne tartışmalar başlayınca savunan kişilerin karşısında başlıca tezi "evrim teorisi" oluşturuyor. bu bağlamda, bu sanrılı kavgalar başlatılırken tanrı fikrini savunan insanlar ne kadar masumsa, aynı zamanda kendi ateist görüşlerini savunan insanlar da o kadar masumdur.
evrime inanıp inanmamak evren neden var sorusunu sormayı engellemez. ki ben evrimin de canlılığı açıklarken yetersiz olduğu kanısındayım. bu benim düşüncem, ve yaratıcı fikri olsa da olmasa da bence yetersizdir.
bu bağlamda tartışmaya artık bir son vermek ve daha sosyo-politik şeyler yazmaya başlıyorum. cevap yazarak tahrik etmeyiniz.
taraftarları der ki; bilimsel teori değil diyenleri zenciler siksin. yok olmadı çinliler. evrim yoksa farklılık nasıl oluyor anlaşılsın bir.
evrim diye bir şey yoksa; sibiryadaki ayı nasıl 2 mt olurken, aynı ayı güneyde 1,50 oluyor? ha o ayılar siksin yok diyeni.
develer var misal, aynı deve. bir yerde çift hörgüç bir yerde tek hörgüç. o develerde siksin.
at var at, dört ayaklı olan. batıdaki iri, doğudaki daha kısa misal. aynı at. farklılaşmış, evrim geçirmiş. evrim yok diyorlar ya hani; iri olanları siksin evrim yok diyenleri.
şimdi ilk etapta size terbiyesizce gelebilir, lakin laf anlamıyor ki adamlar. deveye diken demişler.
tanrıyla, felsefeyle, varoluşla, şunla bunla ilgisi olmayan, ideolojik değil, bilimsel teoridir. bu teoriyi kabul etmek için herhangi bir ideolojiyi takip etmek gerekmez, akıl ve izan sahibi olmak yeterlidir, diğer yandan bu teoriyi yalanlamak için çarpıtlamalar, yalan yanlış çıkarımlar, sahte kanıtlar ortaya koymak ise fazlasıyla ideolojik bir tavırdır.
bilim, kanıta, akıla ve mantığa dayanır ve akıl, mantık, kanıt ve gözlemler şüpheye yer bırakmayacak şekilde canlı türlerindeki çeşitliliğin bir evrim süreci sonucu meydana geldiğini söylemekte. bilim adamlarının tartıştığı konu ise evrimin var olup olmadığı değil nasıl bir yol izlediğidir.
50milyon kere tanrı ile varlığı ile yokluğu ile hiç bir ilgisi olmayan, onu araştırmayan teori dedik; neden değil nasıl evrim oluyor/olmyuş onu araştırıyor dedik, thebountyhunter'a anlatamadık hala tanrı var dememek için mi yazıyorsunuz diyor. evrim teorisini kabul eden insan neden evren var diye tabi ki soracak, ama bu soruya verdiği yanıtlar evrim teorisni bağlamıyor ya da tam tersi diyoruz hala aynı. demek ki o bile anlamamak da bir şekilde direniyor ise başka bir sorun olmalı.
dünyadaki 4,9 milyar yıl insansız geçen vakitten önce bir de diğer gezegenlerin ve galaksilerin yaratılışı vardır. Allah neden insanı bu kadar geç akıl etmiş, insan olmadığı zamanlarda ceza verme, ödül verme, cennet cehennem oyununu nasıl oynamış, sıkılmamış mı?
off bak cevap yazmayayım diyorum illa ki de zorluyorsunuz beni!
arkadaşım tutturmuşsun 4.9 milyar yıl diye. bak kardeşim benim sen bu 4.9 milyar yılı kendine göre, zamanın başlangıcına göre değerlendiriyorsun, zaman denilen şey göreceli değil midir? (bkz: izafiyet teorisi) yani Allah bir sn, bir sn, bir metre, ikinci metre, diye beklemedi, sıkılmadı da. o dediğin şeyler O'nun için 1 sn'de bile geçebilir. unuttuğun nokta Allah'ın zamandan ve mekandan münezzeh olması... uzay zaman grafiği O'nun için geçerli değil. tasavvur edemezsin ki...
bir kere sıkılmamış mı? dediğin şey, bu fizik kuralları ile yönetilen bir tanrı değil, bizzat kuralları koyucu olan zattır ki bu sorunuz biraz abes kaçtı. sizi izafiyet teorisini incelemeye davet ediyorum.
tamamen konudan alakasız bir şekilde tartışmaya şahit gösterilmek suretiyle dahil edilmeye çalışılan stephen hawking'in topu taca attığı teori.
