evrim teorisi

entry3508 galeri178 ses2
    376.
  1. kendini maymun gibi hisseden** insanların inandığı bir teori..
    6 ...
  2. 377.
  3. kendilerini ensest iliski urunu olarak gorenlerin; destekleyenlerini maymun zannettigi teori.
    5 ...
  4. 378.
  5. - evrim teorisi ne lan...
    * insan hayvandan geliyormuş hocam...
    - sen hayvan mısın lan? hayvandan insan olur mu?
    2 ...
  6. 379.
  7. gerçek bilim insanları tarafından onlarca kez çürütülen teori.
    bir de ateistler inançsızlıklarını bu teoriye dayandırırlar.
    folloş olmuş bir saçmalığı öne süren ateistler, bu teorinin palavralığını hala kabullenememekteler.

    edit-ül kahkaha:
    ateizmle satanizm kelimelerini okuyup ayırmaktan aciz olanlar, bu teorinin çürütülmediği palavrasını sıçıp durmasınlar.***
    3 ...
  8. 380.
  9. --alıntı--
    Evrim Kuramı'nın bilimsel statüsü

    Tartışmalarda sıkça ortaya konulan konulardan bir tanesi evrim kuramının bilimsel statüsüdür. Bu konu, eğitim, din, felsefe, bilim ve politika bağlamında sıkça gündeme getirilmektedir. Bu konu daha çok Amerika Birleşik Devletleri'nde Hıristiyan cemaat ve lobilerin öncülüğünde gündeme gelmektedir. Fakat diğer ülkelerde, eğitim ve politikaya uzanmaya çalışan yaratılışçı görüşlerin savunucuları tarafından da gündeme getirilmektedir. Evrim kuramını destekleyen reddedilemez kanıtlar ve neredeyse mutlak denebilecek derecede bir bilimsel konsensüs olmasına rağmen, yaratılışçı şeklinde adlandırılan çevrelerce bilim dünyasında iki kutup varmış gibi gösterilmeye çalışılır. Yaratılışçı çevreler Amerika Birleşik Devletleri'nde, toplumdan büyük oranda destek görmediği iddiası ile Evrim Kuramı'nın okullarda bilim derslerinde okutulmasına karşı çıkmaktadır. Bu konuda Amerika'da yüzbinlerce bilim insanını temsil eden bilimsel meslek kurumları ve onun yanında 72 Nobel ödülü sahibi bilim insanı Evrim Kuramı'nı destekleyen bildiriler yayınlamıştır. Buna ek olarak açılan davalarda evrim kuramının bilimsel olduğu kabul görmüş bir teori olarak kabul edilmiş ve okullarda okutulmasının devamına karar verilmiştir.

    Bilimsel camianın büyük bölümü, biyoloji, paleontoloji, antropoloji ve diger disiplinlerdeki görüngüleri açıklayan yagane kuramın Evrim Kuramı oldugunda hemfikirdir. 1987 de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına gore Amerika'daki doğa bilimleri alanında 500,000 bilim insanından yaklaşık %99.85'lik bir bolümünün evrim teorsini desteklediği ortaya konulmuştur. Evrim-yaratılış tartışmalarında uzman konumunda olan Brian Alters, doğa bilimleri alanlarında çalışan tüm bilim insanlarının %99.9'unun Evrim Kuramı'nı desteklediğini belirtmiştir. Benzer şekilde, dünyanın değişik ülkelerindeki bilimsel çevreler defalarca Evrim Kuramı'nın bilimsel olduğuna ilişkin bildiriler yayınlamıştır[3]. 1987 yılında Amerika'daki biliminsanları arasında yapılan bir araştırma, 480.000 bilim insanından sadece 700 bilim insanının yaratılışçı ve benzeri açıklamalara itibar ettigini, ya da Evrim Kuramı'na karşı şüphe duyduğunu göstermiştir. Ve bu 700 (%0.158) bilim insanından sadece küçük bir bölümü doğa bilimleri alanında akademik çalışma yapmaktadır [4]. Son yıllarda yapılan benzeri karşılaştırmalar, Evrim Kuramı'nı bütünü ile reddeden ya da ona karşı şüphe duyan bilim insanlarının oranının yaklaşık olarak %0.054 civarında olduğunu göstermiştir. Karşı çıkanların %75.1'i biyoloji dışındaki bilim dallarında çalışmaktadır.

