her görüldüğünde onunla olan birsürü anının bir daha olmayacağı üzüntüsü yaşatan, bunu birine söylediğimde mal mısın lan olur mu öyle şey diyorlar. tamam yine birsürü şey yaşıyacağım ama sonrakilerde o olmicak işte. bunu kabullenmek gerek ama çok zor.
"Dikkatsizlik ederek düşürüp kırdığın
sevdiğin kişinin izlerini taşıyan; senin için değerli
bir nesneyi, parçalarını tek tek toplayıp, dikkatle
saatlerce uğraşarak, özel olarak aldığın bir zamkla yapıştırıp onardığında,
ortaya orası burası
eksik gedik, yamru yumru bir şey çıkar.
Ama eskisinden de daha değerlidir artık;
bazen hiç eskimeyen, bazen unutmuşsun gibi yapan, bazense hiç akıldan çıkmayan bir rüyayla bile hayatına tekrar giren sevgilidir.
bazen mekanlarda saklanıyorsun, şehirlerde bir yerde aniden karşıma çıkıyorsun. yazık çok yazık, seni tekrar hatırlamak tamamen unutup nefrete dönüşmüşken. yıllar önce geldiğimiz bir şehrin bir caddesine giriyorum ve karşımda o yıllardaki halım çıkıyor o tedirgin haliyle. bakıyorum ona, tanıyamıyorum bir an çok genç, korkulu gözlerle bakıyor bana. deja vu oluyorum bir an, o yıla geri dönüyorum, o ana.
sabahın bir köründe, uykusuz, yorgun bir şekilde yürürken birden kaldığımız o teli görüp, duraklıyorum. ikinci gelişimizde arayıp da bulamadığımız otel birden karşıma dikiliveriyor ben burdayım diyerek. duraksıyorum, royal anka otel bak burda da bi otel varmış diyor yanımdaki, ben hala ötele bakıyorum, evet varmış diyorum. yıllar önce odasından, sen uyurken, sigara dumanları yükselirken şehre bakıp, iste burası benim yaşayacağım şehir diyorum. sen uyuyorsun öylece, seni bilmem ama ben kesin gelicem diyorum. dediğim gibi geldim de, ama sen yoksun desem yalan olur. her sokaktan karşıma çıkacak gibisin hayaletin bu şehirde.
içimde karşı konulamaz bir istek var, sesini duymalıyım, seninle konuşmalıyım. hayatında biri olduğunu, beni unutamadığını ve bu yüzden de ondan ayrıldığını dolaylı yollardan bilsem de gel demeye mecalim yok. once ne senin ne de başkasının hayatını mahvetmek istemiyorum ve elim telefona gidiyor. o hiç unutmadığım numaranı girip mesaj kısmına giriyorum, sesini duymak istemiştim ama sesini duyacak mecalim yok. kısa mesaj kısma girip, direkt soruyu soruyorum. aylar sonra söylecek tonlarca şey varken sana biriktirdiğim, şu soruyu sorabiliyorum sadece;
ne kadar uzun bir geçmişe sahip olursanız olun artık onu hiç tanımadığınızı farkettiğiniz an içinde sevgili sıfatı bile kalmayacak sadece eski olacaktır.
Andığında bile içinde bir duygu karmaşası yaşanan, kalbinin beynini alt ettiği ve üstüne çıkıp hayır ben ağır basıyorum dediği çok fazla maneviyat içeren durum.
özlemiyorum eskisi gibi.
aklıma daha az düşer oldun.
her gece seninle uyuyup her sabah sana uyanmıyorum artık.
her şarkıda seni dinlemiyorum.
küçük bir çocuğun bakışlarında seni aramıyor gözlerim.
hem kalbime hem de aklıma senin benim kaderim olmadığın gerçeğini anlattım.
şimdi suskunluğunun, esaretinin, kimsesizliğinin ... borcunu ödüyorsun bensiz.
hakkında şiir yazmaya değmeyecek kadar itici.
siktirsin gitsin af edersin.
arkasından küfür etmek yakışmaz bilirim...
siktirsin gitsin af edersin.
bilirim evet.
siktirsin gitsin.
bilirim.
siktirsin.
arkadaş kalınamayacak kişidir. istisnalar kaideyi bozmaz. benimde var istisnam. üstünden baya zaman geçtiği için arkadaş kalabildik. başlarda olmadı tabi.
Eğer her gün görmek zorunda kalmayacak iseniz çok da sorun olmayan ve zamanla unutulacak olan kişidir. Kimler gelip geçiyor, o mu unutulmayacak diye düşünmek gayet mantıklıdır bu konuda. Ama aynı mekanı paylaşmak durumundaysanız diğer duruma göre kişisine göre daha zor olabilcek olan durumdur. Kişinin ne kadar takıntılı yahut rahat biri olmasına göre değişen zorluktur.
evlendiğini öğrenirsiniz ki en acısı bunu öğrendiğiniz kişiye iyi insandı mutlu olsun demenizdir. bir zamanlar aşık olduğunuz yıllarınızı verdiğiniz insan başkasının olmuştur ama adam olduğunuzu, onun kaybettiğini gösteren verdiğiniz bu tepki olacaktır.
artık hakkında kötü konuşmamamız gereken insan. evet, bize çok çektirdiler, hakkımız değildi bazı şeyleri yaşamak ama yine de kötü kelimelerle anmayalım mına kodumun çocuklarını.
yalnızca bir tanesi yaşadığınız müddetçe hatırlanacak olandır. hep bir "acaba"nın muhattabı olacaktır. o bilsin bilmesin, inansın buna ya da inanmasın fark eder mi.
bir de şarkılar var. bazı şarkılar..yürüyemediğiniz yollarda yalnız başınıza yürürken ve o şarkılar varken kulağınızda belki siz de onun aklından geçersiniz..bu kadarı kimseyi incitmez herhalde.