abicim açın bir şahin k filmi. oturup izleyin bir on dakika. sonrasında emin olunki aklınızda hiçbir soru işareti kalmayacak. zaten şahin k filmlerinin hepsi belgesel tadında. national geographic hesabı..
tekrarlanmadığı için ya da tekrarlandı da biz keşfedemedik diye teori olandır. kesinleşmemiş tek yanı budur. ve tekrar tekrar: bir inanç meselesi değildir, bilimdir. bu yüzden ancak ve ancak bilimsel bir tartışmanın konusu olabilir.
yapay ortamda yoktan canlı oluşturulmuştur ve evrimle alakası yoktur. bilmeden konuşmamak lazımdır. kendini geliştirmek, aramak lazımdır. açıkladık o kadar ama nerdeeee okumak..
Evrim teorisini destekleyen bilim adamları (?) tarafından bile şüphe ile bakılan teoridir. Prof. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim, adlı kitabında yaşam için mutlaka var olması gereken temel proteinlerden yalnızca birinin (Sitokrom-C'nin) tesadüfen oluşması ihtimali, "..., bir maymunun daktiloda hiç yanlış yapmadan insanlık tarihini yazma olasılığı kadar azdır (maymunun rastgele tuşlara bastığını kabul ederek) der.
Edit: Bu bilim adamı (?) yani Ali Demirsoy yukarıda ki ifadeden sonra bir de şunu eklemiştir;
Bir Sitokrom-C'nin dizilimini oluşturmak için olasılık sıfır denecek kadar azdır. Yani canlılık eğer belirli bir dizilimi gerektiriyorsa, bu tüm evrende bir defa oluşacak kadar az olasılığa sahiptir, denebilir. Ya da oluşumunda bizim tanımlayamayacağımız doğaüstü güçler görev yapmıştır. Bu sonuncusunu kabul etmek bilimsel amaca uygun değildir. O halde birinci varsayımı irdelemek gerekir.
evrim teorisi adı üstünde teori olduğu için hala araştırılır,tartışılır.Ancak bazı insanların ''bu teorinin hiç bir haklı yönü yoktur,uydurmadır'' diye çıkışmaları o insanların kendi savundukları ideolojilerine olan güvensizliği yansıtmaktadır.
araştırmadan direkman eleştiren bu tip insanlara şunları sormak lazım:
-kara kaplumbağaları su kaplumbağalarının evrim geçirmiş hali değilmidir?
-Köpekler kurtların evrim geçirmiş hali değilmidir?Hala embriyolarıyla oynanıp yeni ırklar üretilmektedir.
-Insanlar niye çekik gözlü,zenci,sarışın vs farklılıklar gösteriyor?
bunlara benzer onlarca soru sorulabilir... (düz mantık sorular oldu ama bu sorular nede olsa araştırmayan ,düz mantık yaşayan insanlara...)
bilimsel teorinin; "Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü, nazariye" manasına geldiğini bilmeyen veya bunu okuyacak yaşa geldiği halde idrak edememiş bünyelerin, sürekli olarak bilimle alakası olmayan internet üzeri kurumlarda karalamaya çalışıldığı üzere; "daha teori canım, adı üstünde" şeklinde ıkındığı kuram.
ortada bir bilimsel teori var ise; o konu hakkında insanlığın bütün bilgi birikimi ve mantıklı görüşleri o yöndedir ah canım evladım diyesi gelir insanın bu tarz olayları görünce.
meşe odunuyla dalasım gelir aynı zamanda; cahil, cüveyla* ve ukala bünyelere.*
Adı üstünde de değildir, teori de değildir. Bu konuda kanıtlanacak herşey kanıtlanmıştır. Buradan sonrası anlamak istemekle istememek arasındaki farktır. Anlamak istemeyene de saygım vardır.
Ama evrim teorisinin yanlışlığını kanıtlayan hala üzerinde tartışılıyor olmasıysa, ne türban allahın emridir ne de kurban.
adem a.s. gibi yaratılıştan insan olan birinin neslinden gelmek yerine şebeği, maymunu, balığı, yılanı atası olarak görmeyi tercih eden, insanlık yerine hayvanlığı tercih eden kişilerin torisi.
bu teoriyi çürütecek olanların bir kere kafadan kullandığı iki retorik vardır:
1. baba zaten adı üstünde teori: Bu konuda verilecek cevap ise bre sen hipotez nedir bilir misin, teori nedir bilir misin, hayatında bir tane bilimsel ölçütler de makale yazdın mı cinsinden sallama sorulardır. Ziran bilim literatüründeki teori'yi kendi kafasından oluşturduğu idialarla bir tutan adamla fazla tartışmaya gerek yoktur. Bırakın kendisi "ehhehe sizin dedeniz maymundur" cinsinden mastürbasyon yapsın, eğlensin.