    Yaratılışçıların bilimsel konsensüs konusundaki iddialarını çürütmek icin Amerika Ulusal Bilimler Akademisinin başlatmıs olduğu Steve Projesi [5] bu konuda verilebilecek iyi bir örnektir. Bu projenin amacı, isminde sadece Steve geçen bilim insanlarının kaç tanesinin Evrim Kuramı'nı desteklediğini ortaya koymak. Ortaya çıkan liste (Steve-o-meter) çoğunluğu biyoloji dallarında çalışan bilim insanlarını sıralamakta ve her türden yaratılışçıların, akıllı tasarımcıların (Yeni Yaratılışcı) yayınlamış oldukları listeden daha kalabalık olduğunu göstermektedir.Bilimsel konular, elbette kimin listesinin daha uzun olduğu temelinde tartışılmamalıdır, fakat dünyada bilim dünyasında bir çelişkinin olmadığını, tam tersine çok güçlü bir konsensüsün olduğunu göstermesi açısından güzel ve eğlendirici bir örnek olarak kabul edilmelidir.Gelişmiş ülkeler seviyesindeki 32 ülkeyi içeren bir çalışmada evrime inanmayanların oranı %75 ile en yüksek olarak Türkiye'de bulunmuştur.Türkiye'den sonra ise "yeni yaratılış" akımının kökeninin geldiği ABD yer almaktadır. Türkiye'de amerikan kökenli bu akımın ([1]) en güçlü temsilcisi Harun Yahya takma adı ile Adnan Oktar'ın düzenlediği kampanyalar evrim karşıtı görüşün yaygınlaşmasında büyük etkisi olmuştur. Örneğin 1999 yılında bazı öğretim görevlilerini evrimi öğrettikleri gerekçesiyle "Maoist" olarak tanımlamış ve tehdit etmiş ve bu nedenle aleyhinde dava açılmıştır.Ancak halen evrim karşıtı aktüviteleri yoğun olarak devam etmektedir([2]) .
    --alıntı--

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim_kuram%C4%B1

    efendim? biri çürütülmüş mü demişti? üstelik binlerce kez ha? hatta satanizm'in de çıkış noktasıymış ha? vay vay vay vay ki ne vay...

    en birincisi satanizm de diğer tüm dinler gibi bir dindir, o da diğer dinler gibi kendisini bir kutsal güce dayandırır ve bunun da yanında tanrı'nın varlığını ve genel olarak kutsal kitaplarını, peygamberlerini kabul eder, tanır. yalnızca onların karşısında yer alır. ki bu dinler arasındaki rekabeti düşündüğümüzde şaşırtmaması gerekir bizi. hadi ateizm, materyalizm dense anlarım da, satanizm'in çıkma sebebidir demek kızımla yattım amcam oldu demek gibi birşeydir, e insaf denir.
    tv 5'te sabah namazı öncesi belgeselleri izleyip de bi gazla gelip yazmasın kimse şu başlığa artık, komik oluyor çünkü, kendinizi komik duruma düşürmekten başka birşey yapmıyorsunuz.

    dünya savaşları'na gelince, bu savaşların çıkmasının nedeni kapitalizm'in elindeki artı değeri harcamak ve hammadde ihtiyacını gidermek olduğunu bugün sağcılar bile söylüyor. uzayda mı yaşıyorsunuz ahali?
    3 ...
  10. 381.
  11. adamı zorla çaylak edersiniz siz yahu, duramayacağım gene de. kendinden bir sonraki giriyi direk kendine cevap sanan sazanlar okumadan yazmayı nasıl öğrenmiş işte en büyük merak konusu, bunu evrim bile açıklayamaz. ayrıyetten madem ''binlerce kez'' çürütüldü bu kuram, bana evrimin çürütüldüğüne dair biyoloji ve/veya alt ve/veya yan dallarıyla ilgilenen ''tarafsız'' bir bilim kuruluşu ya da bilim basın/yayın kuruluşundan yazı, makale gösterebilir misiniz acaba? (biyoloji dememin nedeni kalkıp da olayı fransız dili ve edebiyatı'ndan yazınlarla açıklama gafletine düşülmesin diye, malum biz öyle bi milletiz ki lambaya lüzumsuzsa söndür, tuvalete sifonu çekiniz, eğlence alanlarına çimlere basmayınız gibi uyarı levhaları koymadan çakamıyoruz bazı şeyleri) türkçe yok gak guk diyenler için, illa türkçe olması da şart değil, avans size, ingilizce de olabilir. en baştan not, ''tarafsız''. kalkıp da harun yahya gibi denyoların masal kitaplarıyla gelmeyin karşıma. ama gösteremezseniz klavyenizi de alıp gideceksiniz. anlaştık mı?

