üniversite şehridir, kızılcıklı denilen yerine başka bir takımın formasıyla girerseniz sağlığınızı tehlikeye atarsınız. kış mevsiminde çok güzel olan yerdir aynı zamanda.
güneş - yağmur - soğuk - üçgeninde dönen havasıyla beni çarpmıştır, vize zamanı hasta olduk, burnumu sile sile sınava girmek ve güneşli günde grip olmayı bu şehirde yaşadım.
30 yaşına kadar yaşamın harika olduğunu hissettiren ama 30'unuzu geçtikten sonra çevredeki genç nesile bakarak kendinizi olduğunuzdan daha yaşlı hissetmenize sebebiyet veren şehirdir.
Mutlaka kendi takımınızı (bkz: Eskişehirspor)ile maç yaparken Eskişehirspor tarafında izlemenizi gerektiren şehirdir.
Şehirde alkol satış oranı gayet başarılıdır ve öğrenciliğinizi yaşamanız gereken bir numaralı şehirdir.
Tek eksiği plajı derken (bkz: Yılmaz Büyükerşen)tarafından eksiksiz bırakılan şehirdir.
daha geçen hafta kar fırtına ayaz bilmem ne şu son günlerde müthiş bir hava insanın içini kıpır kıpır eden, başlerım kpss'sine ales'ine üds'sine dedirten cinsten...
ahh beni bu güzel havalar mahfetti.
bu aralar biraz sıkıldığım şehir. bilmiyorum neden normalde havası, insanlarının belli bi kısmı iyidir hoştur ama bu aralar her türlü ortamı, okulu, tramvayı, çarşısı, doktorları, karı, soğuğu bi itici gelmeye başladı bana. belki de ben biraz kendim öyle hissettiğim için olsa gerek. ama güzeldir ya eskişehir. umarım havalar açılınca rahata ereriz biraz.
cocuklugumun gectigi ancak o döneme göre epey degismis sehir. on yilin ardindan kürkcü dükkani misali döndügümde kendimi bi türlü ait hissedemedigim ve muhtemelen yine uzaklasacagim sehir. carsi kisminin insanlarina dar geldigi sehir. yoksa doktorlar caddesinde, esparktaki bu insan kalabaliginin baska bi aciklamasi olamaz. hayir o köprü insan selinden cökecek bi gün. bi pazar sabahi bunca insan ne yapiyor, nereye yürüyor sorusunu akla getirir.
ayrica heykel cöplügüne döndürmüsler. o kadar heykel arasindan atatürk heykelini secmek mümkün degil, dikkatlice bakmaniz gerek
ancak kentpark, sazova gibi kosulabilecek, temiz havaya doyabileceginiz, ic ferahlatan mekanlar yapilmasi sahane olmus.
avrupa kentlerine nasil benzettiklerini ise hic anlamiyorum. bi kanal ve tramvayla olcak bisey degil. bi milano'ya baktigimizda porsuk navigli'den cok daha temizdir. ancak navigli'nin iki yanina baktiginizdaki o tarihi dokuyu, yüzyillardir nefes alan binalari göremezsiniz burda. sadece apartmanlar...
ha bir de bu basi bos dolasan küpeli köpekleri yok mu?? offf..
kücük olmasina ragmen yine de sevimli bir cehresi olan, aileyi/cocuklugumu hatirlatan, dönüp siginabilecegim bir yuva bir süreligine.
kürtlerin istilasına uğramış memleketim.gerçekten doğudan çok fazla göç almakta ve yılların eskişehirlisi havalarına yatmalarına sinir olmaktadır insan.
20 yaşında üniversiteyi kazanıp öğretimime devam ettiğim şehirdir. daha 2 senedir burda olmama rağmen beni kendine aşık eden yerdir.
tambir öğrenci şehridir sokaklarda gençlerin daha fazla olduğu yerdir. insanları biraz soğuk ve katı olsada şehir herşeyiyle bir bütündür. herkezin yani büyük bir çoğunluk eskişehirsporlu olduğu yerdir ve diğer takımlara tahammül bile etmezler başka tamın formasını giymek dayak yemek için yeterli olduğu yerdir.
üniversite caddesi , doktorlar caddesi , adalar ,odunpazarı ,şelalepark , kentpark ünlü yerleridir
ve tabiki yapay denizide unutmuyalım dünyada tekdir
gün geçtikçe dışardan aldığı göçlerle çehresi değişen şehirdir.
cafe bar sahipleri güneydoğu kökenli olmaya başlamış, inşaat sektörü keza yine güneydoğuluların eline geçmiştir.
Hiçbir fonksiyonu olmadığı için *üniversite kentine döndürülmüştür.Yaşayan kişiler ikiye ayrılır büyükerşeni sevenler ve sevmeyenler her gittiğiniz ortamda buna rastlayabilirsiniz.ama büyükerşen sevmeyenler daha azınlıktadır.