(bkz: evreni tanrı yaratmadı)*
150 yıldır savunulan ama bir tek kanıtı bile açıklanamayan teorinin fiyasko çıkmasıdır.
Daha ben cümlemi bitirmeden eksileyenler tabi ki olacak ama olsun, ben yine de iyilik yapıp onları da cahillikten kurtaracağım birazdan. Belki de bu yazacaklarım onların hayatının dönüm noktası olacaktır. *
Bir kere şu bilinmelidir ki evrim teorisi hakkında bir tek kanıt bile ileriye sürülmedi. Eğer böyle bir kanıt varsa bana özel mesajdan iletilebilir.
Evrim Teorisi'ne gelecek olursak;
Bu teorinin temeli "değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" felsefesinden ortaya çıkmış ve evrenin her tarafında durmaksızın bir değişim yaşandığını vurgulamış. tabi ki evrende durmaksızın devam eden bir değişim vardır ve bunu herkes kayıtsız şartsız kabul eder.
Evrendeki bu değişimle ilgili birkaç basit örnek verecek olursak;
-Uzakdoğu insanlarının bir kısmının çekik gözlü olması,
-Afrika ve diğer bazı bölgelerde siyahî insanların olması,
-Beyaz insanların * soluk yüzlü olması,
-Bazı insanların iri yapılı ve uzun boylu olmaları, bazılarınınsa ufak tefek olması,
... *
yukarıda saydığım farklı gruplar, coğrafi konumdan ve iklimden kaynaklı bir değişimin sonucunda meydana gelmiş. Evrim, bu şekilde bir değişim olarak düşünülebilir tabi ki.
Evrim Teorisi'ne tekrar dönelim.
Evrim'in iyice anlaşılması için bir tanım gerekli: Milyonlarca yıl içinde evrende hareket eden atomların birbiriyle olan çekim kuvvetinden dolayı aralarında meydana gelen değişimlerden sonra fiziksel ve kimyasal olaylar sonucu ortaya farklı maddeler ve değişken materyaller çıkmış. Bu maddeler ve değişken materyaller aynı şekilde milyonlarca yıl içinde birlikte yaptıkları etkileşimler sonucunda önünde sonunda bir proteini ve daha sonra yavaş yavaş hücre aşamasını yakalamıştır. Bu hücreler yine milyonlarca yıl içinde içinde bulunduğu koşullara göre değişim gösterip kendini hem organik hem de mekanik olarak geliştirip ileriki aşamalara varmıştır.
Yukarıdaki tanımın temelini Evrim Teorisi'ni savunanlar tamamen tesadüfe dayandırıyor. Yani Nam-ı diğer random meselesi*
Sabahtan akşama ve akşamdan sabaha kadar yazmaya devam edebilirim ancak pek gerek yok sanırım.
Şimdi de Evrim'i savunanlar, araştıranlar ve hatta kabul edenlere -hatta ve hatta- kafası karışık olanlara da birkaç soru soruyorum:
1-'Hangi atomun canı sıkıldı da;
"hadi gel atom kardeşim, birlikte kaynaşalım da bir protein meydana getirelim. Milyonlarca yıl arkadaş kalalım da sonra gel bir hücre oluşturalım" dedi?
2-'Hangi atomun canı sıkıldı da;
"Hadi gel atom kardeşim, hücreyi meydana getirdikten sonra gel senle bir et yığınından bir organizma meydana getirelim" dedi?
3-'Hangi atomun canı sıkıldı da;
"Hadi gel atom kardeşim, bir organizmayı meydana getirdik; sıra geldi bazı gerekli organlara." dedi?
4-'Hangi atomun canı sıkıldı da;
"Hadi gel atom kardeşim, etrafımızdaki sesleri duymak ve çok dinleyip az konuşalım * diye 2 kulak bir dil, etrafımızı görmek için 2 göz, etrafımızdaki gül kokusunu da hissetmek için 2 delikli bir burun meydana getirelim. " dedi? **
5-'Hangi atomun canı sıkıldı da;
"Hadi gel atom kardeşim, bunları kullanabilmemiz ve aktif hale getirmemiz için bir beyine gerek" dedi?