    sırf sivilceli ergen sistem kuzucukları yüzünden şu başlıkta adam gibi bir tartışma dönemiyor. bi ibiş çıkıyor, konu oluyor bombok. halbu ki adam kant'tan girmiş, niçe'den çıkmış, sosyalizm'in değişik bir şekilde gelebileceğini ya da dünya'nın topyekün sıça da bileceğini öngörmüş, oturmuş kafa patlatmış. o değil de, hannibal lecter'e ben feci hak vermeye başladım arkadaş. canım feci beyin tatlısı çekti. nasılsa kullanmıyoruz anasını satayım, bari bi işe yarasın, karnımız doysun, ağzımız tatlansın, tatlı yiyelim belki tatlı da yazarız. offf, biyerim şişti valla lan.
    7 ...
  12. 382.
  13. 5 milyarlık bir zaman dilimini açıklama çalıştığı için bazıları kalorifer dibindeki 5 milyar öncesinde de var(süreyi sallıyorum, sonra bi de aha yalancısın bak işte diye olin zeytinyağı halkla ilişkiler müdürlüğüne soyunmayın) olan kara fatmaya bakıp bir canlıya bakıp bir de aynada kendi ''mükemmel'' vücuduna baktığında haliyle kıyaslayarak bunu anlayamaz. bu kadar öküz-tren ilişkisiyle bakıp da zaten anlamaları imkansızdır da. josef yazdıydı gerçi bunu da, buraya tarafsız diye kıçımı yırtarcasına bağırdığım halde bana gelen özellerden sonra bi kez daha yazayım.

    tarafsız yayınlar efendim, harun yahya çakmaları, tv 5 finansörlü, feto enstütüsü onaylı değil. ''tarafsızlığı dünyaca onaylanmış'' türk veya yabancı farketmeksizin bilim kuruluşları tarafından yayınlanan makalelerle, bu makalelerin kanıtlarıyla, istatistiki verileriyle gelin karşıma. ''o öyle olmuştur, bak işte bu yüzden bizi allah yaratmıştır'' gibi farazi açıklamalarla değil, ''yaaa, şimdi a de bakıyım aaaaaaaa, bi de y de yyyeeeeeee, hadi bi de ı, ııııııııı, oku bakıyım, <caps lock>aaayyyııı</caps lock>'' tarzı hala kuran'ı bilimle açıklamaya çalışarak en başta dinle çelişkiye düşen embesillerin desteksiz sallamalarıyla değil.

    bakın insanın yarattığı 50 yıl gibi görece nokta kadar bir zaman diliminde gerçekleşen müziğin bir türünün evrimini ele alalım, rock müziğin. şimdi kalkar da bi 12 yaşındaki genç arkadaşımız önce chuck berry'den johnny b goode açar, playliste sonra da marduk'tan baptism by fire atarsa o çocuk rock müziğin geçirdiği bu evrimi sittin sene anlayamaz. sonra da sıçar zaten, hem de oturduğu sandalyeye, cırcır olurcasına. neyse, mideleri kaldırmayalım devam edelim. rock müziğin evrimini en özet biçimiyle anlatmaya çalışalım;

    elvis presley, chuck berry gibi ilk dönem rock'n roll grupları miladdır bu işin.