2. zaten bakın ali demirsoy'da yazmış milyarda bir, sıfıra yakın protein oluşması. Demekki ali demirsoy bile evrimi kabul etmiyor şeklinde yarım alıntılarla geliştirilmiş süper bilimsel olasılık hesaplarıdır. Verilecek cevap "şu milayrlık yıldız aleminde bu protein ne yazıkki tam da milyarda bir tam burada oluştu, başka yerde değil"dir.
kesinlikle henüz çürütülebilmiş bir teori değildir. bu bağlamda çokça girişim oldu. en son sav örneğin 1996 yılında ortaya atılan indirgenemez karmaşıklık teorisiydi. elbette, buna da gülünüp geçildi. aslında sorulması gereken soru şu: maksat evrim teorisini mi çürütmektir yoksa kendi inancını, dinini, görüşünü mü haklı çıkarmaktır?
şu varsayım oldukça saçmadır:
a: evrim teorisi (varsayalım) yanlıştır.
ergo (o halde)
b: tanrı varsayımı doğrudur, evet, tanrı vardır.
bakıyorsun açıklamaklara, science dergisindeki makalelere, farklı basamaklardaki evrilme muhabbetlerinin temellendirmeleri mantıklı geliyor. kanıt getirdiklerini öne sürüyorlar mantıklı geliyor; sonra yakın yıllarda bir adaya tıkılan kimi hayvanlar üzerinde yapılan uzun süreli deney sonuçlarının da "faydalı mutasyon"ların oluştuğunu ve o hayvanların kimi özellikler kazandığını filan söylüyorlar, kanıtları sunuyorlar mantıklı geliyor.
genel teoriler malum, insan en güçlüydü doğaya hükmetti, aklıyla taşı keskinleştirip vahşi hayvanatın böğrüne sapladı güçlüydü çünkü ezdi geçti...şimdi de gezegeninin defterini dürmekle meşgul karbondioksit salınımını arttırıcı girişimlerde bulunuyor.
peki. eyvallah.
bu insan bu kadar bilimsel gelişiminin yanında felsefesini neden geliştirip kendini çıkmaza soktu?
bilimsel anlamda evrilen insan, felsefi anlamda da varlığını sorgular hale gelebilecek gücü kime karşı üstünlük savaşına girmişken sahip oldu?
anlamsızlık ve boşunalıksa bu hayat neden bu kadar çeşitlilik gösterdi? ve insan bilinçsizce, tesadüfi anlamda evrilen bir organizmaysa; big bang'in varlığı nasıl oldu da 1400 yıl önce kuranda var oldu? o ayet de aslında insanlık gelişimi içinde yer alması gereken ve kimi toplumları uyuşturması için "evrilen" dinin "evrilmiş" bir ayetiydi de haberimiz yoktu?
kuranda geçen "biz sizi sudan yarattık" ibaresi yaratılışın özelliklerinden biriyse, amaçlı bir biçimde yaratılışta evrimin tanrısal bir yaratım süreci olması mümkün değil midir?
buna karşın adem ve havva dan insanoğlunun türediği ibaresi bir deneme midir? yaratıcı diğer canlıları yaratırken evrimle, insanoğlunu birdenbire yaratmıştır da bizi bu yolla mı sınamaktadır?
velhasıl hidrojen nasıl oluştu?
big bang i kanıtlayan tek bi ayete hayranlığımı gizleyemezken, bilimselliğin kanıtlama-çürütme "rasyonelliği" ardına sığınan art niyetli bişeyler-izm savunucuları neden evrimi sadece -izmlerine destek olacak araç olarak kullanıp, zaten karışık olan aklımı bulandırmaktalar?...
