hayatımın en kötü zamanları geçirdiğim ve hala geçirmekte olduğum şehir.
belki istanbul bile bu kadar üzerime gelmeyecek diye oralara kaçasım var. uzaklara çok uzaklara.
bir bursalının can çekiştiği şehir.
ama tüm bunlara ragmen, gezilip görülesi öğrencilerin pek eglendiği hoş bir şehir.
ama anılar kötü olduğu sürece ne fark eder ki? yazan:şehirleri şehir yapan anılardır diyen bir suser.
gaz dağıtımından teknik bir arıza yüzünden dolayı şehrin bir kısmının donmakta olduğu şehir. sen naptın be yurdumun naçizane esgaz firması burası anlı şanlı buz diyarı eskişehir. bir yılbaşı gecesine sayelerinde donarak girdik.
biilkente geldikten sonra adını daha çok duymaya başladığım tanıştığım kişilerin sürekli eskişehirli çıkmasından sonra oha bu kadar çok mu eskişehirli var demeye başldığım şehir.
iddia edildiği gibi kar altında olmayan şehirdir. bir süre kar yağmıştır, doğrudur fakat duralı saatler olmuştur, yerde kar bulunmamaktadır; birkaç kar tanesini göz ardı edersek tabi.
Şehir merkezi hariç ilcelerinde muazzam kar yağışı vardır. Merkezde kar olmamasinin sebebi şehire yapılan çok sayidaki yapay göllerdir. kar yüklü bulutlarin şehire girisini engelliyor lakin bu göller başka ihtiyaçları sağlıyor. daha da bu şehirde yarım
metre kar beklemeyin.
uzaktayken özlemi daha da artan şehirdir. ben içerisinde de özlüyordum. herhalde sebebi anlaşılmaz miacımı her yere sürüklememdi.
konu dağılmadan, geçmişine arkasını dönmeyen, geleceğine umutla bakan şehirdir eskişehir. kaybolmak için elverişlidir, yurdun dört bir yanından gelenlerin arasında kalabalığa karışmamak imkansızdır. kafa dinleme limanı sayılabilir bir anlamda.
okumak amacıyla sınırına giren öğrenciler, başlangıçta şu evrelerden geçer:
- heyecan: eskişehir'e ilk gelen adamın heyecanı yüzünden okunur. geçen uçaklara falan hayretle bakar.
- ortam yabancılığı: 222 park'a (eskiden doors park idi hey hey), buda'ya, hayal'e ve tabii ki barlar sokağı'ndaki çoğu mekana gitme eşiğinden geçilir, yol yordam öğrenilir. komik durumlara düşülür.
- ortamlara alışma eşiği: ortamlara yavaş yavaş alışılmış, sınıftaki/fakültedeki er/hatun kişilere bu ortamlar tanıtılıp hava atılmıştır.
- ilk sevgili: genellikle içki ortamlarında temelleri atılır. bir dönem veya 2 dönem sürer. yazın herkes kendi yoluna gittiğinde ayrılınır.
- ilk sevgiliyi atlatma evresi: yaz biter, kampüse gelinince ilk sevgiliyle geçirilen zamanlar akla gelir, hüzünlenilir. hiçbir zaman unutulmaz diye düşünülür fakat 5 dk sonra bu düşünce -ve doğal olarak ilk sevgili- unutulur çünkü fakülteye yeni, tecrübesiz, kütür kütür er/hatun kişiler gelmiştir.
- eve çıkma çabaları: "olm/kızım ne güzel olur (la) eve çıksak!?" diye başlayan cümlenin eşiğinde çalışmalara başlanır. ilk seferde toplanan ve eve çıkan öğrenci grubu sayısı çok azdır, ya aileden yan çizerler ya da güven/para sorunları oluşur.
- eve çıkılmasının ardından house party triplerine girmek: "ya önce bizde demleniriz, hem x gitar da çalıyor çalar söyleriz, belki dışarı çıkmaya gerek bile kalmaz" dış sesiyle ve "belki ortamda bafileme eylemi de gerçekleşebilir" iç sesiyle eve bi dünya adam davet edilir. şiddetli hangover'lar, efsane dağınıklıklar sonrasında bu ortamlar bozulur; fakat bu ortamların bozulmasının sebebi o grupta yaşanan ikili ilişkilerdir.
su konusunda biraz garip şehir. çeşme suyu zehir gibidir. ayrıca kontörlü sistem vardır. suyun bittiğini büyük taalet eyleminizim ortasında veya duşta fark edebilir<zhhxjck
neyse asıl mesele bugün su yükleme sırasındaki köpekli kız bunu okuyasan bana dön. dön lan lütfen.
türkiye' nin en pis üşüten şehridir. belki de sırf o yüzden sobaları ile meşhurdur. havası bir yana suyu da bir o kadar serttir. tadı ve kokusunu tarif edecek olursak paslı bir demir kap içerisinde bir yıl bekletilmiş su gibidir. içmek bir yana, duş aldığınızın ertesi günü saçlarınız avuç avuç dökülecektir.
ne doğru düzgün yağmur ne de kar yağar bu şehre. çok kuraktır. elbette bunlar allah vergisi ama kulun yaptığı hemen hemen hiç bir şey yoktur bu şehre. merkez itibari ile çok küçük bir alanı kaplar. şehir ova üzerine kurulduğu için dairesel olarak büyür. ilk kurulduğu yer şarhöyük mahallesi, osmanlı zamanı ise odunpazarı' dır.
otobüs ya da dolmuşla yolculuğunuz en fazla 15 dakika sürmesine rağmen, diğer büyük şehirlerdeki ulaşım ücretleri ile aynı miktarda ödeme yaparsınız. yani ulaşım aşırı pahalıdır. son yıllara bir de tramvay sevdası çıkmıştır ama bu aracın turistik gezi dışında kullanım alanı yok gibidir. çünkü yürüme hızından birazcık daha hızlıdır.
kısacası çok yaşanacak bir şehir değildir ama henüz yirmili yaşlarda ve öğrenciyseniz tadından yenmeyebilir. cebiniz biraz para görünce yüzüne bakmaz hatta adını bile unutursunuz. doğduğunuz şehir olsa dahi...
cidden o kadar bir öğrenci kenti haline gelmiştir ki, 40 yaşına merdiven dayayan adamların bile sonradan doktora hevesi ile yandıkları görülmektedir. *