    iki ana kola bölünür, pink floyd, camel gibi jazz'ın teknikliğinden de etkilenen progressive rock, pscyhdelic** gibi bir ana kol, popülerleşen beatles, led zeppelin, jimi hendrix (jimi baba, o bir başka) gibi daha basit ama soundu daha sertleştiren, distortion gitarı ön plana çıkaran gruplar, kişiler ikinci basamak olur.

    ikinci akımdan etkilenen rainbow, black sabbath, ac/dc gibi gruplar müziği biraz daha sertleştirerek ve vokal tekniklerini cleanden hafif scream öğelere kaydırarak hard rock'ın ve heavy metal'in ilk öğelerini sergilemeye başlar.

    bu akım da kendi içinde ikiye ayrılır ve the ramones, dead kennedys, sex pistols gibi gruplardan oluşan bir kanat rock'n roll'un basit yapısını da temel alan ve sözsel olarak toplumsal konulara daha duyarlı, vokal tarzı olarak da daha screamvari, distortionları daha güçlü, özetle irrite edici olan punk rock akımını doğurur. diğer bir kanat ise punk rock'ın da etkisinde kalarak ama aslında ona tepki olarak doğan ingiltere dolaylarında hem 70'ler hard rock'ından ve progressive rock'ından etkilenmiş nwobhm'yi yani günümüz heavy metal'ini ortaya çıkartırlar. nwobhm prog öğeler ile punk'ın ilk birleşmesiydi diyebiliriz.

    sonra gökten kutsal bi adam iner, adı lemmy ian fraiser kilmister'dır bu gerçek herkül'ün, lemmy gökdelenlerin inşaat demirlerinden ve büyük çınar ağaçlarından yaptığı ve adını bass gitar koyduğu aletin sesiyle feci basssssar ki. dur lan, mitoloji girdi araya, iş motörhead'e dayanınca benim devreler yanıyor, pardon. ehem, öhöm. motörhead diye bir grup çıkar ve distortionu son ses verir, gazı kökler, saatte 180 yapan 6 ileri 2 geri vitesli ve çift cross şampiyonası everest crossu ödüllü bir müzikle yeri yerinden oynatır, onun yerine ayı koyar, ay yüzlü adını verip groupie kadrosuna yazdırır, gününü gün eder. işte rock'un evriminin mucizevi evrimi, diğer bir deyişle devrimi burda olur. sonrasında metal sertleşir, helloween gibi kimisi nwobhm akımından power metal'i doğurur, progressive köklere dönüş bağlamında queensryche gibi gruplar ''abi bizim kafamız kaldırmıyor, ama biz de bu kodumun sistemine karşıyız evelallah'' diyerek delikanlıca progressive metal'i yaratır, kimisi lemmy'nin karaya çıkışını devam ettirir ve vahşi bozayı familyasını yaratır. ilk pre-bozayı da cronos, ilk bozayı soyu da venom'dur. venom çıkar, ''black metal'' diye kükrer, tüm beyaz tavşanlar saatlerini suya atıp bu bozayıların kurbanı olmak için birbirleriyle yarışa girerler, katliamlar oluşur, los angeles, bay area'ya kızıl koy bölgesi yani red bay area adı verilir, alman ayıları ellerinde baltaları ''işte geldik biz yarmaya hey! yarmaya!!'' türküsüyle geyik kanıyla beslenmeye başlar, sodomy & lust, curse the gods, violent revolution diye böğüre böğüre sesini iskandinavya'ya kadar duyurur. evil, dread ve legion da bu sese kulak verir büyük kaya marduk'u yaratırlar ve vaşlarlar (başlamak değil, vaşşşlamak) kazımaya. baptism by fire, baptism by fireeeeee diye, dünya yok olur, hepimiz ölür gideriz en sonunda. gökden üç elma düşer, yasaklardan abazanlaşmış insanoğlu elmayı yemeği değil onu vajina yerine koymayı dener, elma suni vajina olarak piyasaya çıkar ve vahşi kapitalizm'den sonra sapık kapitalizm'le de tanışırız. insan insanı siker mi hiç? emmeli gömmeli hem de!

