türkiye'de üniversite okumak için en ideal şehirdir. Diğer büyük şehirlere kafa tutacak seviyede kültür-sanat etkinliklerine, mükemmel çevre düzenlemesine, öğrenci hayatını sindirmiş bir halka, iki adet kaliteli üniversiteye, diğer şehirlerde olmayan süper bir barlar sokağına sahip sosyal ve doğal bir şehirdir. Ayrıca yaşam ucuzdur bu nadide şehirde...
bu memleketimizin insanları nedendir bilinmez ama her gittikleri yerde memleketlerini öve öve bitiremezler. vesselam güzel şehirdir fakat abartmayalım lütfen.
Memleket...şimdi buz gibidir. Porsuknazlı nazlı akıyordur. Savaş caddesi (öğretmenler caddesi) mevkii liseli öğrencilerle doludur. Cumhuriyetin önünde meslek liseli ergenler. Gazi lisesin önünde sevgilisini bekleyen erkekler. Vilayet...Her nekadar evrak kokusuda gelsede kapısından o eski binanın görüntüsünü görsem keşke. Gerçi önünden kocaman bir demir yığını makina geçirdiler. Ama meydanda yürürken kimse görmez o ESTRAMsaçmalığını oralarda. O da ne! hamamyoluna bir kaç adım kalmış. Gerçi ortasından girdik sağa mı dönsem sola mı? Sağa dönüp geri dönmek en iyi fikir. Köşedeki dondurmacıdan dondurma alıp Yediler parkında soluklanmak. Haydi kalk dostum Karakedi Bozacısı'na kadar yürüyelim. Yürürken sağa sola bakınalım. Hava soğuk sokak ortasında oturmuş memleket hasreti çeken alamancılar yok ama bu cadde hep kalabalık arkadaş! Ne var burda neden geliyoruz ki? Bilmiyorum hacı Hamamyoluburası. Neden beklemez...Ne çabuk bitti yol kahvecilerin çıngırtıları geliyor bak. Mis gibide kahve kokuyor. Birde yandaki hamamın hamam kokusu. Belkide güzel kokan bu ikisinin karışımı. Boza evet. Bu kadar yoldan sonra boza içmeliyiz. işte mekan burası. Bozalar benden. Ama ikinci bardak senden! Ne ? Adalarmı dedin ? Az sonra oradayız bak geldik bile. Ama burası bir arka sokağı. Hemen sağdan döneceğiz. Köşedeki dönercilerin gürültülerini sevmiyorum. Lise yıllarından kalma kazık yemişliğim vardır. Orası ölü nokta es geçmek gerek. Bundan sonrasını anlatamayacağım. Herkes için adalar farklıdır, başkadır. Benim adalarım içimde gizli. Belki lunapark zamanından kalma. istasyondan gelen melodi kızılcıklısemalarında. Nekadar bina olsada geliyor işte sesi. Ben duyuyorum. istanbul'dan bile duyuyorum...
geceleri bok kokan,
yağmur yağdığında çamur deryasına dönen,
düzgün bir altyapısı olmayan,
şebeke suyunun pis olması yıkanmaya bile müsait değil,
kağnı gibi bir tramvayı olan,
trafik düzeninin olmadığı,
asfalt atamayan bir belediyenin,
sabahları sokakları kusmuklarla kaplanan,
sokak köpeklerinin sürülerle dolaştığı,
hava kirliliğinin had safhada olduğu,
kaldırımlarının darmadağın, çukularla dolu olduğu,
liselilerin hepsinin kız erkek apaçi olduğu,
türkiyenin en pahalı şehir içi ulaşım bedeli olan,
şu anda hava kirliliğine bile razı olabileceğim canım şehirdir. şehrin o muhteşem hareketliliği hat safhadadır. sokaklar 18-25 yaş arası gençlerden geçilmez. sinema anadolu, tiyatro anadolu, şehir tiyatroları kıpır kıpırdır. hiçbir yerde bira barlar sokağındaki kadar güzel geçemez gırtlağınızdan. yılmaz büyükerşen, daha yeni balmumu heykel müzesi açmış. ah orada olsam kaçırır mıydım?... o buz gibi havada sokaklarda yürürken bazen sevdiğiniz diğer şehre aklınız gider ama eskişehir'in aşkı vazgeçilemezdir.