altına yazılan yorumları okudukça dudağımda hoş bir tebessüm bıraktıran ve karşıt görüş olarak karşısına sağlam bilimsel bir öneri getirilemeyen teori..ne demişler, cahillik ne bildiğini ya da bilmediğini bilmemektir..tek bir iyilik yapmayı kendime bu cahil arkadaşlar için görev biliyor ve (bkz: richard dawkins) (bkz: kör saatçi) (bkz: gen bencildir) diyerek bir daha kendilerini bu kadar komik duruma düşürmemelerini diliyorum..
nasrettin hoca'nın "dünyanın merkezi akşehirdir, inanmazsanız ölçün" mantığıyla savunulmakta olan bir zırvadır. kanıtlanamamış olan bu iddiaları kabul etmeyenlerden aaksine delil getirmeleri bile istenebilmektedir. zaten bu teoriyi zırvalayan darwin namlı şahsın de gözün evrimi ile ilgili sözleri içinde bulunduğu çıkmazı göstermektedir. evrim teorisi gözün evrimini açıklayamamaktadır. çünkü gözdeki en ufak bir eksiklik gözün fonksiyonunu yitirmesine neden olmaktadır. o zaman göz son halini almadan önce hangi öğresi eksikti sorusunun cevabı zırva düzeyinde dahi olsa verilememektedir. sonuçta bu zırvalar imansızlığın sembolü olarak tarihteki yerini almaktadır. kanıtlanamamış olması, hatta gözün evrim modelinin olmayışı vb. konular bu imansızlara fazlasıyla batmaktadır.
malesef hiç bir zaman hak ettiği bilimsel tartışma ortamını yakalayamayan bilimsel teoridir.
sovyetlerde bilimsel bir kanunmuş gibi okutuldu. dinin hakim olduğu ülkelerde ise kökten çöpe atılması gereken zırva olarak insanlara anlatıldı.
inananların çoğu evrim teorisini harun yahyadan okumuşlardır. yani teoriyi reddetmek için yazılan bir kitaptan teoriyi öğrenmek çok akıllıca zaten....
ama korkmasınlar boşuna.. çünkü eğer bir gun evrim teorisi kanunlaşırsa , inançlılar o muazzam kıvırma yetenekleriyle " zaten tanrı insanı evrimleştirerek yarattı" deyip kıvırabilirler.
sonuç olarak bu bir bilimsel teoridir. evrenin varoluşuna " tanrı ol dedi ve her şey oldu" gibi bir açıklamadansa , teori de olsa bilimsel olan evrim teorisini kabullenmek daha bilimsel ve daha mantıklıdır.
gerçekten tam olarak dürüst olarak hiçbir zaman tartışılmayacağını düşündüğüm teoridir. ama sonuç ne olursa olsun bu benim için "yaratıcı bir güç" ün olmadığı anlamına gelmez. ben evrim teorisini kabul etmeyeceksem onun bütün savlarını çürüten deliller bulmalıyım. pek çok delil vardır ama hala embryoların birbirine benzemesi, kuyruk sokumu vs. gibi şeyler için mantıklı bir cevap bulabilmiş değilim.
diyelim ki bir gün evrim teorisi yüzde yüz kanıtlandı ve bir kanun niteliği taşıdı. bu benim inancıma zarar vermeyecek. ben inanç sahiplerinin bu kadar korkmasını anlayamıyorum. evet kuran da "biz insanı çamurdan" yarattık sözü geçer. ama kimse bu çamurun "evrim teorisinde ilk canlılığın oluşmasını anlatan, yaşamın bir su birikintisinde oluştuğu" kuramını anlattığını düşünmez. oradaki çamur pek ala bunu anlatabilir. yani insan "bir anda" yaratıldı ya da yaratılmadı diye bir kanır yok ortada. oradaki "çamur" kelimesi pek çok anlamda olabilir.
ha diyelim ki suyun içinde canlılığın başlangıcını sağlayan tanrı. tanrı sonuçta evrimi tetikleyen güç. peki onun evrimi tetiklemesi onun büyüklüğüne laf getirir mi? getirmez. insanı nasıl yaratırsa yaratsın bizim ona göre "tanrı olsaydı böyle yaratmazdı" gibisinden bir söz söylemeye hakkımız yoktur.
insanların büyük kısmının sadece "maymundan gelme" kısmına takılıp kaldığı, bir türlü özünü anlamaya çalışmadığı, dünya tarihinin en önemli teorilerinden biri. tamam kardeşim, siz aslandan geliyorsunuz, kabul...