    işte arkadaşlar, bayanlar, baylar ve baykallar, balkaşlar, maverünnehrler. 5 milyarlık dünya tarihinin bikaçbinyıllık homo sapienslerinin 50 yıll önce yarattığı müziklerinin evrimini gördünüz az önce. biraz final fantasy tandansı da yakalamadık değil hani. di' mi gençlik? kop kop!

    burada müzikle anlatılmak istenen insan beyninin yaratıcılığıyla 7 notadan nasıl bir ölüm makinesi yaratmasıdır aslında. insan beyni sürekli kendini geliştirip bu kadar karmaşık ve dehşet verici hale gelirken hala maymun, gak, guk diye takılın siz. insan diyorum alo?! beyin diyorum, kullansak arada diyorum, bizden öncekiler geliştirmek için nasıl da sigortaları attırmış ama birimiz gitsek de yeni bir bobin teli sarsak, sigortayı sıksak diyorum? deeerrmişşim demiyoruum. diyelim ulan diyorum! ama kime diyorum?!
    9 ...
  14. 383.
  15. binlerce kez çürütülmüştür iddialara göre, ancak bu binlerce kez çürüten bilim kuruluşlarının birinin dahi makalesi açık meydan okumama karşın ne buraya ne de özelime gönderilmemiştir. ne ilginç di' mi? 5344 bilim kuruluşunun 46546 makalesi olması lazım gelir ve birilerinin de bunu okumuş olması gerekir böyle bir iddia ortaya atmak için. yoksa çerezleri sildiniz de, unuttunuz mu siteleri? ay yazık size.

    bu konunun üzerine kararlılıkla gideceğim arkadaş. çünkü bu saçma sapanlıklar devam ettiği müddetçe ne bu başlık ve konuda ne de diğer başlıklarda adam gibi beyin fırtınası yapılamaz, darwinizm'in diğer boyutları ya da başka önemli hususlarda tartışma olamaz, kalp gözü açık arkadaşların eşşek gözlerini de açmak için operasyon uygulamakla uğraşırız hala.

    evrim teorisini kabul eden bunca insan buraya bilimsel bir sürü site eklemişken karşıt görüşlülerin de sağlam argümanlarla bezeli siteleri, yazıları olması gerekir. ya da gerçeğe saldırma histerisine kapılmış yalancı çoban olduğunuzu kabul edersiniz. tekrar ediyorum, yok kuran ve bilim, yok eciş ile cindrella gibi sitelerle gelinmesin buraya, harvard'dan, oxford'dan ya da pekin'den, dünyaca statüsü kanıtlanmış objektif yerli veya yabancı üniversitelerden ve/veya araştırma kuruluşlarından yazılar koyun şuraya. madem çürütülmüş, nasıl başarılmış bu anlayalım bakalım. biyoloji okuyan arkadaşlar varsa incelesinler, farazi açıklamalar değil rakamlarla, verilerle gelin ki bizim de düşüncelerimiz değişsin. belki de yanlış biliyorduk diyelim, mutlu mesut yaşamaya devam edelim, mesut yar'la uyan türkiye'ye bi daha katılalım. hadi, zaman geçiyor! tik tak tik tak tik tak... evrim devam ediyor! tik tak tik tak tik tak... durdurun onu, geçin zamanın önüne, engelleyin dönmesini dünya'nın! ama başaramazsanız da delikanlı gibi ceketinizi alıp gitmesini bilin. tik tak tik tak... hadi ama!
    1 ...
  16. 384.
  17. 60 milyon yıl öncesinde şuurun oluşumunu merak ettiren tez. amino asitlerin bile bir şuuru varmış meğer. doğal seleksiyondan nasibini almamak için üretilmiş ve şekillendirilmiş bir gelişme şuuru. kendi kendini ileriyi de hesap ederek komplike olmaya müsait altyapıyla var etme bilinci. tez adı altında sunulduğu halde, kuramı üretenin "ilerideki bulgular deneyimlerimi geliştirebilir ya da yok edebilir"(c.d) söylemine rağmen kayıtsız şartsız iman edenlerinin olması falan neyse de, bir kültürel evrimin şu an yaşanıyor olduğu bariz bir gerçek.