Uzun lafın kısası: Evrende meydana gelen hiçbir madde -hatta hiçbir atom bile- tesafüden ve canları sıkıldığı için meydana gelmedi. Evrenin her noktasında insanı aciz bırakan ve insana boyun eğdiren kocaman bir kuvvet vardır. boşuna heveslenmeyin, o kuvvet yerçekimi kuvveti de değildir; avucunuzu yalarsınız.
atom x: -ulan canım sıkılıyor, bi karı olsa keşke
atom y: -karı mı? o ne lan?
atom x: -ya bizim karşı cinsimiz olur ya hani, hem yeni bir "ben" meydana gelmesi için milyonlarca yıl beklemek zorunda da kalmayız.
atom y: nasıl yani ya?
atom x: Ya yatarsın karıyla, olur tane iki tane bizim aynımız.
atom y: hadi ya, hem de iki tane mi?
atom x: evet ikiz düşünüyorum... hayalgücüm geniş *
atom y: hayalgücümü? *
edit büdüt: imla
edit2: sığ kafalarıyla hakaret mesajları yollayanlardan ricam bilimsel bir açıklama bekliyorum kendilerinden. demagoji yapmayın...
not: asıl yobazlık bir şeyi körükörüne kabul etmektir.
edit3: şu atomların canı sıkılması olayına bayağı bozulan varmış, farkettim. N'apayım kardeşim, siz de bana sadece tek bir kanıt getirin. Bütün organlarınızın milyonlarca yıl içinde kendi kendine meydana geldiğini ispatlamaya çalışın. Hadi organları geçtim, sadece gözün kendi kendine oluşmasını açıklayın. Adamın işi gücü yoktu da şöyle bi etrafı görmek için bir göz oluşturayım mı dedi? adamı çileden çıkarmayın şimdi, hadi işinize yobazlar sizi...
edit4: çok gerekli bir not daha maalesef: Yazdığım yazının hiçbir yerinde insanların maymundan geldiğine dair bir ifade yok.
hem çok önemli bir not daha: Evrim Teorisi insanların maymundan geldiğini hiçbir zaman söylememiştir. Söylemek istediği şu ki: Maymunlar ile insanlar arasında uzaktan bir akrabalık sözkonusudur. Evrim hakkında bilinen yanlışlara da karşıyım bu konuda. Araştırıp gelin, ben yukarıda bir dinden veya başka bir öğretiden bahsetmiyorum. "Ol" deyince hemen oluverir diye bir ifade de kullanmadım. Yukarıdaki sorulara cevap veremeyenler gidip evrimi biraz daha iyi araştırsın.
Körükörüne inanmak insanın kendisine yapabileceği en büyük ihanettir.
- kanka aslında tanrı yok. hepimiz sudan geldik. ilk canlı suda oluştu. ordan karaya çıktı falan filan derken insanlar oldu.
+ hımmm. peki su nerden geldi kanka?
- hımmm. güzel soru. ya su dedin de aklıma geldi. ben bi çay suyu koyup geleyim. *
bilimsel kaynakları ıvırı zıvırı geçtim de, şu basit sözlükte bile yüzlerce defa açıklanan, kafası basmayanlar için aptala anlatır gibi anlatılan edilen bir bilimsel teoridir. halen daha açıp iki sayfa önce yazılanları okumaktan aciz denyolarca "ehe he bak soruyom şimdi soruyom bak cevap ver buna" şeklinde 6 yaş düzeyi sorularla eleştirilebiliyor, daha ne diyelim.
o işler atomların canı sıkılınca olmuyor gülüm, git bi soluklan yüzüne soğuk su vur öyle gel. daha yalaman gereken bir kova mürekkep var...
bilim adamlarının tamamına yakınının kabul ettiği lakin herşeyin ol deyince olduğuna inanan yığınların ''saçma'' olarak nitelendirdiği ve çökerttiği teori.
birader bu teoriyi çökertecek adam sağında solunda melek olduğuna inanan sen değilsin. halen atanız maymun vb ilkokul espirileri ile de bu teoriyi çökertmezsin.
ek:evrim teorisine inanmıyorum.
hala atomların nasıl birleşerek amino asit oluşturduğu sorusuna evrim teorisi kapsamında yanıt arayan dangalak islamcıları misafir eden başlık. aslanparçası evrim teorisi onu araştırmıyor. önce bir git neyi nereye yazcağını öğren.