cidden o kadar bir öğrenci kenti haline gelmiştir ki, 40 yaşına merdiven dayayan adamların bile sonradan doktora hevesi ile yandıkları görülmektedir. *
türkiye' nin en pis üşüten şehridir. belki de sırf o yüzden sobaları ile meşhurdur. havası bir yana suyu da bir o kadar serttir. tadı ve kokusunu tarif edecek olursak paslı bir demir kap içerisinde bir yıl bekletilmiş su gibidir. içmek bir yana, duş aldığınızın ertesi günü saçlarınız avuç avuç dökülecektir.
ne doğru düzgün yağmur ne de kar yağar bu şehre. çok kuraktır. elbette bunlar allah vergisi ama kulun yaptığı hemen hemen hiç bir şey yoktur bu şehre. merkez itibari ile çok küçük bir alanı kaplar. şehir ova üzerine kurulduğu için dairesel olarak büyür. ilk kurulduğu yer şarhöyük mahallesi, osmanlı zamanı ise odunpazarı' dır.
otobüs ya da dolmuşla yolculuğunuz en fazla 15 dakika sürmesine rağmen, diğer büyük şehirlerdeki ulaşım ücretleri ile aynı miktarda ödeme yaparsınız. yani ulaşım aşırı pahalıdır. son yıllara bir de tramvay sevdası çıkmıştır ama bu aracın turistik gezi dışında kullanım alanı yok gibidir. çünkü yürüme hızından birazcık daha hızlıdır.
kısacası çok yaşanacak bir şehir değildir ama henüz yirmili yaşlarda ve öğrenciyseniz tadından yenmeyebilir. cebiniz biraz para görünce yüzüne bakmaz hatta adını bile unutursunuz. doğduğunuz şehir olsa dahi...
su konusunda biraz garip şehir. çeşme suyu zehir gibidir. ayrıca kontörlü sistem vardır. suyun bittiğini büyük taalet eyleminizim ortasında veya duşta fark edebilir<zhhxjck
neyse asıl mesele bugün su yükleme sırasındaki köpekli kız bunu okuyasan bana dön. dön lan lütfen.
okumak amacıyla sınırına giren öğrenciler, başlangıçta şu evrelerden geçer:
- heyecan: eskişehir'e ilk gelen adamın heyecanı yüzünden okunur. geçen uçaklara falan hayretle bakar.
- ortam yabancılığı: 222 park'a (eskiden doors park idi hey hey), buda'ya, hayal'e ve tabii ki barlar sokağı'ndaki çoğu mekana gitme eşiğinden geçilir, yol yordam öğrenilir. komik durumlara düşülür.
- ortamlara alışma eşiği: ortamlara yavaş yavaş alışılmış, sınıftaki/fakültedeki er/hatun kişilere bu ortamlar tanıtılıp hava atılmıştır.
- ilk sevgili: genellikle içki ortamlarında temelleri atılır. bir dönem veya 2 dönem sürer. yazın herkes kendi yoluna gittiğinde ayrılınır.
- ilk sevgiliyi atlatma evresi: yaz biter, kampüse gelinince ilk sevgiliyle geçirilen zamanlar akla gelir, hüzünlenilir. hiçbir zaman unutulmaz diye düşünülür fakat 5 dk sonra bu düşünce -ve doğal olarak ilk sevgili- unutulur çünkü fakülteye yeni, tecrübesiz, kütür kütür er/hatun kişiler gelmiştir.
- eve çıkma çabaları: "olm/kızım ne güzel olur (la) eve çıksak!?" diye başlayan cümlenin eşiğinde çalışmalara başlanır. ilk seferde toplanan ve eve çıkan öğrenci grubu sayısı çok azdır, ya aileden yan çizerler ya da güven/para sorunları oluşur.
- eve çıkılmasının ardından house party triplerine girmek: "ya önce bizde demleniriz, hem x gitar da çalıyor çalar söyleriz, belki dışarı çıkmaya gerek bile kalmaz" dış sesiyle ve "belki ortamda bafileme eylemi de gerçekleşebilir" iç sesiyle eve bi dünya adam davet edilir. şiddetli hangover'lar, efsane dağınıklıklar sonrasında bu ortamlar bozulur; fakat bu ortamların bozulmasının sebebi o grupta yaşanan ikili ilişkilerdir.