    daha önce başka bir yerde bir neanderthalce başıma getirildiği için hemen belirteyim editi:
    şahsıma buradan "hocası adnan oktar, harun yahya" yakıştırması yapacak, şu an statik halde, ama aportta bekleyen atıl! emri heveslilerine; bu tabir-kültürel evrim- harun'a, yahya'ya, adnan'a ya da oktar'a ait bir tabir değil fransız felsefeci Jean Baudrillard'e ait bir sözdür. (tadını mı kaçırdım ortamın ne)

    e ulan yuh! editi:
    atıl kurt! 1 (ve sanırım to be continued...to be or not to be -youtube-) (çetrefilli linkler verse ya biri, sıkıldık be)
    3 ...
  18. 385.
  19. ülkemizde bilimin uğramadığı evlere doğal olarak uğrayamamış, dolayısıyla teori gerçekleşememiştir. sözlükte bu evlerin ürünlerinden baya mevcut.
    0 ...
  20. 386.
  21. uydurma fosiller ortaya atan bilim adamlarınca saygınlığına leke düşmüş teoridir.

    edit: siteye adapte edilmiş bir eksileme kodu olduğuna inanıyorum.
    0 ...
  22. 387.
  23. keçi boynuzu vardır, böylece kaynatırsınız. yerken uzar da uzar... işte bu konuda keçi boynuzu gibi uzadıkça uzuyor. karşısında koyulan koca koca, kelli felli bilim adamlarının akıllı tasarım tarzı bilimdışı ve deli saçması konulara hiç girmiyorum; fakat konu hakkında atıp tutan kendi bir şey sanmaktadır. harun yahya gibi ne idüğü belirsiz adamın yazdığı saçmalıklarla dikkat edecek olursanız, evrim teorisine karşı çıkanlar yalnızca olmayana ergi ya da çürütme silahını kullanmaya çalışıyorlar. eksik zihinden ötürü zaten başarısız oluyorlar. fakat biyoloji hakkında okumuş biri dahi olsa bilime karşı önyargıları kuvvetlendiriyor adam. sonra da birileri gelip bilinç* gibi bir kavramı kendince sorgulamaya kalkıyor. sonuç mu? koca bir başarısızlık. çok fazla detaylı bilgiye girmeyeceğim ama böylesine bilim ve akıl dışılık yaygın olduğu sürece, harun yahya gibi şarlatanlar el üstünde tutulmaya devam edecek.

    ekleme: hayır bir de şöyle adetler var sözlüğümüzde: yazılan her girdiyi sütüne alınma ya da "aha nasıl avladım sazanları." tarzı yaygın bir gelenek var. şehir efsanesinden öte bir şey olmayan bu önyargı, herhangi bir tartışmaya dahi girseniz yazılanları birer suçlama olarak ele almaktan öteye gidemiyor. halbuki yapılan şey basit bir alaka kurularak kendi kafanızda dahi bir takım olguları oluştursanız pek bir şey değişmiyor. evrim teorisinde de genel yargılardan birine değinen harun yahya ve tayfasının saçmalıkları el üstünde tutulurken ve onların yöntemlerine benzer yöntemler kullanılınca haliyle bir analoji kurma gerekliliği doğuyor. nedir bu yöntemler? olmayana ergi ya da çürütme yöntemlerini kullanma. teorinin ilgi alanına girmeyen sorular sorarak tezi çürütmeye çalışmak. buna benzer şeyi ancak akıllı tasarımcılar ve onun kardeşleri olan harun yahya'lar yapıyor. ama en azından adamlar saçma dahi olsa bir tez ortaya atabiliyor. buna karşın bazıları bu yöntemin bir kısmını alıp "ben hiçbir teze karışmam" gibi anlamsız bir tutum sergilemesi. bu akılla ancak bir adım ilerleyebilirsiniz, oraya ilerledikten sonra da akıl tutulması uçurumunda aşağıya düşmektir. o zamanda "yer çekimi bir teoridir, yoktur." diye gezersiniz ortalıkta.
    2 ...
  24. 388.
  25. 389.
  26. hiçbir bilimsel bir teoriye kayıtsız şartsız iman yoktur. "ilerideki bulgular deneyimlerimi geliştirebilir ya da yok edebilir" sözünden sonra zaten yüz küsür yıldır kuram delik teşik edilmiş ve çürütülmesi bir yana daha çok güçlenmiş ve biyolojinin canlıya bakışındaki temel mantığı konumuna yükselmiştir. din penceresinden bakıp da aynı mantığı bilime sokmasın kimse, dindedir kayıtsız şartsız iman, bilimde değil. tez olmaktan çıkalı da 150 yıldan fazla oldu, ne tezi hala yahu?

    ayrıca 60 milyon önceki şuur çok merak ediliyorsa google'dan aratılır, yabancı dil varsa yabancı bilim kuruluşlarının sitelerinde, yoksa tübitak, odtü, ege gibi bilimsel inceleme yapan yerli üniversite ve bilim kuruluşlarında araştırılır, en olmadı önceki bu başlık altındaki sayfalarda bunların açıklamasına dair bir araştırma yapılır, başka sözlüklerde konu incelenir, gelip de buraya yazılmaz. ha eğer tüm bunlara rağmen yazılıyorsa bu merak filan değil art niyettir, hala histeriye tutulmaktır leydiz end centılmınz. o değil de, hala çürüten bilim kuruluşlarının makalelerinin koyulmasını bekliyorum ben buraya, unutulmasın bu, lütfen. öptüm, kib bye pls.
    2 ...
  27. 390.
  28. c.d.=charles darwin
    h.b.=herhangi biri

    c.d.=sen var ya maymun dan geliyon.
    h.b.=maymun neyden geliyo?
    c.d.=o da onun atasından.
    h.b.=peki onun atası neyden geliyo?
    c.d.=....
    h.b.=....
    c.d.=tek hücreli canlılardan.
    h.b.=ya tamam kardeşim de o nereden geliyo?
    c.d.=tamam hadi sen çakal çıktın, kandıramadım seni.

    gibi sığ diyaloglara sebep olan charles* saçması.
    4 ...
  29. 391.
  30. histerik saldırılara maruz kalan teori.

    (bkz: abiyogenez)
    (bkz: panspermia)

    hakkında merak edilenler için 3,5 lira karşılığında her ay bilim ve teknik dergisine başvurulması rica olunur.
    3 ...
  31. 392.
  32. kendileri evrim gecirmeyen bazilarinin anlamadigi, inanmadigi bilimsel teoridir. evrimi anlayabilmek icin evrim gecirmis olmak, beynin yeterince gelismis olmasi gerekmektedir maalesef.
    1 ...
  33. 393.
  34. - hey dostum, evrimleşme süreci durmuş.
    + e oğlum o zaman benim alnımdaki boynuz neyin nesi?
    - sakin ol dostum, açıklayabilirim.
    1 ...
  35. 394.
  36. aslında doğru olan bir teori, yanlış olsaydı bu kadar hayvan nasıl yazardı.

    not: tanım yok demeyin, illa fotosentez düzeyindekilere hitaben mi olacak entryler.
    1 ...
  37. 395.
  38. - hey dostum, evrim hakkında sürekli aynı şeyleri yazıyorum. saçmalıktır diyorum, allah var diyorum. para kazanıyorum.
    +peki ortaya saçmalıktan başka ne koyuyorsun?
    -sakin ol dostum, açıklayabilirim.
    3 ...
  39. 396.
  40. insanların nasıl büyüdüğünün biyokimyasını ve fizyolojisini bile çözememiş insanoğlunun en büyük kendini beğenmişlik gösterisidir evrim teorisi... Belki doğrudur, belki yanlıştır bu teori ancak kesin olan şey şu an itibariyle bunu kestirecek bilgilere sahip olmadığımızdır. Ne diyor çin'deki kök hücre tedavisi uygulayan hastahanenin doktorları ' bu yöntem işe yarıyor ama nasıl işlediğini tam olarak nalayabilmiş değiliz '. Daha gözleriyle gördüğü şeyleri açıklayamayan insanoğlu görmediği şeyler hakkında ne de güzel ahkam kesiyor, oturup izlenesi, ibretle gevrekleşilesidir.

    (bkz: kırk fırın ekmek yemek)
    0 ...
  41. 397.
  42. başka alanlarda objenin/fenomenin kusursuzluğunu yitirerek kendi ölümünü doğurması beklentisi evrim teorisi imanlılarınca bu kurama sadakat neviinden tersine işletilir. oysa doğrusu hatasızlığından-mükemmeliyetinden mülhem eskiyerek yok olmaktır. düzen böyle işliyor, şu anda da böyle. nonlinear kelimesini hiç duymuş muydunuz pardon? yok.. haa ezbere konuşuyorsun. 78 basımı lan o elindeki dingil. (artan/azalan hesaplaması yap bak doğruyu alacaksın eline)
    1 ...
  43. 398.
  44. savunanların ve karşı çıkanların aynı ataya sahip oldukları kanuni teori.
    (bkz: Australopithecus)
    3 ...
  45. 399.
  46. din gibi dogmatik bir düşünceye bağlı kalanların asla ve asla kabul etmediği teorem. halbuki her gecen gün bu teoride bir parça daha yerine oturuyor gibi görünüyor. mesela sanırsam 2004 yılında bulunan yarı insan - yarı maymun fosili gibi. yani bulunan fosil'in belden aşağısı insan, belden yukarısı maymun. yani evrim sürecindeki bir geçiş formunun fosili. Araştırmacılar, kalıntılarla ilk karşılaştıkların da bir cücenin ya da bir çocuğun izini bulduklarını düşünmüş; ama kafatasının yaşı ve yapısını inceledikten sonra, yeni bir türün kalıntılarını keşfettiklerini anlamışlar. Homo floresiensis; yani Flores insanı adı verilen fosil, insanoğlunun soy ağacına eklenen yeni bir tür olmasıyla kalmıyor; topu topu 18 bin yıl yaşında. Yani antropolijik açıdan gayet yakın bir döneme ait. "peki bu tür bize ne kadar yakın?" diye sorduğumuzda ise independent gazetesinin cevabı "o kadarda değil" oluyor. bu türün beyninin büyükçe bir portakal kadar olduğunu yazıyor. Ancak Homo Floresiensis de iki ayağı üzerinde yürüyor. Avusturalya ve Endonezyalı bilimadamları, Homo Floresiensis'in fiziksel ve zihinsel açıdan fazla donanımlı olmadığı halde yüzbinlerce yıl dünyanın bu bölgesinde türünü sürdürmesinden şaşkınlıkla bahsediyor. Modern insanın diğer akrabaları, örneğin Neandertaller ya da Homo Erectus türü, Afrika'dan yola çıkıp dünyaya yayılmış; ama Homo Sapien'lerin üstün zekası karşısında çok daha önceleri ortadan silinip gitmişlerdi. Bir metrelik Flores insanı'nın ise, muhtemelen 12 bin yıl önceki bir yanardağ patlamasına kadar, Endonezya'nın bu ücra köşesinde yaşadığı tahmin ediliyor.

    yani henüz ortada net birşeyler yok ancak dogmatik bir düşünce olan din taraftarlarının da hemen saldırıya geçmeye çalışmaktansa bu araştırmaların tamamlanmasını beklemeleri gerektiğini, varsa islam, hıristiyan, yahudi dünyasından da bilim adamlarının bu araştırmalara ışık tutulmasına yardım etmeleri gerektiğini düşünmekteyim. eğer haklı çıkarlarsa, haklı zaferlerinin gururunu yaşarlar. ancak bu şekilde darwin gibi bir dehaya hakaretlerle, "yalan onlar yalan inanmayın!" diye bağırmakla bir yere varamazlar kanımca. unutmayın hayatta en hakiki mürşit kapıcı hurşit değil; ilimdir,fendir.
    *
    2 ...
  47. 400.
  48. insanlar ''maymundan'' evrilmeyi hazmedemezken, kimse maymunların halini düşünmüyor.

    teori karşısında maymunlar şokta! dünya orangutanlar ve babun maymunları federasyonu sözcüsü bugünkü basın toplantısında ''biz nasıl bir canavar yarattık'' dedi.
    3 ...
© 2026 uludağ sözlük